Çalışan annelerin içinde hep bir vicdan azabı vardır. Çocukları ile kariyerleri arasında gidip gidip gelirler. Size göre çalışan anne olmanın beraberinde getirdiği zorluklar nelerdir? Annenin çalışması çocuğu nasıl etkiler? Bebeğin bakıcıya anne demesi nasıl aşılmalı? Çalışan annelerin hakları nelerdir? İşe başlayan anne çocuğuna nasıl davranmalı? Çalışan anne olmanın zorlukları neler?
Bugünün geldiği toplum yapısında artık erkekler kadar kadınlar da iş dünyasının içindeler. Artık herkes çalışıyor olunca da evlerdeki iş dağılımı belli oranda değişse de bir annenin yapması gereken işleri noktasında büyük zorluklar çekebiliyorlar. Hele ki çocuklar da olunca sizin de dediğiniz gibi anneler vicdan azabı çekebiliyor ve kariyer-çocuk arasında gidip gelebiliyor. Bugünün de zorluklarını düşünürsek aslında sormuş olduğunuz konu hakikaten bugünün en büyük sıkıntılarından. Ben de elimden geldiğince bu güzel sorunuza eşlik etmeye çalışacağım ^^
Çalışan anne olmanın zorlukları nelerdir?
A-) Hissedilen suçluluk duygusu : Evlilikte kadınlar çalışırken çocuk da olursa ilk hissedecekleri şey suçluluktur. Ev sorumluluklarını yerine getirip getirememe, işe konsantre olabilme ve verimlilik, çocuğa karşı annelik sorumluluklarını yerine getirip getirememe hususunda ciddi suçluluk duyguları belirebilir zamanla. Ama burada elbette olumsuz düşünmemek gerek. Çalışma hayatı da, ev hayatı da, çocuğun bakımı da elbette birlikte yürüyebilir.
B-) Çocuk bakımında karşılaşılan zorluklar : Kainatın doğduğunda en aciz olan ve en çok yardıma muhtaç varlığı sanırım insandır. Bu yüzden de doğduğu andan itibaren çocuk daima evvela anneyi arar, dünyaya gelme kaynağının güçlü tarafı odur çünkü. İlk birkaç yaş da çok mühimdir gelişimde, bu gelişim evreleri birbirini kovalarken gelecekteki yaşamın nasıl olacağına da anne-çocuk ilişkinin ne kalitede olduğu karar veriyor. Anne olabildiğince çocuğa yönelik olup varlığını hissettirmelidir. Evde olduğu sürece birlikte vakit geçirmelidirdir. Özellikle çalışan anneler çocukların oyun ihtiyacını daima zihninde tutmalı ve çocuğun kendini ifade etme şekli olan oyunu iyi gözlemleyip ona fırsat tanımalıdır. Vakitleri de çok kısıtlı olduğu için anneler eve gelir gelmez belki de ilk ihtiyaçlara yönelse de, iyi planlama ile kesinlikle oyuna da vakit ayırılabilir.
C-) Eve iş getirmeme güçlüğü : Organize bir yaşam, daima sınırları belli olan da yaşamdır. İyi bir organize edilmiş yaşam stili ile de muhakkak işlerimizi zamanında bitirebilir ve eve iş getirmez çalışan anneler ama olası ekstrem durumlarda da eğer eve iş getirmek durumunda ise, muhakkak zamanlamayı iyi yapmalıdırlar.
