Bu benim ilk bencem. Pembe nevresimli ve mobilyali genç odasında, (aslında dört duvar arasında) kulağında kulakligiyla Cem Adrian-Halil Sezai - Olsun düetini dinleyip ağlamasına engel olamayan, gözyaşlarının sesini o muhteşem ailesi uykusunun derinliklerine inerken duymasın diye içine içine akıtan, kalbi çok acıyan, acıdan nefes alamayan, bu acıyla değil o odaya sigmayi dünyaya sigamayacagini düşünen, aslında şanslı bir ailenin ferdi olarak 7 aylık dünyaya gelmiş olan (doğarken bile kayıplara maruz kalan - 2ay annemin rahminden mahrum kaldim) , ilkokulda sınıfının başkanı, orta okulda en caliskani, lisede en hanimhanimcigi, eğitim hayatı boyunca birçok başarıya imza atmış, öss de derece yapıp Türkiye'nin en güzel şehirlerinden birinde tip fakültesini kazanan, ailesinin göz bebeği gururu, tüm ahlaki değerlerine sonuna kadar sahip çıkıp, prensiplerinden taviz vermeyip, efendi gibi okulunu okuyup, uykusuz gecelerle yorgun nobetlerle, hergün haber kuşağını izlediğinde negatif olaylarla demoralize olsa bile sonra kendine gelip, umutlarını yitirmemeyi kendine öğreten, hocalarına ve arkadaşlarına saygıda kusur etmeyen, mezun olduktan sonra Anadolu'nun en ücra köşesinde mahrumiyet içindeki hastanenin acil servisinde sağlık hizmeti sunmak için devlet tarafından zorunlu olarak atanan, güvenliğin olmadı bir yerde genç yalnız bir bayan olan, nobetlerinde ilçenin tek başına imkansizliklarla insanların acılarını dindirmeye çalışırken, solunum yetmezliginde olan teyzenin muayenesi ile cebellesirken, saat 23.00 da 1 haftadır boğazı ağrıyor diye acil servise başvuran 20 yaşındaki yağız delikanlının kendisiyle ilgilenilmedigini söyleyip acilin altını üstüne getirmesiyle yanına gidince üzerine yürünen, ölüm tehditleri alan, hatta tartaklanan, aslında çoğu hastasını allah razı olsun ile yolculayan, herkesin bildiğinin aksine öyle çok kazananlardan olmayıp üç buçuk milyar maaşıyla kendine ikinci el tüplü arabasını krediyle alan, (ilçede toplu taşıma yok, ulaşım sıkıntılı, doğalgaz yok, kaloriferli ev tektuk neyse), büyük şehirde yaşamış büyümüş , daha büyük şehirde üniversite okumuş, ama şu an bu küçük ilçenin emektar şiddete hakarete zorluklara göğüs germeye çalışan doktorun bencesi bu.
Ama ümitleri artık tükenmek üzere, kendisi geceleri uyuyamıyor, uyku düzeni bozuk,artık hasta ve mutsuz insanları görmek istemeyen gülmek isteyen güldürmek isteyen oo ısrarla hastalarına sigarayı acilen bırakman gerek diyen doktor bugün İlk kez bir paket sigarasını aldı ama içemedi henüz.. Yakamadi ucunu içine çekemedi dudağına goturemedi.. Yakistiramadi kendine..
Bu genç doktorun lise birdeyken karşısına sınıf arkadaşı çıktı o çakmak gözleriyle baktı doktora... Çok heyecanlandi kalbi yerinden çıkacaktı, dizlerinin bağı çözüldü.. Sanırım aşık olmuştu.. 4yil arka sırasında oturan çocukla paylaştı herşeyini..çözemediği soruları ona sordu mesela.. İlk kez onun elinden tuttu İlk kez öpüştü neden olduğunu çok bilemeden daha çok meraktan.. İlk kez sinemaya beraber gittiler okulu kırıp, cep telefonu yoktu evden arıyor doktorun babası çıkınca kapatiyordu, denk gelirse konusabiliyorlardi..

