Gördün mü? Bak. Hadi bak. Uyan ve kalk yatağından. Ben neredeyim. Neden yokum yanıbaşında. "Aldatmıyorum seni ben. İlişkimize ihanet etmiyorum" diye kandırmaya çalışır buldum bu gece de diğer tüm geceler gibi kendimi. Tüm gecelere yazdığım gibi, "çünkü" lerle başlayacak bu gece de senden gizlediğim satırlar biliyorum. Biliyorum, yüzlerce gerekçe sıralayacağım yine, sana söyler gibi. Yüzüm yokken yüzüne, gözlerinin içine baka baka "başka biriyle oluyorum" diyeceğim yokluğuna. Bak, gördün mü? İşte başlıyor yine elimde olmadan, o elimde olmayan ellerimin yazacağı itiraflarım.
O'na her gittiğimde başka bir SEN oluyor.
Seni aldatmıyorum. Gözlerinin içine baka baka başka biriyle oluyorum. Birden daha çoklarmış gibi gelen biriyle. Çünkü o biri, O'na her gittiğimde başka bir SEN oluyor. Dünlere bırakmaktan nefret ettiğim, dün ve dünden öncekiler olasın istediğim, bugünlerimize hiç gelmeyesin diye iç çektiğim sen oluyor. Sana ihanet etmiyorum. Çünkü aslında bana ihanet eden, beni aldatan sensin. Beni öyle bir yere yerleştirdin ki sen. Sende saklıyken tüm benliğimle sana dair her şeyim. Ve beni ben yapan her şey, senden olabildiğince uzakken. Belki de sen uzaklaştırmışken. Bana dairken her tutku, her duygu, her tebessüm. Oturmam, kalkmam, gülmem, ağlamam, koşmam, konuşmam, sözlerim, cümlelerim, beynim, aklım, fikrim, gözlerim, ellerim, sırtıma geçirdiklerim, üzerime işlediklerim, renklerim, şekillerim, zevklerim, sevdiklerim, sevmediklerim, olurlarım, olmazsa olmazlarım, olmamalı kıldıklarım, değerlerim, değersiz saydıklarım, değer yargılarım, özellerim, özel kıldıklarım, özelleştirdiklerim, özlediklerim, unuttuklarım, unutmak istemediklerim. Tepeden tırnağa ben işte. Sadece ben. Tüm çıplaklığıyla, tüm saydamlığıyla, tüm saflığıyla, tüm kurnazlığıyla, yalansız dolansız, olduğumca, olabildiğimce, neysem, nasılsam, ne kadarsam işte öyle bir ben. Yetemedim sana.
Önce beni ben yapan özelliklerimi sevdin, şimdi o özelliklerimi değiştirmeye çalışıyorsun.
Beni ben yapan her şeyimle bana aşık olduğunu söylerken sen, ve o aşık olduğunu söylediğin her özelliğimi birer birer değiştirmeye çalışırken, benim olmazsa olmazlarım, senin olmazların olmaya başlarken, beni çok uzağına itiyordun belki de biz hiç bilmezken. Şimdi şimdi anlıyorum, neden mutlu değilsin. Neden cevap bulamadığın soruların var hep. Ben her birini birer birer cevaplarken üstelik. Kaygıların artık korku olmaktan çıkıp, isyanlara dönüşüyor türlü bahaneler bularak. Benim doğrularım neden yalan oluyor gözünde, daha iyi anlıyorum şimdi. Komik ama;
İneğin altında buzağı bile yokken, ineği öküz yaptığında kopuyor dananın kuyruğu...
Farkında değil misin? Uzaklaşıyorum senden.
Beni sen attın uzağına. Başkalarının kollarına. Neden biliyor musun? Huzurumu aldın benden. Benlerimi, ben olmayan başka biri haline getirdin. Beni ben olduğum için isteyen başka biri tuttu şimdi ellerimden. Benden hiçbir şey beklemeden. Hiçbir beklentisi olmadan. Olduğum gibiyim yanında. Ben gibiyim işte. Hiçbir maske takmadan. Takmak zorunda kalmadan. Neysem, nasılsam, ne kadarsam. Mutluyum evet. Huzurlu muyum? Bilmem. Olmalıyım aslında. O'nun yanında bir yanım çok huzurlu hissederken, diğer yanım huzurumu alıyor benden. "Her ne olursa olsun hak etmiyordu sevgimiz bunu" diyor. Evet. Hak etmedik bunu. Ne sen aldatılmışlığı, ne de ben senden bu denli uzakta kalmayı. Hiç hak etmedik. Haksızlıklarımıza rağmen hak etmedik. Kimse ihaneti hak etmez biliyorum. Biliyorum da, "insanız be gülüm. Etten kemikten yapılmışız" demek kendime, inan ağırıma gidiyor.
Kaç kez sabahladım bilmiyorsun.
Bilmiyorsun sen. Kaç kez sabahladım senlerimle ben. Hani sen mışıl mışıl uyurken. Kaç kez yanına sokulup yeniden kalktım, kaç kez kokladım tenini. Saçlarını okşarken ellerimden kaç kez utandım. Kaç kez yüzüne söyleyemediklerimi söyledim kendime. Sana söyler gibi. Kaç kez valizimi toplayıp boşalttım. Gidemedim. Senden gidemedim. Sana ulaşamadım ama senden gidemedim. Bilmiyorsun kaç gece, kaç sabah.
Gitmeliydim. Demeliydim ki sana;
"Ben alçağın biriyim. Senden gidiyorum. Çünkü her ne olursa olsun, bana her ne yapmış olursan ol, seni daha fazla incitmeden ve bize ihanet etmeden gitmeliyim. Gitmezsem eğer, sende kalırsam, bu kez ben kendimden nefret edeceğim. Sen aldatılmış, ben aldatmış biri olarak birbirimizle hesaplaşmalarımız başlayacak hesabını veremeyeceğimiz. Öfkeler kusacağız birbirimize. Sen beni ben seni suçlayacağız umarsızca. Gitmeliyim. Şimdi gitmeliyim ki, sonrası için birbirimize duyacağımız, en azından saygımız kalsın."
Uyandın mı? Neden kalktın? Ne mi yapıyorum? Yazıyorum. Son birkaç aydır yaptığım gibi. Ne mi yazıyorum?
Hikayemizi. Yani bizi bekleyen sonu. Kendime söylemeye başladığım bir yalanı, bu gece gerçeğe dönüştürerek hayalimde canlandırdım. "Eğer böyle gidersek" ile başlayıp "Böyle biter" le sonlanan bir hikayem var bu gece. Eğer böyle gidersek biz, bize ihanet edecek bizden birimiz. Belki de ikimiz birden. Gözlerimizin içine baka baka aldatacağız bizi. O yüzden sevgilim, konuşmalıyız bizi. Sen uyanmışken tam da şimdi, konuşmalıyız ki bizi, sabaha "BİZ" olarak başlayalım. Bizden biri bize ihanet etmeden.
İlk olarak bizi biz yapan seylere asik olduklarini , bizi herseyimizle sevdiklerini soylerler... Zaman gecer bu kez bizi istedikleri kisi yapmaya calisirlar ve oyle sevmek isterler tabii zorlanirlar , hem kendilerini yipratirlar hem bizleri , cunki bir maske altinda yasamak istemez kimse , o maskeyi illa taktirmak isterler bizlere... Cok dogru ve etkileyici bir paylasim ba yil dim.
çok haklısınız. fakat onlara da hak vermek gerek. o kadar çok yazı ulaşıyor ki. eminim ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Siz de farkındasınız. Okuduğunuz bu yazıdan daha öncelikli olan yazılar var. Onları bile kaçırıyoruz. Ben bazen üşenmeden tek tek bakıyorum sonuna kadar.
Vitrinde eskiden üç bence duruyordu. Şimdi tek bence duruyor diğerleri sürekli değişiyor, sayfadan biraz sonra okuyayım dediğim de bile tekrar tıkladığımda değişiyor bulamıyorum o benceyi. Bu durum okuyucuya ulaşma oranını düşürür. Umarım eski haline geri dönerler.
sanırım bizde de biraz hata var. çok özel ve değerli yazılar çıkıyor. O yazıların sahiplerini takip etmek gerek. Ama hakkıyla. Siz de görüyorsunuz işte. Anlamsız, saçma sapan bence ler göz önünde. Parmakla sayılacak kadar az düzgün yazan var. Onları takip etmek gerek galiba.
Tekrar teşekkür ederim ilginize. Sağlıkla ve sevgiyle kalın. Takibe alıyorum izninizle sizi. Bir kaç yazınız dikkatimi çekmişti. Bundan sonrakileri kaçırmayalım bari. :)
"yaşanmasın" istiyoruz. Aldatılmadan bitirelim bitecekse. Ya da bitmemesi için konuşalım önce. Sonra kim nereye gitmek istiyorsa gitsin. Aldatmadan gitsin ama. Teşekkürler ilgine.
Çok zarifsiniz. Onurlandırdınız. Tekrar teşekkür ederim. İnsan olabilmek adına hepimiz biraz duyarlı olabilmeliyiz. Biraz hoş görülü. Sevgiyle kalın. :)
Naptin sen şimdi? Aldatmanin edebiyatının yapıp süslü kelimelerle millete yediğin naneyi hoş mu gösterdin yni? .."ama bir sor neden yaptım" ın süslü versiyonu... nyse aman herkesin aldatmak için bahanesi var...
Asla öyle bir şey yapmadım. Aldatmanın bahanesi olmaz. Mesaj şu; "Birbirinizi olduğunuz gibi kabul edin. edemiyorsanız çözmeye çalışın sorunlarınızı. Gidecekseniz de gidin ama, aldatmadan, aldatılmadan. Kimse ihaneti hak etmez. İhanet etmeden önce bitirin ki, sonra birbirinizin yüzüne bakacak yüzünüz olsun."
En İyi Cevaplar