D-) Feragat etmek kötü müdür? : Aslında anne de baba da çalışıyorsa anne hiç çekinmeden bir şeylerden feragat edebilir. Giysiler jilet gibi ütülü olmasa ne olur ki? Yemekler 4 çeşit olmasa ne olacak ki? Mükemmelliyetçilik güzeldir ama çalışan anneler bilhassa çocuk olduğunda muhakkak bazı şeyleri ertelemelidir. Çünkü tam da bu noktada yaşam kalitesi mühimdir. Herkes temiz, doyuyor ve mutluysa dahası daha özgür zamanlarda yapılabilir değil mi? ^^
E-) Çocuğun kime bırakılacağı sorunsalı : Anne-baba ile bu durum görüşülebilir ve çocuğa ebeveynler gelene dek onlar bakabilir. Eğer ki bu durum olmuyorsa yakın birilerinden belki de ücret karşılığı yardım istenebilir mesai bitene dek. O da olmuyorsa bir bakıcı ile görüşülebilir. Sıralamanın böyle olmasında da ülkemizde geleneksel aile düzenleri ve dayanışmanın devam ediyor olmasıdır ve bence bulunmaz nimettir bu durumlar. En son ihtimal bakıcı ile görüşülebilir ve çocuk ana sınıfına gidebilir yaşta ise kreşe de gönderilebilir.
F-) Motivasyon düzensizliği : Çalışan anneler sabahın olması ile eş, çocuk ve kendisinin güne başlaması sonrasında yorulabilir ve motivasyon kaybedebilirler. Dengeli beslenme, planlı yaşam ve morali hep yüksek tutmak en ideal düzendir. Tam bu esnada ‘’ ben acaba yetebiliyor muyum?’’ sorumluluğu belirse de üstesinden gelinebilir.
G-) Eş desteği alamamak : Aile nasıl iki kişiyle kuruluyorsa, eşler de birbirine muhakkak yardımcı olmalıdır. Çalışan annelere eşleri mutfakta, ev işlerinde, çocuk bakımında ve hatta motivasyon konusunda destek ve yardımcı olmalıdır. Hayat ancak bu şekilde ‘’ hafifler ‘’.
H-) Çocuklarla kaliteli zaman geçirememek : Vakit bilhassa çalışan insanların en değerli unsurudur. Bu aşamada oluşturulan her fırsat değerlendirilip olabildiğine kaliteli geçirilmelidir. Bu anlar spontane de olabilir, planlı da olabilir. Kaliteli vakit mutluluğun anahtarıdır…
I-) Eşlerin ilk aşamada birbirini suçlaması : Ters giden durumlar her daim hayatın içindedir. Bu ters durumlarda vakit dar, kişiler yorgun ve gergin olunca suçlama çok muhtemel olabiliyor. Bu durumlarda eşlerin birbirini anlaması ve olabildiğince alttan alması elzemdir.
İ-) Öncelik sırasının karışması : İnsanlar daima öncelikleriyle kendilerine ve çevrelerine kıymet katarlar ve vakit dar olunca, insanların zihni yorgun olunca öncelik sıraları karışabilir. Bu durumda sakin olup düzen gözden geçirilip kesinlikle muallakta kalan taraflar aydınlanmalıdır.
Aslında listemin sonuna gelirken, pamuk, çalışan annelerin daima hayırlı evlatlar yetiştirip, kaliteli vakitlerinden tamamen asla kopmamalarını dilerim ^^
Ben belli bir yaşa kadar annelerin çalışmasına karşıyım. Özellikle de yeni doğum yapmış annelerin 0-5 yaş aralığında çalışmasına. Çünkü o yaşlarda çocuklar dünyaya daha yeni gözlerini açmış olacak ve gördüğü yüz hayatları boyunca yanında olan annelerine değil, bir yabancıya ait olacak.
Peki bu bakıcının bebeğe güzel davranacağını nereden bilebiliriz? Belki annenin yanındayken çocuğa şefkatli davranıyor, gittiği anda dövmekten beter ediyorsa? Bunu bilemeyiz ve çocuk o yaşlarda konuşamadığı içinde bunu annesine asla söyleyemez. Hoş annesini bile nasıl tanıyacak, gün içinde hiç göremezken..
Bundan neden bu kadar yakındığımı da anlatayım, çünkü bizzat gördüm. Bir çocuğun annesini nasıl yok saydığını, ona nasıl bağırdığını işittim. Annenin yıllarca gittiği o işe, kazandığı her kuruşa nasıl pişmanlıkla baktığını gördüm. Şimdi kazandığı o paralarla çocuğunun paramparça yaptığı gönlünü almaya çalışıyor. O tuttuğu bakıcılar yüzünden mahvolan güvenini onarmaya çalışıyor. Ama ne fayda?
Bir ayna kırıldıktan sonra onu tamir edemezsin. Etsen bile kırıklıkları aynı şekilde devam eder. O yüzden anne adaylarına sesleniyorum! ''Kariyer de yapın, bebek de. Ama bebeğiniz 5 yaşını geçmeden yalnız bırakmayın. Yoksa ömür boyu sizi tanıyamaz, ona bir yabancı gibi bakarsınız'' ๑
Çalışan anne illa çocuğunu bakıcıya verecek diye bir şey yok, hadi verdi diyelim illa çocuğu bakıcıya anne diyecek diye bir şey yok. Açıkçası içerik kısmını pek beğenmedim. Ayrıca babada çalışıyor, çocuk bakmak neden sadece annenin görevi gibi lanse ediliyor? Babada işinden ayrılıp çocuğuna bakabilir pek âlâ. Çalıştığı halde çocuğuna vakit ayıran ve çocuğu ile güzel bağlar sağlayan çok tanıdığım var. Mesela kuzenim. Kendi işinin sahibi, böyle olduğunda işe daha çok girmesi gerekiyor düşünülenin aksine ama çocuğunu da asla ihmal etmiyor. Belli bir yaşa gelene kadar zaten annesi vs tanıdıklar yardımcı oluyor, sonrasında anaokuluna başladığı andan itibaren anneler için zorluk kalmıyor. Çocuk okulda iken rahatça işe gidip çalışabiliyor. Bence anneleri bu süreçte zorlayan çocuk değil ev işleri. Ne yazık ki yemek yapmak, temizlik yapmak vs kadının görevi dayatması olduğu için ülkemizde; kadınlar hem iş hem evde iş hem çocuk bakımı vs derken zorlanıyor. Çağdaş bir eşi olan kadın bu süreci rahatlıkla atlatabilir. Mesela eve geldiğinde ne yemek yapacağım diye düşünmek yerine eşinin yaptığı yemeyi yemek, kadının yükünü hafifletecektir. Böylelikle çocuğuna daha çok vakit ayırabilecektir.
Çalışan annenin hakkını hiç kimse ödeyemez. Hele onların anlayışsız sabit fikirli katı amirleri hiç ödeyemez. Eşleri de. Bütün yük omuzlarında onların ve bunu sorgulamadan göğüsler, sineye çekerler. Hatta bir çoğu tırsar, ezik bir şekilde pes etmiştir ama yine de evladına kıyamaz, iki arada bir derede kalır. Onu anlamak istemez hiç kimse. Hatta bazı yöneticiler, “görevinin sorumluluğunu bil, senin özel sorunların beni şirketimi işini ilgilendirmez, yapamayacaksan istifa et, mesaiye harfiyen uyacaksın, seni dinlemek istemiyorum, işini eksiksiz yapmanı istiyorum” diyen yöneticileri gördüm…
Ama ben yönetici olduğumda onlara böyle yaklaşmadım, empati yaptım ve pozitif ayırımcılıkla onların zor zamanlarını olabildiğince kolaylaştırdım. Tüm personele özel bir ortak dinlenme odası tahsis edip anahtarını tüm personele dağıttım, odada herkesin ayrı bir kilitli özel dolabı, lavabo, tuvalet ve bir de kanepe vardı. Yani bu da bir seçenek ve yapılabiliyor. Sonunda ne mi oldu, verim arttı ve herkes mutluydu. Çünkü biz bir sile olmuştuk. Gerçekten… 😎
0
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Benim de küçükken çalışan annem vardı. Tahmin yürütmeden direkt yaşananları yazacağım.
Annem aynanda çalışırken ikinci üniversiteyi de okuyordu, bir yandan da bize bakıyordu. Bu sırada babam da uzakta çalışıyordu.
