İzleyenler hatırlar. 1930'larda Mussolini hakimiyetinden hemen önce küçük bir Adriyatik köyündeki yaşamı konu alan, Federico Fellını' nin, "Amarcord" daki o sahnesini. Hayatında hiç çıplak kadın görmemiş bir oğlan çocuğunun, meraklı ve heyecandan fal taşı gibi açılmış gözlerinin önünde, iri göğüslü bakkal kadın, dükkanın arka tarafında memelerinden birini çıkarıp oğlanın ağzına verir. Ve öfkelenmiş bir halde azarlar oğlanı. "Üflemeyeceksin salak. Emeceksin."
Doğduğu ilk saniyelerde, çıplak poposuna tokat, ağzına kocaman meme yapıştırılanlar olarak, cinsel güdülerimizin bizleri dürtmeye başladığı dönemlere kadar, popodaki tokat ile ağızdaki memenin, bu denli şehvet içerdiğini nereden bilebilirdik ki?
Çırılçıplak geldiğimiz dünyaya, yine çırılçıplak veda edeceğimizi bilirken, çıplaklığın kışkırtıcılığı ne o zaman?
Peki ya, başlarda karnımızı doyuran memenin, şimdi iştahımızı kabartmasının, midelerimizdeki açlıkla alakalı bir durum olduğunu iddia edeniniz çıkar mı?
Ha işte. Artık anne sütü ile doyma yaşını geçtiğimiz an, karşımıza ilk çıkan memeyi emmekle üflemek arasında sıkışmış olmayı, kadın ve erkeğin ortak dili olamayışına benzetiyorum ben. Dahası, kadının kendini ifade etmek için yeni bir dil geliştirmek zorunda kalmasını, bununla ilişkilendiriyorum.
Gerekçeleri Hep Aynı, Dilleri Farklı
Hatırlayalım. "Üşüyorum" dediğinde bir kadın, beklediği cevabın "hadi taksiye binelim" olmadığını ne kadar zaman sonra anladık. Ya da bir kadın üşüdüğünde neden "sarıl bana" diyemiyor? Yıllarca istedikleri şeyi söylemelerine izin verilmedikleri için, gizli bir lisan kullanmak gereği duymuş olmalılar. Garip olansa, kendilerine göre neredeyse her dilde ifade etmeye çalıştıkları şeyi, erkeklerin neden anlayamadıklarını düşünmeleri. Ve ardından gelen yafta. "Anlayışsız ve salaklar".
Hata yine bizim. Yarı çıplak gördüğümüz anda, bir parmak işareti ile her şeyi yaptırabileceklerini düşünmelerine biz neden olduk. "Sevişmek istiyorum, hadi yanıma gel" olarak algıladık o işaret parmağını. Oysa o parmak "Kadınlığımı kullanacağım ve sen ne istersem yapacaksın" güvencesi altında, bir süre sonra salon perdesi bedeli kıvamında popomuza girecektir. Ve biz bunu, ancak "bu perdeyi ne zaman değiştirdik" diye perdeyle yüz yüze geldiğimizde anlayabileceğiz.
Yanlış Cevap, Yalnız Bırakır
Kadının, hayatında hiç olmadığı kadar ciddi bir sorusuna verilen sıradan bir cevap, iri memeli bakkal kadının öfkeli tepkisine hazırdır. "Üflemeyeceksin salak. Emeceksin."
Oysa biz ne yaparız? Genellikle üfleriz. "Evet ya aşkım. Biraz kilo aldın sen." Emecek olsaydık, "Onu da nereden çıkardın. Muhteşem görünüyorsun. Ve beni baştan çıkarıyorsun. Hala gözlerimi alamıyorum senden."
Üflediğimizde "Anladım, artık sen beni sevmiyorsun" ile başlayıp, "Bir süre kanepede yatacaksın" ile sonuçlanması içten bile değildir. Bir süre sonra bir şeylerin yanlış gittiğini farkederek "Elbette seni ilk günkü kadar çok seviyorum" ile sımsıkı sarılmayı akıl ederiz. Fakat artık çok geçtir.
Tuzaklara Dikkat (!)
Biliyorum. Aşkın en heyecanlı zamanları geride kaldığında, içimizde bir yerlerde gizlediğimiz derebeyi durumları ortaya çıkmaya başlar. Kadınlardan üşümelerini, acıkmalarını, perde değiştirmek istemelerini, dizimizde saçlarını okşatmayı arzulamalarını değil, üşümeyecek, acıkmayacak, perdeyi göremeyecek kadar kendinden geçkin bir şekilde aşkımıza kapılmalarını bekleriz. Aşkımızı ve erkekliğimizi kutsayarak, sonsuz bir itaatle, istemeden, beklemeden, arzu etmeden bağlı kalsın. Duymayı beklemesin ama görmeyi bilsin. Neyi mi? Sevgimizi elbette.
