7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

İlk gün her şey tamamı ile kötü bir şaka gibi gelir.

Algılanması çok zordur, hatta imkansız denilebilecek derecededir. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istersin, ama ne kadar acı ki ağlayamazsın. Henüz kabuk bağlamamış koskoca açık bir yarasındır sen artık. Düşünmeye başlarsın, lakin düşünemezsin. Bir şekilde anlarsın ki artık diğer yanın yoktur, hayatın boyunca daima bir şeyler eksik kalacaktır.

Ayrılığa hala inanamadığın gibi, yaşayabilme ihtimalinin olduğuna da inanmamaya başlarsın. Nefes alamaz hala gelirsin, sürekli yutkunursun istemsizce. Ayrılığın ilk gününün bitmesine yakın canından çok sevdiğin, nefesim diye hitap ettiğin, tek bir bakışı ömrüne ömür katan insandan hiçbir şekilde duymaya alışık olmadığın ve asla katiyen duymak istemeyeceğin sözler işitmeye başlarsın.

O gece uyuyamazsın ama uyumak istersin. Belki bu kötü bir rüyadır diye düşünüp, uyuyup uyandıktan sonra her şeyin eskisi gibi olacağını sanırsın. Yanılırsın...

İkinci günün sabahında gözlerin yaşlı uyanmaya alışmamak istersin.

Fakat ne kadar istemesen de düşünürsün içten içe, bilirsin ki bundan sonra tüm günleri gözlerin yaşlı bitirip ve yine tüm günlere yaşlı gözlerle başlayacaksın. Artık ağlayabiliyorsundur, yüreğindeki o acıyı ağlayarak atabileceğini düşünürsün ama atamazsın. Sürekli ağlama isteği gelir. Okulda, işte, toplu taşıma araçlarında, yollarda. Kısacası ayak bastığın, gittiğin her yerde. Ve tabi ki de yalnız kalabildiğin tek yer olan, o dört duvar arasında sıkışıp kaldığın evinde.

7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

Telefonun çalmaz, yazarsın. Cevap alamayınca, ararsın. Sadece sesini duymak istersin aslında ama tonlarca ağırlıkta, kalbinin üzerine şap diye oturan, başından kaynar sular dökülüyorcasına laf işitirsin. Sol yanın sana telefonu kapat artık der, sağ yanın ise kapatma azıcık daha sesin duy der.

Sağ yanını dinlersin, kapatmazsın. Fakat maksimum birkaç dakika sonra, "sesini dahi duymak istemiyorum beni bir daha asla arama" lafını işittikten sonra daha tek kelime edemeden, "dıt dıt dıt" sesini duyarsın ve o telefon suratına kapanır. Hemen ardından bir daha onu aramayacağım diye kendine söz verirsin, çünkü onu rahatsız etmek istemezsin...

Üçüncü günden sonra, ilişki devam ediyorken öylesine dinlenen o hüzünlü ya da efkarlı diye adlandırdığımız şarkıların her biri teker teker anlam kazanmaya başlar.
7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

Eskiden onun fotoğraflarına bakmak tüm benliğini umut ile doldururken, bundan sonra sadece ama sadece ağlatmaya yarayacaktır. Verilen onca söz, neşe dolu anlar ve tüm kavgalar rüyalarında hüküm sürmek ister. Sürer de.

Ayrılığın üçüncü gününde artık anlarsın onsuz ne kadar da yalnız olduğunu. Birlikteyken etrafa iyilik saçan melek görünümlü melek olan sen, ayrılığın algılanması ile birlikte artık melek görünümlü şeytana dönüşürsün adeta. Çevrendeki o tüm kalabalık, o tüm hızıyla koşuştururken hemencecik anlarlar senin durumunu. Çünkü senin bildiğin gibi onlar da biliyorlar ki, sen onunlayken gerçektin. Artık sadece öylesine birisin...

Dördüncü gün ne mesajlarına cevap var, ne de çağrılarına.

Yüzüne karşı haykırmak istersin içindeki o burukluğu. Ama nafile, telefonda olduğu gibi yine seni kahredecek sözler işitirsin ne kadar istemesen de. Hani haykıracaktın? Haykıramazsın. Seni seviyorum demekten başka hiç bir şey çıkıp süzülmez dudaklarından. Çünkü sen o anda, onun gözlerinin en içine bakıp bakıp susarsın. Bir yandan da o mosmor körelmiş gözlerinden akan göz yaşlarını dudaklarınla emip gizlemekle meşgulsündür.