Ablamın kendi kendine bana bakmayı üstlenmesi olsun, denk gelen tüm bakıcılarımın sorunlu olması (örn. bir tanesi bana baktığı saatlerde, beni bir başkasının evine temizliğe götürüp kenara koyuyormuş ve annem başkasından duymasa farkında bile değilmiş) dolayısıyla aklı evde kalırdı, özel hayatım hakkında pek bir şey bilmezdi, sorunum varsa kendim çözmeyi öğrendim, ödev ve proje gibi şeylere zar zor yardım edebilirdi haliyle ben de derslerime uğraşmamaya başladım vs.
Mesela çoğunlukta farklı olarak şöyle bir özelliğim de var. Kendimi bildim bileli başkalarının hislerini çok iyi anlayabilsem de şahsen kendim pek bir şey hissetmem. Tabi belki de karakterim böyledir hani çocukluğuma ilgili değildir.
Madalyonun iki yüzünü de anlatmaya çalıştım elimden geldiğince. Anne yokluğu çeken herkes farklı bir tepki geliştiriyor (ablamda verdiğim örnek gibi).
o kadın benim annemdir once hastanelerde temizlikci olarak daha sonra fabrıkalarda çalıştı ve buna ragmen muhteşem saygılı efendi nerde napacagını bilen utanma duygusu olan cocuklar yetiştirdi bunu soyledım övünmek değil cogu anne evde olmasına ragmen bunu yapamıyor tabıkı her anne ozeldır saygım sonsuz onun dısında okutabıldıgını okuttu maddi acıdan savurgan babamı duzelterek kendıne ev araba aldı cok kızdım cocukken kollarım agrıyor dıye saclarımı hiç oremedi evde cogunlıkla goremedım onu cok kızdım ama suanki rahatlıgımı onun zekasına azmine hırsına borcluyuz hepimiz onun dıısnda ev temizligi yemek onları soyleyemıyorum bile şimdi kucuk bir kardeşimiz var o bizden daha rahat bi hayatı var benimde cocugum gibi ilgilenıyorum bakımıyla derslerıyle ve bi cocugu başkasına emanet edip gitmek ve bazen zorda kalınca evde tek başına bırakıp gitmek ne demek biliyorum annemi cok iyi anlıyorum gozu hep arkada olmak ne demek biliyorum yani duygusal maddi manevi her acıdan çalışan kadınları anlıyorum bende bir sene sonra çalışan bir kadınş hemşire olacagım tesekkurler anne tesekkurler bütün emektar annelerimiz kadınlarımız iyi ki varsınız iyi ki varız
Kendini eksik hissedersin, anneliğin hakkını veremediğini, çocuğuna yeterince ilgi sevgi gösteremediğini hissettiğin için vicdan yaparsın. Sonra bu vicdandan dolayı her konuda tolerans gösterirsin ve o da şımarır tepene çıkar sonra bir de onu terbiye etmekle uğraşır onu da yapamazsın. Şu an ki ruh halim 🙄
Çoçuğunun en güzel yaşlarında yanında olamamak , gözümün önünde ama nasıl büyüdüğünden anlarından bir habersiz, ruhen vicdanen hep eksik anne olmaktır çalışan anne olmak. En kötüsüde sen işe giderken çocuğunun nasıl avutulduğunu bilmektir anne para kazanacak , ekmek alıp gelicek gibi...
Calısan anne fedakardır bir okadar merhamet doludur Yetmez evde temizlikcidir. Evin saglık uzmanıdır. Hem doktor hem hemsire Evin ascısıdır. Komisidir Aynı zamanda bulasıkcısı Evin gülen yüzüdür. Anne Yetmez dert küpüdür. Bitmez sorunları cocukların helede kocasının ceker derdini Yinede yaranamaz cefalıdır anne Tüm anne ve anne adayları sizlerin hakkı ödenmez Gelecek nesillerin umudu
Ev ve ev işleri hususunda yardımcısı olmayan bir eşe sahipse eğer bu anne, yandığının resmidir... Ömrü kölelikle geçer. Çocuklarına yeteri kadar vakit ayıramayabilir, ayırsa da bu ona yetersiz gelebilir. Çocuklarının sosyal aktivitelerin de yanlarında olamayabilir...
Sabahları hava buz gibi olsa da erkenden kalkıp onu bakıcısına bırakmak ve oradan işe gitmek öyle zorki. Ama bu koşturmda yorulmayı gram düşünmüyorsun. Hatta elleri biraz üşümüş olursa tüm gün bunu düşünüyorsun. Isyerindeyken her gelen telefonda acaba uyandı da çok ağlıyor, durmuyor mu, canı yanıyor mu, diye tedirgin oluyorsun. Ağlaması canını öyle yakıyorki. Ağlarken gözlerini açıp sana baktıysa bir de, o bakışı asla unutamıyorsun. Sarıldığında canının acısı geçecek sanıyorsun, geçsin istiyorsun. Geçmiyor. O ağlıyor, gözyaşları senin gözünden akıyor sanki. O minicik bedenin, dudağının bir kenarıyla gülümsemesi bile alıp içine sokmak isteyecek kadar mutlu olmanı sağlıyor. Hal böyleyken ayrı kalabilmek ne kadar da zor.
Çalışan anne de olsan sanki ev ve çocuk işlerinden yine kadınlar sorumluymus gibi bı algı var ülkemizde. Evlilik ortak olarak gerçekleştirilen ciddi bir müessese eşler birlikte çalışıyorsa eve maddi katkı da ortak payları varsa ev ve çocuk islerinde de ortak kurulan inşa edilen bir yapı olduğu için üstesinden de ortak gelinmeli. Erkek ben işten geldim yorgunum yemeğim nerde, sustur çocuğu işten zaten yoruluyorum bide çocuğunu mu dinleyeceğim diyeceğine bı zahmet kalkacak çocuk bakımına ev işlerine eşine mutlaka yardımda bulunacak. Sonuçta çocuğu tek yapmıyor evi de tek başına kurmuyor ki sorumluluğu da teklesin öyle değil mi?
1 yıl çocuk bakıcılığı yaptım. İlk başlarda zorlukları çok oluyor tabiki. Küçük yaştaki çocuklar anneye daha çok ihtiyaç duyuyorlar.
İşe giden ya da bir iş için dışarıya çıkması gereken annenin çocuğu ile empati kurması gerekiyor. "Benim az dışarıda işlerim var, ama mutlaka gelicem." denmeli. Çocuklar anlamaz demeyin, yetişkinlerden daha iyi anlıyorlar, dinliyorlar. Çocuğa bir şey demeden ona görünmeden gizli saklı gitmek, çocuğun anneye olan güvenini yitirebilir.
Annesi çocuğu alışana kadar bakıcısı ile çocuğun yanında kalmalı. Sonradan çocuk bakıcısına alışıyor tabi. Bakıcısı olsa bile, anne nereye giderse gitsin, çocuğunu görüp, konuşup öyle gitmeli.
Çalışan bir annenin çocuğu olarak ayrıca çalışan sağlıkçı bir anne olarak yazıyorum. İş yerinde olduğun zaman çocuğuna duyduğun özlem tarif edilemez. İş yerinde ki yükle beraber evinde bütün işleri bende. Çocuğumun ne ilk adımını görebildim, ne ilk diş çıkarışını. Ayrıca yetersizlik hissi başa bela. Çalışmak zorumdayım maddi imkansızlıklar zaten günümüzde bilinen bişey. Hastanede hasta bir çocuk gördüğünde empati kurmak çok ayrı bir şey. Yaşamayan gerçekten bilemez. Günümüzde ön yargılar kötü evinde otur diyenler. Kardeş ne zaman diyenler? Herkes senin hayatında konusur da durur. Bütün bu yorgunluğumu alan aksam eve gittiğimde oğlumun "annecim" diyip boynuma atlaması. İnanın yaşamayan bilemez.
