Birçoğumuz doğru insanı bulamamaktan, hep yanlış kişiyi sevmekten yakınız dururuz. Peki ya biz doğru kişi miyiz???
Sevilmeyi ve sevmeyi istemekle bir ilişkiye hazır olmak kesinlikle aynı şeyler değildir. İnsanın önce bu ayrımı yapması ve kendine bir takım sorular sorması gerekiyor.
Burada imdadınıza "seveceman" yani ben yetişiyorum. Çok şanlı olduğunuzu düşündüğünüzü de biliyorum.😬Neyse bırakalım gevezeliği de konumuza dönelim.😉
1. Kendini seviyor musun?

Evet aslında konunun özeti bu maddede yatıyor. İnsanın kendini sevmesi çok önemli. Çünkü bir insan kendini sevmez, kendine değer vermez, saygı duymazsa karşısında ki insanın bunları görmesini nasıl bekler ki?
Öncelikle kendimizi sevip, saygı duyup duymadığımıza bakıyor ve cevabımız evetse ondan sonra aşka serzenişte bulunuyoruz...
Haa! Bu arada kendinizi sevin derken olayı narsistlik boyutuna taşıyıp, aşırı ukala tavırlar sergileyip, insanlıktan da çıkmayın.😬😬
2. Aşkın peşinden koşmaktan vazgeçtin mi?

Okuyunca sanki olumsuz bir düşünce gibi görünse de aslında aşkın peşinden koşmak aslında insanı hataya sevk eder. Kafamızda oluşturduğumuz bir aşk kavramı var ve biz durmadan bay/bayan mükemmeli arayıp durduğumuz için doğru insanı görmekte zorlanıyoruz. Olumsuz düşüncelerden sıyrılmış bir kalp hiç beklemediği bir anda ritmini değiştirmeye başlayacaktır. Yeter ki siz izin verin...
Sevginin nerede ve ne zaman geleceği hiç belli olmaz. Ürkek bir kedi misali bırakıverirsin kalbini hiç tahmin etmediğin birinin eline... "Kırar mı, üzer mi?" diye düşünmeden. Eğer ki sen sevmeye ve sevilmeye çoktan hazırsan, kalbin zaten "doğru kişiyi" seçme ihtimali yüksektir...
3. Mükemmel kadını ya da erkeği aramaktan vazgeçtin mi?

Hiç kimse mükemmel olmadığı gibi hiç bir ilişki de sorunsuz ve mükemmel değildir. Beklentiler azaldıkça mutluluklar aynı oranda büyür mantığı ile düşünmeye başladıysan ve mükemmel olana değil de doğru ve sana mutluluk verene yönelme eğilimin varsa, aşka çeyrek var demektir. Hadi hemen bir kahve yapın ve beyaz atlı prensinizi hayal etmeye başlayın... Şaka tabi ki prens, prenses yok unutun!! Bahtınıza ne çıkarsa artık... Hem bıkmadınız mı prens olacak diye kurbağa öpmekten?
Kısacası hayal kurmaktan ve mükemmellik aramaktan vazgeçtiğini an aşka da bir adım daha yaklaştın demektir..
4. Mutluluğunu birine ya da birilerine endekslemekten vazgeçtin mi?

Mutlu olmak ya da yalnızlık hissine kapılmamak için illa hayatımızda biri ya da birileri olaması gerekmiyor.
Bazen çevresinde onca kalabalık varken de insan sessizliğe gömülüp kendini çok yalnız hissedebilir. Önemli olan insanın kendine yetmesi ve mutluluğunu birilerinin varlığına bağlamadığı gibi yokluğunda da mutsuzluk çukuruna düşmemesi... Yani ilişkiyi mutluluğumuza bonus olarak görmeyi öğrenmeliyiz. Mesela sütlaç yemek bana aşırı mutluluk veriyor. Yani hayatımda biri yok diye sütlaç da mı yemeyek?😋
Ama üzerine kahve niyetine bir dal sevgi de alabilirim. ☺️ Her zaman dediğim gibi umarım herkese kendi gibi insanlar denk gelir...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar