''Sonunda Anladım Seni, Ayna Gibisin! Nasıl Bakarsam Sana, İşte Sen de Öyle Bakıyorsun Bana...''

Hani vardır ya birbirini üzmeden ayrılanlar, yıllar sonra bile koca bir tebessümle hatırlatanlar kendilerini, başınıza geldi mi bilmiyorum. Belki de dünyanın en karmaşık duygusu. Hem hüzün var içinde, hem huzur, hem de umut.
Vedalaşırken umut bırakır içinize, neyin umudu belli değil. Belki bir gün tekrar buluşmanın, belki de hep hatırlanmanın. Bu yüzden ben pek vedalaşmadım şu ya da bu şekilde kaybettiklerimle ama bir vedam var ki izi hala durur içimde.


-''Sonunda anladım seni.Ayna gibisin,nasıl bakarsam sana işte sende öyle bakıyorsun bana...''


Biriyle tanıştım yıllar önce.Daha doğrusu o tanıştı benimle damdan düşer gibi girdi hayatıma.Kısa sürede çok iyi iki arkadaş olduk.Aynı mahallede büyüyen iki ufak çocuktuk sanki onunla,birbirini yeni tanıyan,keşfeden ama sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi bir bağla birbirine bağlı olan.İşin asıl tuhaf tarafı ise,karşı cinslerden olup aramızda cinsel ya da duygusal hiçbir çekim olmamasıydı ve ne yalan söyleyim ben bile hala inanamıyorum bu duruma.Arkadaştık işte,garip şekilde sadece arkadaş.Çok güzel ve kaliteli zaman geçirirdik,birbirimize akıl verirdik gönül ilişkilerinde.Hayat görüşlerimizde farklıydı,düşüncelerimizde hatta ortak zevklerimiz bile yok denilebilecek kadar azdı.Bilemiyorum belkide bu uyumun sebebi bunlardır.
Sonra aşık oldu,hemde dibine kadar.Ama ola ola gitti bir öküze aşık oldu.Kıskançlıklar,kısıtlamalar vs derken arada kalıp çok zarar görmeye başladığını fark ettim.Ne beni kaybetmek istiyordu nede aşkını.Bende radikal bir karar alarak o daha fazla yıpranmasın diye bir süre geri çektim kendimi.Hesapta fazla dayanamaz o çocuktan ayrılır bir süre sonra hatasını anlar barışırdık diyordum.Zaten kırgında değildim ona.Ama öyle olmadı malesef ki.Anlayamadı beni ve çok kızdı bana.Bende aramız bozulmasın,kırmayalım birbirimizi diye çıktım hayatından.Bir süre hafiflemenin vermiş olduğu hissiyatla olsa gerek mutluydu.Bense onun için mutlu bizim için üzgün ama yinede kırgın değil.İlk etki geçince daha kötüye gitti.Bende olmadığım için hayatında artık tutunabileceği tek dal kalmıştı.O da uçurumun kenarındaki her insanın yapacağını yaptı ve ona tutundu.Aradan aylar geçti karşılaştık birgün bir kahve içelim dedim.Bir süre bakışmanın ardından o girdi konuya;mutlu musun şimdi diye.Eksik ama mutluyum dedim o an gözleri doldu ama üzüldüğünden değil anladığı için beni.Ellerimi küçük ellerinin içine almaya çalışarak nefesini kontrol etti daha önce hiç öyle buğulu parlayan siyah gözler görmemiştim.Sakin ve tane tane kurmaya başladı cümlesini,sanki,her kelimesi özenle seçilip önceden çalışılarak tonlanmış gibi ve şu sözler çıktı dudaklarından;

-''Sonunda anladım seni.Ayna gibisin,nasıl bakarsam sana işte sende öyle bakıyorsun bana...''

Birşey diyemedim o an tek hissettiğim huzurdu.Belki anlaşılmanın belkide saçma sapan bir umudun huzru ve çok net hissediyordum ellerinin titreyişini.Sonra usulca çekti ellerini ellerimden,kayarcasına aldı onları benden.
Huzursuz bir tebessümle uğurladım onu.Hiç vedalaşmadık onunla.Girdiği gibi çıktı hayatımdan.Ne kimseye derdimi anlatabildim nede kendimi.Zaten o, söylemişti sözünü. Benimse bunu tanımlayabilecek bir kelime yoktu,kelime haznemde.Çok zorlasam belki yarım kalmışlık ama o bile yarım kalıyordu sanırım içimde.
Neyse işte buda demek ki böyle...
''Sonunda Anladım Seni, Ayna Gibisin! Nasıl Bakarsam Sana, İşte Sen de Öyle Bakıyorsun Bana...''
Cevapla