Çocuğunun ilk adımını göremezsin, ilk kelimesini duyamazsın, bakıcı duyar... O düşünce, elini yarınca, anne diye ağlar garibim ama sen orada yoksundur. Her gün taze yemek yapamazsın, veli toplantısına gidemezsin, oyun grubu yoktur çocuğunun. Uykusuz geceler sonrası ne sen, ne müdürün, ne eşin, ne de çocuğun mutludur. Yine de sen fatura ödemek için, sigorta için, emekli maaşı için çalışmak zorundasındır. Bol bol oyuncak alırsın. Sanki o renkli oyuncaklar senin yerini tutarmış gibi. Ve de bol bol tatlı yersin, sanki bol şeker kalbindeki boşluğu dolduracakmış gibi... Anneler çalışmasa. Çocuk büyütmek iş sayılsa. Devlet anneye destek olsa...
Hiçbir şeyi tam anlamıyla, hakkıyla yapamıyormuş gibi kendilerini kötü hissetmeleri kuvvetle muhtemel. Biri tek başına yeterince zorlu iken ikisi birden olunca elinden geleni yapar fakat yarım yamalak olmasının önüne geçmek pek güç.
Para kazanacak diye çocuklar anne şefkatinden uzak aile ortamından bihaber büyüyorlar. Bir anne için iş ve para kazanmak nasıl oluyor da evladından daha kıymetli oluyor anlamıyorum.
Sadece olaya iş ve para yönünden bakmamak lazım. Çalışmak anneye bir dinlenme molasi gibi geliyor olabikir ki bunu soyleyen anne sayisu cok fazla cevremde. İşe gelince dinleniyorum diyorlar ve eve gidince cocugumla daha kaliteli zaman geciriyorum diyorlar.
Ya çok sinir oluyorum o çalışan annelere. Çocuk madem seni yoruyor dinlenmek için işe gidiyorsun onu da kaderine terkediyorsun yapma o zaman kardeşim zorla mı çocuğu koyuyorlar içine. Gece gece sinir oldum yine yav.
Hem dışarda çalışan anne, Hem evde çalışan anneyim... Hem bir baba, Hemde ona arkadaş olmaya özen gösteren bir anneyim. Zorlukları yazmakla bitmez. 🤦🏼♀️ Dışarda tüm stresi üstüne alıp, iş ortamı, trafik, yorgunluk, zamansızlık gibi faktörlerden etkilenip birde üstüne evde çocukla ilgileniyor, ona can olmaya çalışıyoruz. Biz kadınların 9 kolu 9 ayağı varmışta haberimiz yokmuş. Herşeye rağmen ona tek başıma bakabiliyor olmaktan gurur duyuyorum. Onu çok seviyorum.
Günümüz ekonomisinde çalışmayan anne olmak çok zor. Buradaki birçok arkadaşımın görüşüne katılmıyorum. Benim çocuğuma kayınvalidem bakıyor. Bu durumda çocuğun babaanneye düşkün olmadı beklenir onunla çok vakit geçiriyor diye. Ama ben elimden geleni o kadar fazla yapıyorum ki inanın bana olan düşkünlüğü bambaşka. Bir keresinde akşam 10 da oyun hamuru oynamak istemişti bende evde oyun hamuru olmadığı için kurabiye hamuru yoğurmuştum onunla oynadık ve pişirdik:) bir kadın yeterki istesin herşeyin üstesinden gelir. Zaten çalışan annelere sorduğunuzda da çocuğumun geleceği için ya da gerçekten ona daha kaliteli bir yaşam sunabilmek için olduğunu anlayacaksınız. ❤️
Anne demek başlı başına vijdan azabıdır neden mi anne demek neden çocuğumu bu kötü dünyaya getirdim o daha melek demek ile başlar o daha çok masum ağlayamaz İLE başlar gele de çalışan anne sanır ki ona sevgi veremiyor ki gerçekten öyle çektiği vijdan azabını oyuncakla vs ile tamamladığını sanır ama degil anne demek sadece sevgi dolu o ömür boyu sevecek arkasındaki güç demek ama bizler sadece kocaman vijdan azabı gibi görüyoruz kendimizi
ne diyeceksin onlarda insan.. her şeye yetişmeleri.. çalıştığım hakimde hanım ve kızı var cocuğu mevzu olunca geriliyor haliyle bazen:) alıştık hallerine
Çocuklarının en güzel zamanlarını hep kaçırırlar. Belki ilk kelimesini ilk adımını ilk başarısını her zaman kaçırırlar. Kariyer her zaman gelir ama çocukların o anları asla bir daha gelmez.. Bunu unutmasın güzel anneler. Elbette çocuklarımızın geleceği için çalışıyoruz ama onların en birinci ihtiyacı anneleridir, anne şefkatidir, ilgisidir, kokusudur...
Eh orasi oyle tabi ama bir kere girdikten sonra gerisi rahat 😄 bir de ust duzey memurluklarda giris icin 35 yas limiti var. Gireceksen basla calismaya 😄
Bir kere tam olarak anne olamıyorsun çünkü çocuğuna artıracağın İşten kalan saatin. Kendine ayıracagin zaten saat yok. iki , üç , hatta çok işin var Evlilikte. İş EvÇocukKocanEvdeki sorumluluklarin. Zaman sınırlaması Ve bunlarla geçen biten koca ömür.
Her zaman çalışan bir annenin çocuğu olarak kötü ve iyi yanlarının olduğunu söyleyebilirim. Benim açımdan evet annem benimle çok ilgilenemedi fakat istediğim her şeyi onun sayesinde elde edebildim. Onun açısından ise evet bana hasret kaldı, kendiyle yeterince ilgilenemedi fakat ekonomik özgürlüğe sahip olması bütün dezavantajları götürüyor bence.
Çocuğunuz büyürken yanında yeterince olamadığınız için çok büyük bir suçluluk duygusuyla dolarsınız. Toplum baskısı, hiç bitmeyen yorumlar. Zihinsel yorgunluk bir tarafa bedensel yorgunluk kimseye anlatamazsınız. Birde mükemmel olma çabası insanı yiyip bitiren...
Çalışan annenin kızı olarak birkaç yorumum var. 🙂 Çocukluğum annemin işten dönmesini bekleyerek geçti. Gelme saatine yakın geldiğinde giysin diye terliklerini elimde tutar beklermişim. E eve gelince de yorgun oluyor, yemek temizlik derken hep “kızım sonra” derdi. Çalışan kadın olmak zor, çalışan anne olmak daha zor. Çocuk sonuçta her zaman ilgi ve sevgi bekler. Zaman geçtikçe onu anlamaya başladım. Önemli olan çocuklara iş hayatını ve öncelikleri anlatmak. 🙂 Çalışan annelere selam olsun.
Çalışan bir annenin kızı olarak yeterince vakit ayıramadığı doğru.. kendi hayatında avukatlığı çok üstün tutması hatta geceleri dahi çalışması sebebiyle kızmıyor değilim.. elbette şu an genç bir kız olarak çok da umrumda değil.. sadece çocukluğumda beni mesleğinden daha üstün tutmalıydı ya bence.. sadece cebimde para üstümde marka kıyafetlerle ebeveynlik görevi yerine getirilmiş olamaz..
Çalıştığım yerdeki kadınlar akşam yorgun bir şekilde eve gittiklerinde akşam yemeğini ve ertesi gün çocukların okula götürecekleri yiyecekleri hazırlıyor bulaşığını yıkıyor evini temizliyor yani iki kişilik çalışıyor eşleri nadiren yardımcı oluyorlar düşününce çok hakları yendiği ve bizim onların hakkını ödeyemeyeceğimizi anlıyorum
Ya işte bunlar işten gelir. Programlı şekilde aceleyle mutfağa dalar. En basit en hızlı yemek neyse onu yaparlar. Yemek hızlıca yeni bulaşık hızlıca yıkanır ve anneler hemen ekrn başına geçer. Gelsin diziler. O arada çocuk uyuşturucuya mı alışmış sigaraya mı başlamış pek bilmezler. Üstlerine fazla gidilmez. Azıcık gidildi mi "sabahtan akşama kadar çalışıyorum evde de çalışıyorum şurda Bi dizim var ona da laf etmeyin" derler. Tabi onları suçlamıyorum. İşleri gerçekten zor.