Kimse görmesin diye caminin yanındaki söğüt ağacının altında buluşmalar vardı, ilk hediye parfümler, tokatlar, kızlı erkekli sevgili kolyeleri, tatile gidilmisse ordan aileden gizli alınmaya çalışılan hatıra hediyeler vardı, cep telefonları çıktığında kontursuz hatlarda iki kez üç kez bir kez yapıldığında farklı anlamlara gelen çağrı atıp kapatmalar vardı, sadece iyi geceler seni seviyorum mesajları için ayrılan kontorler vardı, Kareli defterden koparılmış kagitlarda aşk sözcükleri okul müdür yardımcılarından köşe bucak kacmalar vardı, teneffüste oralet ismarlamalar çikolatalı gofret bir tane değil iki tane almak birtaneye yetiyorsa para paylaşmak vardı, dolmuşla dersane çıkışı eve bırakıp ters ikametgaha geri gitmeler vardı, her sokakta her köşede biriktirilen anılar, çakıl taşları konuşsa roman yazılacakti, geleceğe dair hayaller planlar vardı tıpı kazanicaz 4teyken nisanlaniriz 6da evlenirizler vardı, sınavlar kazanıldı kaderde farklı şehirlere gitmek vardı..
6 sene birbirine sağdik kalındı gözler kimseyi görmedi, okulu bitirip birbirlerine kavuşmak istediler.. Sınav aralarında sadece birkez sarılabilmek için kilometrelerce yolu gitti bu doktor.. Yemedi içmedi kıyafet almadı kendine otobüs bileti aldı kendine.. O yapılan yolculuklardi adeta üniversite hayatı.. Göremedi gözü kördü onsuz yapamam sanıyordu.. Hiç ayrilmadilar... Hep destek oldu doktor sevdiğine, koşulsuz bağlıydı.. Okul bitti ve nişanlanmaya karar verdiler.. Tüm çeyizini dizmisti doktor ,çatal bıçak takımı en kalitelisiden, yemek takımı en güzel porselenden, iç çamaşırları en sexisinden, yatağı eh biraz genisinden, rahat uyuyalım diye, tencereler seramikti sağlıklı beslenmek lazım dedi, buzdolabı için tüm gezip görülen yerlerden alınan hatıra magnetleri bir kenarda hazır bekliyordu gelinliğinin provasını 5kez gitmiş, hiç bir özel günü kaçırmadan müstakbel eşi olacak adamın tüm suleseinin elini opmustu saygıda kusur etmemişti,ama yine de yaranamamisti.

Düğününe 1 ay kala aldatıldığını öğrendi, ailesi kız oğlanı çok seviyor alıp götürecek bizden ayıracak diye koynuna başka bir kadını çoktan sokmuslardi.. 10 yılın sonunda babasından utancından ayrılamadi kendini balkondan atacakken babası doktorun kolundan tuttu ve onu bu şirret aileden kurtardı.. 10 yıl boyunca içinde emek ve fedakarlıklarla büyüttüğü aşk yerinde külleri bırakarak yok oldu..
Sonra özgürlüğünün tadına vardı, tek başına dim dik.. Ama kalbi hala kırık dökük.. Anlatamaz.. Toparlanması 2yili buldu..toplamda 12 yılını çaldı ondan.. Tek tutunduğu meslegiydi doktorun.. Uzmanlığını almak için hazırlanamadi, toparlayamadi kafasını..

Sonra karşısına biri çıktı, özel ilgiler gösteriyordu, tam tanımıyordu doktor onu.. Henüz bilmiyordu kimdi kendinden ne istiyordu.. Sadece ilgisi hoşuna gidiyordu.. Belli etmedi büyüttü büyüttü içinde.. Acaba kalbini tekrardan heyecanla attıran bu genç onun, nasibi miydi?
Sabahlara kadar mesajlastigi geceler olmuştu.. Ama tam anlayamadı.. Bu gece direk sordu doktor amacın ne? Duygularım penceremden özgürlüğe uçacak bir kuş gibi çırpınan kalbime sığmıyor artık.. Sen de öyleyse gel, değilsen artık yazma arayıp sorma beni.. Arkadaşça dedi.. Arkadaşça yaklaştım sana başka bir kızla tanıştım onunla buluşacağım, başka da bir sürü kızla konuşuyorum sen çok iyi bir insansın ben kimim dedi bana...
Sen çok yalnız kalmışsın ilgimi yanlış anladın dedi.. İkinci kez onca zaman kaybından sonra yüzyüze bakacağı aynı yerde birlikte çalıştığı mesai arkadaşına kalbini avucunda sunan doktor, bu gece bu odaya sigamiyor.. O artık güvenemiyor.. O artık sevemez.. O artık toparlayamaz gibi.. O... Doktor hayatında bişeyleri yanlış yaptı ve cezalandırılıyor.. İyi insan olmak için uğraştı.. Ama iyiler onu bulmadı.. Bulamadı.. Eğer kendini toparlayamayip uzmanlık sınavını kazanamazsa bir süre sonra bu küçük ilçede kaybolacak.. Kimse onu bulamayacak..
Bu doktor çok güzel derlerdi.. Gözleri renkli saçları sırma altın sarısı, bu doktor güzelliğini göremedi.. Sadece güvendi.. Yine bu yaraları kim saracak nasıl saracak bilmiyor.. Başkalarının yaralarına şifa olmaya devam edecek.. kucağında insanların ölümüne şahit olduğunda yine nefesi yetebilecek diye umuyorum.. Şu an yetmiyor.. Hastasını kaybettiğinde akıttığı gözyaşı ile şimdiki aynı olamaz bence. Bence ölüm gibi bir gerçek varken dünyevi şeyler için üzmez kendini herhalde.. Ya da birden ölümün sogukluguna bırakır belki kendini ha ne dersiniz? Birşey demeyin soru sormamam lazım.. Bu bir bence...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer