Dünya tatlısı küçük bir kız kardeşi vardı beş - altı yaşlarında, o demişti ''ablam Taner abiyle sarıldı ama benim söylediğimi söyleme, kızar sonra bana'' söylemedim hem o küçük kız hem ben üzülmeyeyim diye. Ben üzüldüm sonra çok üzüldüm.
Öyle olduğuna dair kesin kanıtlarım yoktu ama aksini de ispatlayamıyordum; görmek istemesem de sanırım gerçek buydu. Annesi tanınıyormuş sonradan öğrendim.
''Ne tip kızlardan hoşlanırsın'' dedi, ''esmerleri sevmem'' dedim, esmerdi...
Yediğim b.kun farkına varmakla durumu toparlamaya çalıştığım tüm o süreci bir kez bile ''sen önce tipine bak'' demeden dinledi. Kadınlar hakkında tek bildiğim bazıları sarı saçlıydı işte. Bilinen tüm klişelerden uzak Zidane'ın Roberto Carlos'un ortasına yaptığı vole gibi gelişine yaşıyorduk her şeyi ve gelişi çok güzeldi. İletişim aracımız olmamasına rağmen geleceği saati bilmek, o saate kadar beklemek ve o saatte gelmesi...
En az o nazlı, havalı, kendini bir şey sanan kızlar kadar güzel hatta daha güzel ama sanki ilk kez misafirliğe gelmiş kültürlü komşunun yanlış bir şey yapmamak için çabalaması, evin küçük ve sıradan detaylarının güzelliklerini ortaya çıkarıp, gene sıradan bir fincan takımına ''aa ne kadar güzelmiş'' demesi gibiydi yaklaşımı. Ben de bir şeyler bulup onları seviyor ve kıskançlık gösterileri olmadan da sevgisini gösterebiliyordu. Kırmamak bir yana üstüne bir de mutlu etmek için çabalıyordu. Bana çiçek bile vermişti. Cıvıl cıvıldı, güzel gülüyordu.
Kalbim şokella kavanozuydu, o üç yaşında bir çocuk. Kim ne düşünür, kaşıkla yemek lazım sonra görgüsüz derler, hemen belli etmiyim az sürünsün güzel kardeşim demeden parmaklarını daldırıyordu kalbime. Parmaklarına aşk bulaşıyordu ve dudaklarına götürüyordu, dudaklarından parmaklarına aşk bulaşıyordu kalbime dökülüyordu...
Çok severim cıvıl cıvıl kadınları, gülümsemesini bilen plansız taktiksiz olanları. Hayatımın en güzel filmini onu öperim umuduyla gittiğim sinemada izledim, öptüm de.

Seni de tanıştırayım dedi Taner abimle, çok iyi biri falan filan. Taner abi dediği bizim p.ç Taner çıktı bu arada, gittim... Bir şey diyemedim. Bundan abi olmaz s..er bu diyemedim, küçük kızın söylediğini söyleyemedim. Adımı unuttum, kafayı yedim.
Siz konuşun sonra görüşürüz dedim, görüşmedik. Görüp de konuşmamazlık değil hiç görmedim.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar