Kalbim Şokella Kavanozuydu, İlk Aşkım Parmaklarını Daldırıyordu

Dünya tatlısı küçük bir kız kardeşi vardı beş - altı yaşlarında, o demişti ''ablam Taner abiyle sarıldı ama benim söylediğimi söyleme, kızar sonra bana'' söylemedim hem o küçük kız hem ben üzülmeyeyim diye. Ben üzüldüm sonra çok üzüldüm.

Öyle olduğuna dair kesin kanıtlarım yoktu ama aksini de ispatlayamıyordum; görmek istemesem de sanırım gerçek buydu. Annesi tanınıyormuş sonradan öğrendim.

Kalbim Şokella Kavanozuydu, İlk Aşkım Parmaklarını Daldırıyordu
On altı yaşın tüm saçmalıkları mevcutken bünyede, ''benimle çıkar mısın? arkadaşım sizden çok hoşlanmış'' ve benzeri cümlelerle, hayatımızda sadece az önce görmekten ibaret tüm kızlarla sevgili olmayı denerken, onunla tüm bu saçmalıklardan uzak hatta belki hiç konuşmadan sevgili olmuştuk.

''Ne tip kızlardan hoşlanırsın'' dedi, ''esmerleri sevmem'' dedim, esmerdi...

Yediğim b.kun farkına varmakla durumu toparlamaya çalıştığım tüm o süreci bir kez bile ''sen önce tipine bak'' demeden dinledi. Kadınlar hakkında tek bildiğim bazıları sarı saçlıydı işte. Bilinen tüm klişelerden uzak Zidane'ın Roberto Carlos'un ortasına yaptığı vole gibi gelişine yaşıyorduk her şeyi ve gelişi çok güzeldi. İletişim aracımız olmamasına rağmen geleceği saati bilmek, o saate kadar beklemek ve o saatte gelmesi...



En az o nazlı, havalı, kendini bir şey sanan kızlar kadar güzel hatta daha güzel ama sanki ilk kez misafirliğe gelmiş kültürlü komşunun yanlış bir şey yapmamak için çabalaması, evin küçük ve sıradan detaylarının güzelliklerini ortaya çıkarıp, gene sıradan bir fincan takımına ''aa ne kadar güzelmiş'' demesi gibiydi yaklaşımı. Ben de bir şeyler bulup onları seviyor ve kıskançlık gösterileri olmadan da sevgisini gösterebiliyordu. Kırmamak bir yana üstüne bir de mutlu etmek için çabalıyordu. Bana çiçek bile vermişti. Cıvıl cıvıldı, güzel gülüyordu.

Kalbim şokella kavanozuydu, o üç yaşında bir çocuk. Kim ne düşünür, kaşıkla yemek lazım sonra görgüsüz derler, hemen belli etmiyim az sürünsün güzel kardeşim demeden parmaklarını daldırıyordu kalbime. Parmaklarına aşk bulaşıyordu ve dudaklarına götürüyordu, dudaklarından parmaklarına aşk bulaşıyordu kalbime dökülüyordu...

Çok severim cıvıl cıvıl kadınları, gülümsemesini bilen plansız taktiksiz olanları. Hayatımın en güzel filmini onu öperim umuduyla gittiğim sinemada izledim, öptüm de.

Kalbim Şokella Kavanozuydu, İlk Aşkım Parmaklarını Daldırıyordu
Bir akşam ağlayıp ''ben seni hak etmiyorum'' demese her şey çok güzeldi aslında. ''Seni sevmekten korkuyorum'' dediğinde anlamamıştım kendinden bu kadar nefret ettiğini. ''Bu gece benimle kal'' dediğinde anlamamıştım gideceğini bildiğini, kalmadım.

Seni de tanıştırayım dedi Taner abimle, çok iyi biri falan filan. Taner abi dediği bizim p.ç Taner çıktı bu arada, gittim... Bir şey diyemedim. Bundan abi olmaz s..er bu diyemedim, küçük kızın söylediğini söyleyemedim. Adımı unuttum, kafayı yedim.
Siz konuşun sonra görüşürüz dedim, görüşmedik. Görüp de konuşmamazlık değil hiç görmedim.

Kalbim Şokella Kavanozuydu, İlk Aşkım Parmaklarını Daldırıyordu
Cevapla