Düşmekten Dizlerim Parçalandı, Kime Elimi Uzatsam Kemiklerim Kırılıyor!

Merhaba arkadaşlar..

Gözyaşlarıyla başlayan ve gözyaşları ile sona eren bir yazı ile başlıyorum.

Sağıma elimi uzatsam elime vuruluyor, soluma elimi uzatsam elime vuruluyor.

Sevmek güzeldir, sevilmek de, Ayrı ayrı olunca pek tadı olmaz

Ben evli ve 4,5 aylık hamile bir bayanım. Eşimle 6 ay önce evlendik. Evliliğimizin güzel ve aşkla başlaması ve her şeyin yolunda gitmesi beni çok mutlu ediyor ve hiçbir şeyin arkasını arama gereksinimi duyuyordum.

Koruman gereken ve sana muhtaç tek insandır, karın ve çocuğun...

Eşimin bana karşı sorumsuz bir çok huyu oldu

Gerdek gecesi, gelinlikçinin evime gelip para istemesi, eşimin temel ihtiyaçlarımın hiç birini karşılamaması gibi bir çok sorun. Eşimin ailesi namusuma yönelik, karnımdaki bebeğe yönelik o kadar hakaret ettiler ki, eşim susun o benim karım bile demedi. Bu aileden çıktı, halaya, haladan sülalesinin çoğu ferdine ... Birçoğu da bana destek oluyor ve onlar anca laf eder diye teselli ediyordu beni. Ama eşim sınır koymayı geçin, elimden tutup o ortam dan bile uzaklaştırmıyordu.

Eşinizin elinden her şeyini almayı değil, her şeyinizi vermeyi tercih edin. Karşılıklı bu alışveriş evliliğinizin devamını sağlar.

Eşim düğünden üç gün sonra borç bahanesi ile elimdeki ve kolumdaki bütün altınları aldı

Dedim ki "borçtur Artık beraberiz, zor günümüzse kullan" sonradan öğrendim ki hiç bir şey borca gitmemiş ve nereye gittiği belli değil.
Eşim bana yalan her fırsatta söylüyor. Çalışıyorum diye evden çıktığı her gün arkadaşları ile geziyormuş.

Yalan... Kendini uzak tutmak zorunda olduğun, en büyük şey

2,5-3 aylık hamileydim. Sabah kalktım kocamı uğurladım. Uğurladıktan bir kaç saat sonra yani saat 12 civarı mutfağa girdiğimde evde ekmek yoktu ve kahvaltılık hiç bir şey yoktu. Eşimi aradım, paran yoksa bile bir ekmek getir bana ben çok açım dedim. Eşim tamam getiriyim dedi. Saat 4 oldu, gelmedi ve ben aramaya başladım. 17:48 de kadar telefonlarım açılmadı. En sonunda telefon yanlışlıkla açıldı. Büyük ihtimal sessize alırken ya da kapatma tuşu yerine ses tuşuna basmıştı.

Kahvede oyun oynadığını ve haydi hanımlar afiyet olsun size dediğini duydum.

Hemen 5 dakika sonra da anneannesinin evine gitti. Ve anneanne bana yemek kat bide merveye ekmek koy ben çok sıkıştım dedi. Anneannesi de o kadar saat kahvede oyun oynayacağına gelip yapsaydın tuvaletini dedi.
Direkt kapattım telefonu.
Anneannesini aradım. Dedim, anneanne mehmet nerede? Bana yarım saat önce çıktı dedi.
Yalan söylediklerine mi yanayım, hamile hamile aç kaldığıma mı yanayım, ekmek almak için dahi bir lira para vermemesine mi yanayım bilemedim.

Belkide şu an kim bilir nerede...
Düşmekten Dizlerim Parçalandı, Kime Elimi Uzatsam Kemiklerim Kırılıyor!

En son olay ise, yılbaşı günü oldu... Aralığın son günü beni evden "Yılbaşı kutluyacağız hadi gidiyoruz" diye evden çıkmamı istedi. Ben de gitmeyeceğimi söyledim. Alyansıma kadar her şeyimi alıp, bozdurmuştu. Bana, "Kırmızı kutunun içindekini vereceğim. Bu sürpriz beğenmezsen, oracıkta istediğini yap" dedi. İnandım, bir hevesle hazırlandım. Ailelerimizle, biz farklı illerde yaşıyoruz.

Ailemizin bulunduğu şehre geldik, bana annen gilde hazırlan 5 dakikaya gelicem dedi.
Hazırlanmaya başladım. Çok hevesliydim, flört zamanında olurdu bana bu hediyeler. Çok mutluydum.
İkindin 5 te bıraktı babamın evine beni. Saat akşamın 7 si oldu yok, 9 oldu yok ,11 oldu yok. Aramaya başladım.

Telefonları kapalı

Günlerce aradım, günlerce arkadaşlarına sordum, annesini aradım açmadılar telefonumu.
Terk edilmiştim. Hemde böyle aşağılık bir şekilde terk edilmiştim. Karnımdaki bebeğin kıpırtısı olmasa ne kaldırabilirdim ne de sabredebilirdim. Günler haftaya döndü. Artık alışmıştım. Ve aramıyordum. O kadar zarar görüyor, o kadar canım acıyordu ki anlatamam. Ocağın 17 sinde aramaya başladılar. Önce dayısı babamı aradı, sonra annesi beni ve sonra mehmet yani eşim çeşitli sosyal medyadan ulaşmaya çalıştı. Sonra aradı.

Pişman olacağın şey yapmamalısın

Şimdi ise çok pişman olduğunu söylüyor. Bir sürü şart koydum. İşe başlamasını ve inanmam için bana maaş bordrosunu göstermesi gibi bir sürü şart. Aslında bir erkeğin normalde yapması gerektiğini ben şart olarak koydum. Eşime bir şans daha verdim yaparsa barışacağım dedim. Bebeğim vardı karnımda benim. Öyle iğrenç insanlar ki, nafaka vermemek için bebeğime zarar verirler diye dışarı çıkamadım, hala çıkamıyorum.

Çaresiz kalmak diye bir şey var... Elini nereye uzatsan, zararda kaldığın.

Annem ise barışmamı istemiyor. Birde benim minicik bir köpeğim var. Gözyaşlarımı yalayarak silen, beni o zor günlerimde seviliyorsun sen ben seni seviyorum sen benim sahibimsin diye teselli eden bir köpek... Onunla aramdaki bağ çok farklı. Annem onu istemiyor, eşimle barışmamı da istemiyor. Korkuyor, benim onlar tarafından zarar göreceğimden. Köpeğimi vermek için insanlar buluyor ailem.
Anlamıyorlar, anlatamıyorum. Bugün kızgınlıkla, barışacağım köpeğimi de vermeyeceğim dedim anneme. O kadar kızmıştım ki...
Annem de, barışırsan bir annen yok senin dedi. Ne annemden ne köpeğimden nede evladımdan vazgeçemem ben.
Eşim konusu ise ayrı bir dert zaten.

Yaradana uzat elini, kullar her zaman can yakıyor...

Şimdi anneme uzatsam elimi, havada kalıyor. Eşime uzatsam, her seferinde kırılıyor bütün kemiklerim. Evladıma uzatsam, ilerde anne benim için denemeliydin kelimesini yapacak diye korka korka titriyor ellerim.. Köpeğime uzatıyorum, benim minik kalbimi sırf sen iyi olacaksın diye kırma olur mu gibisinden masum bir bakış atıyor. Sonra aynaya baka baka ağlamaktan başka çare; kalmıyor.

Çok yoruldum. Ve artık dik durmak için gücüm kalmadı...

Çok yoruldum ve sürekli düşüyorum. Düşmekten dizlerim parçalandı, kalkmak için el uzatıyorum kimse kaldırmıyor. Canım acıyor hem de çok fazla... Şimdi size anlatıyorum, sizden bir yol istiyorum. Çıkamıyorum artık. Yalvarırım bir çare gösterinde onu yapayım. Yalvarırım...

Düşmekten Dizlerim Parçalandı, Kime Elimi Uzatsam Kemiklerim Kırılıyor!
Cevapla