Tüm evrak işlerini halletmiştik. Davetiyeler nikah tarihini bekliyordu basılmak için, nikah şekerlerimiz hazırlanmıştı. Gerçi pahalı olmasın diye içine badem şekeri yerine lavanta kurusu koydurmuştuk. Elimizde evraklarla, nikah gününü almak için nikah dairesine doğru yola çıktık. Otobüs durağına geldiğimizde soğuktan burunlarımız kıpkırmızı olmuştu ama kalplerimiz sıcacıktı (Bence). Ben soğuğu hissetmiyordum bile. Onunda aynı heyecanda olduğunu düşünüyordum. Çok sıkıntılı bir süreç geçirmiştik ve sonunda nikah günümüzü alıp, beklemekten başka bir şey kalmayacaktı.
Otobüste anlam veremediğim bir şekilde gergindi
Otobüse bindik ve tek kişilik boş koltuğa o oturdu. Oturabileceğim boş koltuklar olduğu halde, bende onun koltuğunun üzerindeki tutacaktan tutup, ayakta kalmayı tercih ettim. Babamdan kalma siyah pardesümü giymiştim o gün. Bana çok iyi hissettiriyordu. Daha bir resmi ve sorumluluk sahibi bir adammışım gibi hissediyordum o pardesüyü giydiğim zaman. Evlenecek ve evimin reisi olacaktım. Daha bir güçlü duruşum olmalıydı, ayaklarım yere sağlam basmalıydı.

Pardesümün kuşağı vardı. O kuşağın ucuyla oturan sevgilimin yüzüne doğru hafifçe hamleler yaptım. ilizyonistlerin saat salladığı gibi onun gözlerinin önünde kuşağı salladım. Amacım dikkatini çekip, biraz neşelendirebilmekti. Hiç oralı bile olmuyordu. Bende yüzünde, yanaklarında gezdirdim. Eliyle itti ve ters bir bakış attı. Bakışlarından "yapma" dediği çok açık ve net belli oluyordu ama anlam verememiştim bu gerginliğine.
Yolculuk boyunca camdan dışarıya baktı
Hiç benimle ilgilenmiyordu. Üstelik benden başka kimsesi de yoktu. Onun hayattaki tek sığınağı bendim. Babası ölünce, annesi başka bir adamla evlenmiş. İşsiz güçsüz alkolik bir adam. Annesi sırf başlarında bir erkek olsun diye evlenmiş. Adamın emekli maaşından başka hiçbir geliri yok. O para da ancak içkisine yetiyormuş. Hatta annesinden para aldığı bile oluyormuş. Allah' tan taciz veya dayak huyu yoktu adamın. Öyle olsa onu öldürebilirdim. Ama yine de o evde kalmaya tahammül edemiyordu. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, mutlu olması gerekirken boş gözlerle camdan dışarı bakıyordu.
Otobüsten sonra minibüse binmemiz gerekiyordu
Otobüsten indik ama nikah dairesine ulaşmamız için bir minibüse binmemiz gerekiyordu. Otobüsten inince ben minibüsün geleceği caddeye doğru yürümeye başladım. Amacım onu rahat bırakıp, sakinleşmesini beklemekti. Nikah tarihini aldığımız zaman stresi geçecekti eminim. Arkamdan sessizce geldiğini düşünüyordum. Elimi geriye doğru uzattım tutsun diye. Karşıdan karşıya geçecektik çünkü. Elimi tutmadı ve geriye dönüp baktığımda arkamda değildi. Koşarak otobüsten indiğimiz durağa doğru gittim. Onu nikah dairesi istikametinde yürürken gördüm. Arkasından seslendim ve durdu. Yanına ulaştığımda nefessiz kalmıştım hem koşmaktan hemde sinirden. Ama o oldukça sakin görünüyordu.
-Ne oluyor, neden yürüyorsun?
Ben yolu biliyorum, sen minibüsle git!
-Olur mu öyle şey hayatım? Madem öyle neden haber vermiyorsun? Bende seninle birlikte yürürdüm.
Madem öyle baksaydın ne yapıyorum diye, ben seni mi takip edeceğim, pardesü giymekle adam olunmuyor!
Kan beynime sıçradı bu kelimeyi duyunca. Halbuki ben ona hiç öyle hissedeceği şekilde davranmamıştım. Onu karşılıksız seviyordum. Zengin bir adam değildim belki ama evimi geçindirirdim. Çok çalışıyordum çünkü. Gerekirse ek iş yapardım ama kimseye muhtaç etmezdim eşimi. Konuyu uzatmamak için "Tamam yürüyerek gidelim o zaman problem değil" dedim. Hiç cevap vermeden yürümeye devam etti. Nikah dairesine gittik ve 2 ay sonra bir tarihe nikah günümüzü aldık. Çıktığımızda hâlâ bir sinir hakimdi. Ne olduğunu sorduğumda "bir şey yok" diyordu. "Hadi canım minibüse binelim" dedim.
-Hayır sen istersen bin
Bak gelirken senin dediğin oldu, dönerkende benim dediğim olsun
-Zaten hep senin dediğin oluyor lan!
Nasıl oldu?, ne zaman oldu? hiç anlamadım ama dünya durmuştu o an. Kulağını ve yüzünün bir kısmını kaplayan bir bölüme tokat atmıştım. Kafası sola doğru eğilmiş, iki eliyle birden sağ kulağını tutuyordu. Gözleri kapalıydı. Belli ki o da hala inanamamıştı vurduğuma. O karşıma sabit duruyor, onun haricindeki her şey dönüyordu sanki. Ben donmuş kalmıştım. Ne yaptığımı anlamaya çalışırken onun hıçkırık sesiyle irkildim. O ağlayınca bende ağlamaya başladım. Özür dilesem ne işe yarayacak?
Söyleyebilecek tek kelimem yoktu
Bu durumda nasıl davranmam gerektiğini hiç bilmiyordum. Ne yapmam gerekiyordu hiç bilmiyorum. Aklımdan binbir türlü şey geçiyordu. Bu zamana kadar hiç kavga bile etmemiştik. Ona sarılırken bile canı yanmasın diye dikkat ediyordum. O ağlıyordu ben ağlıyordum. Gittim ona sarıldım. Konuşmuyordum. O da konuşmuyordu. Bana kızıp, sinirlenmesi gerekiyordu. Hatta onun da bana vurması gerekiyordu. Böylece sinirini alabilirdi. İşim kolaylaşırdı o vakit. Ama hiç sesi çıkmıyordu. Sadece ağlıyordu. Onu evine bıraktım ve eve geldim. Hiç konuşmadık.
Vicdan azabından kıvranıyordum
Eve geldiğimde kendime inanamıyordum. Ben böyle bir şeyi nasıl yaptım. Üzerimi henüz çıkarmamıştım. Hemen dışarı çıkıp tekel bayiine gittim. Rakı aldım. Daha eve gelmeden yolda rakıyı açıp, sek bir şekilde kafaya diktim. Eve geldim tekrar ve deli gibi ağlamaya başladım. Kendimi affedemiyordum. Onu aramalımıydım? Hayır! Arayacak yüzüm yoktu. Ona vurduğum elin kırılması gerekiyordu. Alkolün de verdiği etkiyle evde çekiç aramaya başladım. Elimi kırmam gerekiyordu. Çekiç bulamadım ama demir havan buldum. Hiç düşünmeden elimi mutfah tezgahının üzerine koyup vurdum. Hiç canım yanmadı. Daha sert vurmam gerekiyordu ama can tatlı işte, kendi kendime vuramıyordum. Başka bir çözüm yolu aradım ve buldum. Biraz daha içmek. Rakıyı daha rahat içebilmek için bir bardağa boşalttım. Tek dikişte bir su bardağı dolusu rakıyı içtim.
Kırdım, Rahatladım
Nasıl vurduğumu hatırlamıyorum ama benden haber alamayınca evde sızmış halde bulan kardeşimle hastaneye gittiğimizde işaret, orta ve yüzük parmağımın kırıldığını öğrendim. Alçıya aldıklarında başarabildiğim için bir mutluluk duyuyordum. Eşim olacak kadına vurduğum için o elin kırılması gerekiyordu. Kırdım. Sakın psikopat bir kişilik olduğumu düşünmeyin. O günden sonra tek bir kavgamız bile olmadı.
Olay tamamen yaşadığım bir olaydır. Konunun dağılmaması için öncesini veya sonrasını anlatmıyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar