Yanlış hatırlamıyorsam Charles Dickens' ın Büyük Umutlar' ında okumuştum. "Geceleri uykusuz yatıp bir insanı düşünüyorsun diye, o insan üzerinde bir hak ileri sürebileceğini bilmezdim." diyordu bir yerinde.
En iyi yaptığımız şey. Birbirimiz üzerinde hak iddia etmek. En çok da, "hayatımın aşkı" ilan ettiğimiz o zavallının, başına geleceklerden hiç haberi yokken, kendini "dünyanın en mutlu insanı" kılmasında büyük pay sahibi olduğumuzu sanarak yaparız bunu. Dünyanın en mutlu insanına dünyayı dar edebilmek gibi bir yetenekle üstelik.
Seni Seviyorsam Sahibin Benim
Öyle ya. "Seni seviyorum" gibi basit bir cümleyi kurmuş olmak bile, o cümleyi kurduran üzerinde sınırsız hak sahibi yapıyor bizi!.. "Seni seviyorum diye sana sahibim. Sen artık benimsin. Senin hayatı nasıl yaşayacağın konusunda en büyük söz sahibi benim bundan böyle. Ben nasıl istersem öyle olacak. Çünkü seni seviyorum, sana aşığım." Bitti!..
Garip değil mi? "Yaşasın! Beni seviyor" sevinciyle kucağımıza atlayacağını düşünüp, koşulsuz bir itaatle aşkımıza biat edeceğine eminiz artık. Başlarda evet. Beğenilmek, arzu edilmek, seviliyor olmak gibi zaaflara karşı koymak -biraz da aşkın sihrinden olsa gerek- mümkün görünmüyor.
Ya sonra?
Çok değil, kısa bir süre içinde büyü bozulup tılsım etkisini yitirmeye başladığında, köle değil de sevgili olabilme hayaliyle yaşamayı umut ettiğimiz aşk, çok başka bir tanımlamanın içinde yer buluyor kendine. "Aşıksan özgür değilsindir."
Aşk Mükafat mı? Azap mı?
Elbette bize böyle öğretilmemişti. Tamam. Aşkın tanımı içine giren özgürlük, öyle kafana göre takılabilme hürriyeti değildi ama, aşkına köle olmak hiç değildi. Sevmeyi bu denli sınırsız kılarken, sevdiğin ile birlikte olmayı sınırlandıran şey ne peki? Aşk, tanrının bize verdiği bir mükafat mı, büyük bir azap mı aslında?
Sana gerçek aşkın ne olduğunu söyleyeyim... Körcesine bir bağlılıktır o, sorgusuz sualsiz insanın kendi zayıflığını kabul etmesidir. Tam manasıyla ona boyun eğmektir. Kendine ve tüm dünyaya inanmak ve güvenmek, kalbini ve ruhunu o haine vermektir.
diye düşünen Dickens gibi, hainaşkın köleleri miyiz yoksa? Prangasız, zincirsiz köleleri. İtaat eden, boyun eğen, kabul ettikçe kabul gören köleler. Sesimizi azıcık yükseltip, karşı koymak istediğimizde satılan ya da kapının önüne konulan, hiç olmadı terk edilen köleler.
Gerçek şu ki, başlarda kuş olup kanatlanarak uçtuğumuz aşkın kolları, zaman sonra o kanatları kırıyor. İtaat eden bir köle olmayı değil, huzur ve sevgi dolu bir yaşam istediğimizi hatırladığımızda. İlk başta verilmesi gereken karar, en son veriliyor. Kaybettiğimizde ya da kaybolduğumuzda.
Seni Seviyor Olmak Sana Can Olmayı İstemek Değil miydi?
Oysa şartname elimize tutuşturulduğunda biliyorduk kural tanımayacağımızı. Aşk sahiplenmek değil sahip çıkmaktı biliyorduk. Esir almak değil özgür kılmaktı biliyorduk. Yük olmak değil yükü paylaşmaktı biliyorduk. Sınırlar koymak değil sınırsız olmaktı biliyorduk.
"Seni seviyorum" demek benim olman demek değil "Biz olabilir miyiz" diye sormaktı. İşte bunu hep atlıyoruz.
Ne demiştik en son;
"Yaşamı çekilmez hale getirmek değil hüner. Güzel olanı değil sadece, hüznü de paylaşabilmektir. Hayata değer katabilmektir sevgiyle. Minicik bir tebessüm ise beklediğin sadece, tebessüm etmektir içtenlikle. Neysem, nasılsam, ne kadarsamo kadar benim sevmelerim. Senin beni nereye koyduğundan çok, benim seni nerede bulduğumdur önemli olan. Bir tutam mutluluk, az biraz da huzur çalmaksa yaşamdan tek beklentin. Ben seninle her yola çıkarım gözümü bile kırpmadan..."
Tüm takıma sevgilerimi iletin lütfen. Anlaşılan o ki, gönlü ve yüreği güzel olanlarla paylaşılan her şey olabildiğince leziz. Bu lezzetten uzak kalmak başlarda kolay gelmişti. Meğer hiç değilmiş. :)
Teşekkür ederim. Teveccüh ediyorsunuz. Daha önce inceleme fırsatım olmuştu bloğunuzu. Başarılı bulmuştum. Tekrar göz atmanın zamanı gelmiş o halde. İlginize de ayrıca teşekkür ederim. https://enginehir.blogspot.com.tr/ bu da benim bloğum. Sevgiler. :)
"Bu benceyi bir kişi yazabilir" diyordum sona gelmeden. Tahminimde yanılmadım, mutluyum. Güzel bir geri dönüş :) Aşkta bile benciliz, karşılık bekliyoruz. O yüzden de güzel sevemiyoruz. Yazı şahane, hoşgeldiniz tekrardan :)
Ilgi çekici bir paylaşım olmuş.. Seviyorum dediğin insanı değiştirmeye çalışırsan zaten onu köleleştirmeye istediğin kalıba uydurmaya çalışıyosun demektir.. Önemli olan olduğu gibi her şeyiyle sevmek
Ben de diyordum ki bu bence bu kadar mı güzel yazılabilirdi. Meğersem geri dönmüşsün gitmeni tavsiye etmemiştim sana, hayırlısı olsun joşgeldin tekrar. :)
aslında dünya insanları ikiye ayrılıyo biri sadakatliler diğeri sadakatsizler ve bu ikisi arasındaki savaşta dünya aşk problemlerini doğuruyor diye düşünüyorum
En İyi Cevaplar