7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

Sadece peşinden gidersin, "istemiyorum seni bırak artık peşimi" der ama sen yalvarırsın lütfen, lütfen diye. Ama söylemezsin, sadece içinden mırıldanabilirsin. Cehenneme gitse yine de peşinden gitmek istersin, ne pahasına olursa olsun yanından asla ayrılmamak istersin. Artık gücün biter, dayanamazsın ve olduğun yere çöküp saatlerce gece yarısına kadar ağlarsın. Tıpkı benim yaptığım gibi...

Ne kadar kıytı köşeye çekilip ağlasan da, etrafındaki insanlar elbet soracaklardır sana o kahrolası soruları. "neyin var? halledebileceğimiz bir şey mi? bir sıkıntı varsa anlat?" Bu soruları duydukça daha fazla ağlamaya başlarsın, hiçbirine ama hiçbirine cevap veremezsin.

Bir zamanlar o'nun bakmaya doyamadığı gözlerinden sular sellerce göz yaşı akarken yanına gelip "iyi misin?" diye soran insanlara sadece tebessüm edip, başını önüne eğmekle yetinirsin...

Beşinci güne kadar her şeyin başladığı gibi bittiğine inanan sen, artık öyle olmadığını adından daha iyi biliyorsun.
7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

Yaşamak istemiyorsun. İntihar etmeyi deniyorsun, ama yapamıyorsun. Geri dönmeyeceğini bile bile, ulan belki bir gün geri döner umudu ile, ölmeyi bile beceremiyorsun. Ayrılığın sebebi sensen, kendinden nefret etmeye başlıyorsun her geçen saat. Sıkamazsın kafana, atlayamazsın bir köprüden, onlarca hapı birden içemezsin. Ölemezsin. Çünkü AYRILIĞIN İLK GÜNÜ ÖLMEDİYSEN, bir daha asla ölmezsin...

Ayrılığın ilk haftasının bitiminden bir gün evvel ise sürekli aklına gelir her şey.

Onu hatırlatan her sokak, her mekan, her cisim, her anı, her söz bir bir geçer aklından. Yalnız kalıp bir sigara yakarsın, o yaktığın sigaranın ilk dumanıyla birlikte zaman adeta durmuştur sana. Geçmek bilmez. Yapacak hiçbir şey bulamazsın, sonra konuşmalarınızı getirirsin aklına. İyi ya da kötü hiç ama hiç fark etmez. Hepsini büyük bir zevk ile, keyif ile dinlersin hayallerinde.

Hiçbir şey görmez olur gözlerin, kural tanımaz olursun, o'nun şu anda hemen şimdi yanında olabilmesi için dünyaları vermeyi kabul edersin gözünü dahi kırpmadan. Eskiden onunla sohbet etmekten elinden düşmeyen o telefona, her saniye bakarsın iyi ya da kötü bir mesaj gelmiş mi acaba diye. Sadece tek bir kelime, tek bir söz beklersin. Ama beklediğin gibi gitmez hiçbir şey.

7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

Ayrılığın sebebi sensen, kendine karşı fazlasıyla kin ve öfke dolu kabuğunu kıramaz ve öylece kendinle savaşıp durursun. Ama artık bir türlü gitmez elin telefona, yapamazsın. Onu hala çok sevdiğin halde yapamazsın, ne bir mesaj ne de bir çağrı yapamazsın. Mutlu, huzurlu, kendin de değil onun tüm kötülüklerden uzak bir hayat geçirebilmesi için yapamazsın.

Diyemezsin, bir ucundan tek bir tel kopar diye benim dokunmaya kıyamadığım saçlarını başkası koklayamaz diye. Diyemezsin ki, benim oynadığım parmaklarınla bir başkası oynayamaz diye. Diyemezsin işte, nasıl oldu da tutamadık birbirimize verdiğimiz onca sözü diye. Diyemezsin, sadece kendi kendine söylenip durursun...

Bir haftanın sonunda O'na mutluluk, huzur, saadet... Kendin içinse Allah'tan sabır diliyorsun.
7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası

Acımaya başlarsın bundan sonra geçecek olan onca yılına daha şimdiden, onca eksik yıllara. Eğer hala seviyorsan, ömrünün sonuna kadar unutamazsın. Bunu bildiğin için de, bir şekilde herhangi başka biriyle birlikte olamazsın. Çünkü bütün sevmelerini o'nda harcamıştın.

Son nefesine kadar sarılmamış, sarılamamış yaralar ile yaşarsın. Hiç ummadığın anda, başıma gelmesi imkansız diye düşündüğün bir şey ile karşı karşıya geleli tam tamına koskoca BİR hafta geçti gitti. Artık alışmaya başlıyorsun. O'nun yokluğuna, o'nsuzluğa alışmıyorsun. İstesen de alışamıyorsun... Sen sadece her saniye elin tetikte hazır, nöbet beklemeye alışıyorsun...

7 Maddede Bir Ayrılığın İlk Haftası
Cevapla