Evlilik iki karşı cinsin ve iki farklı insanın bir evde yaşama sanatı ve ben bunun üstesinden gelemiyorum. Sırrı nedir?

Eşimle severek evlendik. 7 yıldır da evliyiz. Onun merhametini, zekasını, karakterli oluşunu sevdim. Fakat aynı evde yaşamak sandığım kadar kolay değilmiş. Evliliğin ilk zamanlarında diş fırçalamaması, bir tişörtü bir ay giyebilmesi, açtığı çorapları takip etmemesi ve her yerden çoraplarının çıkması, kahvaltıda yediğimiz (kabında olan reçel gibi) bıçakla sürmek yerine ekmekle banmadı gibi şeyler minik krizlere sebebiyet veriyordu. Halen daha krizlerimiz devam ediyor ve bu sefer kendini savunuyor utanmak yerine. Mesela nasıl göründüğüyle hiç ilgilenmiyor (eski Veya yırtık kıyafetle misafirliğe vs gidebilmek, saçlarını taramaması ve aşırı dağınık bir görüntü gibi) yaşı genç olmasına rağmen fazla gelişigüzel yaşıyor. Mesleği gereği seçkin insanlarla ortamda fakat ortamda onu inşaat işçisi, tamirle, temizlikle ilgileniyor zannedebilirsiniz. Asla yadırgamıyorum öyle bir iş de yapabilirdi. Fakat öyle işte çalıştığı halde şartlar buna müsait olmasa bile derli toplu, saçı başı taranmış çok insan gördüm etrafımda. Bakımlı olmalı gibi bir beklentim yok. Ama saçların taranması, dişlerin fırçalanması, ter kokmadan banyo yapılmalı, tertipli giymeli bir erkek. Artık ben söylenmeye o da tahammül göstermemeye başladı ve krizlerimiz kavgalara dönüştü. Onun bu durumundan dolayı saygı duymakta da güçlük çekiyorum. Benim bedenim benim hayatım karışma diyor. Terapiste gidelim diyorum kabul etmiyor. Basit gibi görünse de bu durumdan çok bunalıyorum.

Evlilik iki karşı cinsin ve iki farklı insanın bir evde yaşama sanatı ve ben bunun üstesinden gelemiyorum. Sırrı nedir?
Cevapla