Belki de bu yüzden, duygularımızı alabildiğine özgür bıraktığımız aşkın ilk günleri geçip erkekliğimize yeniden döndüğümüzde, kadınlar yeniden "üşümeye" başlar. İlgi ve şefkatin eskisi gibi olmadığını gördüğünden. Çünkü yaptığımız ya da yapmadığımız her şey "sevgisizlik" göstergesidir onlara göre. Ve kadınlık yeniden ortaya çıkar. Gizli silahlar kuşanılır. Tuzaklar hazırlanır. Bir şeylerden emin olmak ihtiyacı ve şüphelerden tamamen uzaklaşmak isteği yaptırır bunu kadına. Doğasında vardır. Paylaşamaz, ilgisiz kalamaz, şefkatsiz duramaz, tercih olamaz.
Sınanma zamanımız gelmiştir artık. Kendilerini beğenmemekle başlayan ilk atış, "çok şişmanladım", "çok çirkinleştim", "giydiklerim yakışmıyor artık", "yaşlanmaya başladım" olarak, usta bir silahşörün silahından çıkan kurşunların, hedef tahtasında vücudumuzu şekillendirmesinden farksızdır. Hani kıpırdamadan durursun kurşunların önünde. O kurşunlar seni milim milim ıskalayarak şeklini çizer. Son atış senin son hareketine bağlıdır. Ya artık 12' den vuracak, ya o tetiğe hiç basmayacaktır.
Karar vermek gerek çok geçmeden. Üfleyecek miyiz? Emecek miyiz?
Paylaşamaz, ilgisiz kalamaz, şefkatsiz duramaz, tercih olamaz. Kadının ne istediğini anlamak da nasıl davranılması gerektiğini öğrenmek de emek ister. Bu konuda size uzun süredir yardımcı olan bir kadın olmalı. Bu bakış açısını edinmek emek ister ve sizin gibiler çok nadir bulunur :) Erkek için öğrendiklerimi de hiç unutmayacağıma emin olabilirsiniz ;) Ellerinize sağlık
azda olsa kadınlara erkeklerin bakış açısını anlatmış farklı bir düşünce tarzı olmuş bu bence, olgunlaşmaya çalışan insanlar gibi yazılmış, ki öyle olmalı zaten sürekli sorgulanmalı hayat ki TÜRKİYENİN temel sorunlarını çözüp daha buyuk işler adım atmalı insanlar hem ilişkilerde hem siyaette hem olmayan ama bugün abd nin rusya çin in dünyaya hakim olmasunu sağlayab Bİlim de türk insanı gelişmeli madem düşünmeyi seviyoruz düşüncelerimizi gerçekleştirebileceğimiz somut veya soyut alanları iyi eleştirmek gerek, Starda HERKUL VAR DWAYNE nin filmi en basit örnek AKSİYON FİLMİ bile yok bizde hayal gücü az maalesef düşünemiyoruz ufak lşeyleri bile
Hayatımda okuduğum en güzel bencelerdendi. Kelimeleri kullanma yeteceğinize hayran kaldım. Bir konu ancak bu kadar güzel ve içten anlatılabilirdi. Tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum...👏🏻
Abi inan buradaki hataların hiçbirini yapmayıp ilgi göstersen de günümüz kızları ama 'cool' olmuyor öyle der, ayrılır yani tek sıkıntı biz de değil + emeğine sağlık :)
Emeğine sağlıkk farklı bir bence olmuş diğerlerinden duygu yüklü aşırı anlam içerikli ve reel hayattan gerçek kesintileri kendi anlatımınızı katarak yaptığınız bir bence olmuş takdir allahın beğenerek okudum.
Düşünen ve gerek duyanlar da var demek ki. Bakın yazabiliyorlar hatta. Hatta küçümsenemeyecek kadar çoğuz aslında bizler. :) Ve asıl azınlık, düşünemeyenler.
işin gücün batıya özenip azdırmak milleti ihtiyaçta arkadaş önce sen türk kadınını aşağaılayanları zina düşkünü olup meb müdürü gibi "bir kadın giyimi kötüyse kaç erkeği tahrik ederse o kadar erkekle zna yapmış gibidir" laflarını ve sürekli neden siyaset futbol dışına çıkamayıp 2 glle köşeyi dönen tpcuları eleştir bizim kadınlarımızda güzel ama önleri açılmalı cinsellikten korkamamlıalr erkek yüzüdenn
anlattığını anlayamadım ki yok farz edebileyim. Ama haklısınız aslında aklı epey karışmış. Okuduğunu da anlayamamış. Ya da okumadan başlığa takılmış sadece. Esenlikler. :)
En İyi Cevaplar