Gerekli anne şevkati, sevgisi, vicdanını sunamadıkları için çocuklar haylaz yetişiyor. Çalışan anne aynı zamanda evin diğer bakımları ile uğraştığı için de zorluk yaşıyor bu konuda erkekler olarak yardım etmemiz gerekiyor :)
Başarılı bir annenin hayatının her dönemi zordur eşini egitir çocuğunu eğitir evini düzenler ailesini bir arada tutar işinde başarı yakalar vs... zorlugu tadı olsa gerek fikrimce
Yoo esinde yardımcı oluyorsa bence zor değil benim annemde çalışan anne ben hiç eksiklik hissetmedim. Kadın çalışmalı kimseye muhtaç olmamalı. Çocuk bahane edilmemeli
Çocuklarıyla yeterince vakit geçirip onlarla ilgilenememek sanırım genelde de bu sebeple çocuklarının çoğu istediğini yapmaya çalışırlar bu açığı kapatmak gibisinden
Birde yardımcı bir eş varsa eğer yanında kadının aşamayacağı hiç bir şey yoktur erkekler bu konuda daha tembel kadın çalışır eder sosyal aktivitesini bile yapar cocukları için her şey yapar ama destek vermesi gereken bir eş olursa kadın daha da üstesinden gelir herşeyin
çalışmak elbette hayatın gerçeğidir ama bir anne için zor dönemdir her bakıcıya güvenilmez ve çocuk teslim edilmez çalışan annenin hakları en üst değerde olmalı ve çalışan annelere yeni haklar verilmelidir
Çocuğa az zaman ayırırlar. Hasta olduğunda ya da birşekilde uyumadığında onunla beraber annede uyuyamaz. Tabi uykusuz bir şekilde işe gitmek demek. Anne sevgisi şevkatini çocuğa veremediğini, yetemediğini düşünerek üzülür. Büyük bir fedakarlık.
Çok zor ya bence. Çıktığım bi kadın vardı. Bekar anneydi. Psikolojik olarak çökmüştü. Bir defasında başını omzuma yaslayıp ben kötü bir anne miyim dedi ve ağlamaya başladı. Baya kötü hissetmiştim o an. Gerçekten çok zor ya
Çocuğuyla fazla vakit geciremeyip fazla ilgilenemez o zorlar. Bir de başkasına emanet ettiğinde aklın orada kalır acaba bişe olur mu rahatsızlanır mı anne diye ağlar mı falan
Genelde ev hanımları daha hırslı oluyor evlendikten sonra 2-3 kat daha fazla çalışıyorlar bunun sebebinin evliliğin kadınlara verdiği psikolojik baskıya bağlıyorum.
Başta evet ilgi gosteremiyiceksin ama onu hayata en zor koşullarda baş etmenin yollarını vermiş oluyor sun aklı erdiğinde senle gurur duyacak hem kendi hem onun geleceğine kattıkların için
Anneler calısmamalı zaten ev isleri onlarin bizden cok yoruyor cocuga bakması daha hayırlıdır iyi bir insan gelir menfat icin karısını calışdıryorsa ateşden bir eva hazırlasın kadın cennetdir niyetini para icin kullananlar o cennete giremez cocuga gelince bir bakıcın bakıdı cocuk buyduyunde annesine bakmaz
Gerçekten çok zor olmalı annelik zaten çok kutsal bir iş üstüne birde çalışmak gerçekten yıpratıcı olsa gerek ama çocuğunun bir içten gülümsemesi bütün yorgunluğunu alır sanki 🤣