Yalpalayarak yürüyordum sahile doğru. Çok fazla içmiştim, değil kullanmak, arabamı parkettiğim yeri bulamayacağım kadar çok.
İstemsiz yaşlar boşanıyordu gözümden. Gecenin karanlığında kaybolmak istiyordum. Nasıl yapmıştım bu hatayı ben ? ya da belki de '' ben miydim bu ? '' Olmalı doğru soru. Kim bilir belki de ''Ben buydum.'' demeli..

Daha fazla yürüyecek gücü bulamıyordu ayaklarım. Dizlerimin bağı çözülmüş gibiydi, yığıldım kaldım sahilin karşısındaki köprünün merdivenlerine.. Ağlamak neyi değiştirirdi ? ağlıyordum, ama ne ağlamak.

Hıçkırıklarıma karışan bir ayak sesi duydum sonrasında. Merdivenleri hızla birer birer iniyordu. Daha yakındık, daha yakın ve daha yakın. İrkildim, kalkmak istedim bir an, daha kötü ne olabilirdi ki ?
Gaspedilirdim belki. Tacize uğrayabilirdim. Kim bilir belkide öylece çekip giderdi yanımdan.
O hızlı ayak sesleri yakınlaştıkça yavaşlıyordu. Kalbimin atışlarıda hızlanmıştı göz yaşlarımın eşliğinde.
Heybetli bir karartı durdu yanımda. Bir müddet süzdükten sonra oturuverdi. Yüzü karanlıktan seçilemeyen adama dikkatlice baktım..

Korkma, dedi. Sesini ilk duyduğum an, ilk sözcük. Korkma..
Anlamsız bir şekilde güvendim. Bir sigara yaktı. Cebinden mendil çıkarttı. İkisini de uzatıp, hangisini almak istersen, dedi.
Başım deli gibi dönüyordu. Sigara hiç iyi bir fikir değildi. Uzanıp aldım mendili.
Bu güzel yüze o yaşlar sence yakışmış mı ? diye fısıldadı. Yüzümü bu karanlıkta nasıl seçebiliyorsun ki dedim bir cesaret.
Çakmağını çıkardı. Yaktı ve göğüs hizamdan yukarı doğru tuttu. ''İnan kör olsam bile farkederdim.''

Gözyaşlarım durmuştu, titriyordum, kanşekerim yerlerdeydi muhtemelen. Çok acıkmıştım.
Alkolün etkisiyle, acıktım diye mırıldandım. Güldü. Bu gece sana eşlik edebilirim eğer rahatsız etmiş olmayacaksam...
Bir an durakladım. İçimdeki ses çığlık çığlığa yanında kalsın diyordu. Yanında kal..
Yemek yiyelim lütfen dedikten sonra olduğum yerde doğrulmaya çalıştım.
...
Gecenin 1 inde nereye gidebilirdik ki. Düşünmeye çalışıyordum. Çok ama çok fazla acıkmıştım.
Mc donalds ? Şu bilmem kaça kadar açık olanlarını bulabilir miyiz burada ? Çorbacıya falan gitmem ben haberin olsun, diye mırıldanıp duruyordum koluna tutunduğum ve henüz ismini bile bilmediğim bu adamın yanında.

...
Biraz daha yürüdükten sonra bulmuştuk o gecenin sabaha döndüğü saatlere kadar hizmet veren fastfood restaurantını.
İçeri girdiğimizde duraksayıp dönüp yüzüne baktım. Gülümsedi ve sol yanağında bir çukur oluşuverdi. İçimin derinliklerine bir anda işleyen küçücük bir çukur.. Kendimi unutturan bir çukur. Bir süre önce beni merdivenlere yığan ''Beni'' unutturan bir çukur.
Kendimi çırılçıplak hissediyordum. Kim bilir nasıl gözüküyordum. Delicesine bir utanma hissi kapladı içimi.
Sen otur, dedi. Ben alıp geliyorum şimdi.. Çantamdan cüzdanımı çıkarmaya çalıştım. Yine o, beni çukuruna hapseden gülümsemesiyle, sonra ödeşiriz deyip göz kırptı.
Ben bir lavaboya gideyim diye zırvaladım.
'' Tabii, bekliyorum. ''
Aman tanrım. Rimelim boynuma kadar akmış. saçlarım darmadağınık. Rujum ilk sürdüğüm halinden epey uzak.
Temizleyebildiğim kadar temizledim yüzümü. Saçlarımı ev topuzu haline getirip, yarım saatten fazladır tuttuğum çişimi yaptım.
Montumu çıkarıp koluma aldım, çok fazla terlemiştim. Atletimi çıkardım. Kazağımı geçirdim tekrar üzerime. Atletimide yumak haline getirip çantama sıkıştırdığıma göre yemeğimi yiyebilirdim artık.
Ah adam, nereden çıktın karşıma...
...
Oturdum karşısına, kazağımın kollarını çektim ve kıtlıktan çıkmışçasına yemeye başladım aldıklarını.
Doyduktan sonra başımı kaldırdım. Daha dikkatli baktım ona. İsmini sormak geçti içimden, hızlı davrandı, ve ismimi sordu.
Omuz silktim. Sen ne istersen o olsun...
Yine o gülümsemesiyle baktı bana. ''Bu yüze hangi ismi koysam yakışmayacak.''
Gözlerimi kaçırdım ve vakit kaybetmeden, konuyu değiştirmek istercesine, peki ya senin ? diye sordum.
Sen ne istersen o olsun deyip dahada içten güldü. Ben öylece boş boş yüzüne bakarken, Yağız, dedi.
İsmim yağız..
Yine o çukur gibi içime işlemişti ismi.
Ellerimi masanın altına indirip öylece parmaklarıma baktım. Ojelerim soyulur gibiydi. Onları incelemeye devam ederek, ailen merak etmesin, deyiverdim.
Burada olsalardı ederlerdi belki. Ev arkadaşlarımında pek umrunda olacağını sanmıyorum.
...
İstanbul makine mühendisliği son sınıf. İzmir'de kalmamı çok istediler, bende o kadar İstanbul delisi değildim aslında, ama bir his çağırdı beni buraya.
Meğer senmişsin o his deyip güldü.
Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Yaa, ne demezsin, bu gece ağlak yüzümü seyredip benimle dalga geç diye seni kaldırıp buralara kadar getirdim. Ha birde mendil ve yemek...
Anlat hadi, dedi. Telefonun hala çalmadığına göre seni de merak eden birileri yok. Söyle kim bu yüzü ağlatacak kadar alçaldı.
İlla birimi gerek, dedim ? Biri mi ağlatmalı ?
O yüzden anlat dedim ya işte...
Duraksadık. Bir ya da iki dakika geçti. Derin bir sessizlik çökmüştü. İçimdeki yangın alevlendi tekrar.
Derin bir nefes aldım ki bir personel gelip '' kapatıyoruz gençler '' dedi.
Saat o kadar oldu mu yahu.. Telefonumu çıkarıp masaya koydum. 02:05...
Kalkalım, istersen bir yerlerde oturup devam ederiz, o derin nefesi tut lütfen, seni dinlemek istiyorum, dedi yağız, karnımda bir şeyleri kıpırdatan ses tonuyla.
Arabam... diye mırıldandım yine. Gönüllümüydüm dökülmeye, yoksa kim olduğumu öğrendikten sonra bana bu gözlerle bakacağını düşünmediğim adama susmak mı istiyordum, bilemiyordum.
- Devamını yazacağım gün içerisinde, hikayeyi bitireceğim arkadaşlar. Bilmiyorum belki umrunuzda olmaz fakat benim anlatmam gerek...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar