Sadece bizim köyün eski imamının oğlu benim çocukluk arkadaşım ve çocukken köydeki ortak arkadaşlara demiş ve içlerinden biri bana onun bende gözü olduğunu demişti. İlkokuldan beri hiç görüşmedik, denk de gelmedim. Unuttum hatta bu durumu. Sonra üniversite zamanı imamın eşi anneannem ve dedemin yanına gelip gitmeye başlamış. Ben, üniversite ikinci sınıfa giderken de anneannemin beyni pıhtı attı. Şu an hâlâ yaşıyor. Çünkü normalde yaşamaz dediler ama kendini düzgün ifade edemiyor. İsimleri karıştırıyor ve yatalak. Neyse... Konu bu değil. İmamın eşi gelirken o benden hoşlanan oğlu da gelmiş. Bu defa da annem ve teyzeme onca zaman sonra benden hoşlanmış olduğunu demiş. Bilhassa teyzem bayağı bir takılıp durdu ama en son onu bozdum. Cidden iyi bir insan ama ortak çevrem ve annem, teyzemden mi hoşlanıyor da onlara deyip duruyor? Bana desin. Bir şey hissetmiyorum ama belki zamana bıraksa zaman geçirip daha iyi tanıdıkça olabilir de. Hem onun özgünsizliği hem benim onu o gözle görmemem sonucu sonuç nanay.
Yine teyzem İstanbul'da yanımda gördüğü bir arkadaşımla ilgili de takılıp durmuştu. O arkadaşımın eski sevgilisi. O arkadaşım da benim lisede en yakın arkadaşım idi. Şu an eskisi gibi samimi değiliz. Araya soğukluk girdi ve arkadaşım da lise sonrasında evlendi. Evlendiği için olabilir de o gözle ona da hiç bakmadım.
Her neyse... Teyzemi ona takıl buna takıl bozduğum için artık en son "Daha sana takılmam." diyordu. Öğrenmiş olmasına sevindim.
Harici olarak akraba değil, babamın asker arkadaşı vardı. Onun da yanına en son gittiğimde küçük oğlu için "Sen istemedin." diyordu. Ben küçüktüm ve oğlunun sevgilisi vardı. O kızla da evlenmiş. Ne yapayım? Araya kara kedi olarak mı gireyim? Başkasının mutsuzluğu üstüne mutluluk kurmaya çalışırdım artık.