Ne kadar zaman geçerse geçsin, kimse kimseyi unutamıyor. Zaman bir şeyleri unutturmak yerine, alıştırıyor. İstesen de istemesen de mecburen alışıyorsun. Çünkü hayat sana, alışmaktan başka seçenek bırakmıyor. İçinde yok etmiyor ama var olduğunu da hissetmiyorsun tamamıyla. Gidenle gidilmiyor, ölenle ölünmüyor ama kalınca yaşamak zorunda bırakıyor seni. Ve o zaman anlıyorsun ki, alışmaktan daha zor bir şey varsa o da, kaldığın yerden yaşamaya çalışmaktır. Bunu anlatamazsın, izah edemezsin sadece yaşarsıin. ve yeni kitaplar şiirler yazmakdan alı koyma kendini sen var oldugun sürece kalemin elinde olucak..
Birini özlemek fakat affetmemek farklı hislerdir. Özlemin nedeni sevgidir, kişiyi affetmemek ya da edememek bunu değiştirmeyebilir, affedilmeyene özlem duyulabilir.
Nefret duyuyorsa özlemez. Kırgınlık, kızgınlık halinde özlem duyulabilir. Affedilmeyecek biri olması özlem duyulmaya değer biri olmadığını göstermez. Ufak hatalarla da insan silebiliyoruz. Sevsek, değer versek de affedemiyor olup özlem duygusu çekebiliyoruz. Sanırım insanlar özlem duyma konusunda biraz fazla zayıf. Ne yaşanırsa yaşansın insanlar arasında devamlılığı olan bir duygu varsa bu kesinlikle özlem duygusudur. Herkes alıştığı, aylarını, yıllarını verdiği bir insanı özler. İnsanın doğasında var bu. Sadece kimileri özlemini içinde yaşar, kimileri de duygularını dışarıya vurur...
Özler, özlüyorum. Geçmişe gitmek ister, eskisi gibi olmak ister ama onun dediklerini kendine yediremez, yaptıklarını affedemez, yine de içinde kalır o örtülü sevgi