Ayrilmak zorunda kaldim?

Bir süre önce beni kaynıyla tanıştıran birinin aracılığıyla biriyle tanıştım. O da benim gibi boşanmıştı. Başta çok ilgiliydi; her gün birkaç kez arar, “seninle ciddiyim” derdi. Her şeyini benimle paylaşırdı, neredeyse günün her anında haberleşirdik. Sohbetlerimizin çoğu eski eşiyle ilgiliydi ama ilk başta buna anlayış gösterdim; “belki anlatmak istiyor” dedim.


Zamanla aramızda bir yakınlık oluştu. Güvendim, duygusal olarak bağlandım. Ve sonunda beraber olduk. Sonrasında çok pişman oldum, çünkü bunu yapmak bana hiç yakışmadı. Ona da söyledim, “keşke böyle olmasaydı” dedim. O ise “ben seninle ciddiyim” diyerek beni sakinleştirdi. Ama içimde bir şey hep tedirgindi.


Bir gün birlikteyken kolundaki saati fark ettim. Saati beğenip “çok güzelmiş, kim aldı?” diye sordum. Bana eski eşinin doğum gününde aldığını söyledi. O an donup kaldım. “Neden hâlâ takıyorsun?” dedim.

O ise “ben de ona pahalı hediyeler aldım, sonuçta o da hakkını alıyor, bu saat benim, takarım” dedi.

Bunu duyunca çok kırıldım. “O senin eski eşin, bitmiş bir ilişkinin hatırasını hâlâ üzerinde taşımak doğru değil” dedim. O ise “benim aklıma bile gelmiyor onun aldığı, sen söyleyince aklıma geliyor” dedi.


Ama ben içime sindiremedim. Eve dönünce tekrar açtım konuyu, dedim ki:


“O saati at ya da sat. İstersen ben sana aynısından alırım. Ama onu takmanı istemiyorum. Çünkü geçmişin sembolü hâlâ üzerinde duruyor.”

Bu sözümden sonra bana bağırdı. “Sen beni geçmişimle yargılıyorsun, huzurumu kaçırıyorsun” dedi. Ben sadece huzurumuz için bir şey istedim ama o bunu büyüttü.

Ben de dedim ki: “Eğer sen benim yerimde olsaydın ve ben eski eşimin hediyesini taksaydım, sen de rahatsız olurdun.” Ama anlamadı.

bana dedi ki, seninde gecmisin var benim de var. Eger senin gecmisin olmasaydi, seni anlardim, o yuzden karismayalim gibisine getirdi lafi. Bende dedim ki benden hic bir eser yok gecmisime dair beni kendinle karistirma.

O günden sonra her şey değişti. Bana olan ilgisi, sevgisi bir anda azaldı. Artık ne arıyordu ne de ilgileniyordu. Ben hâlâ sessiz kaldım ama kalbimle hissettim: o saat sadece bir saat değildi, geçmişine hâlâ bir bağı vardı.

Hala yasadiklari evde kaliyor eve eski esinin elbiseleri dolapta duruyormus. Ev satilmadan dokunmuyormus. Ve hala ayni yatakta yatiyor. Hic bir sey sanki dokunmuyor ve 3 sene evli kalmislar.
benim canimi cok acitiyordu bunlar. Acaba unutamiyormu sorusunu aklima getiriyordu hep.

Sonra küçük bir operasyon geçirdim, bunu da ona yazdım. Belki arar, ilgilenir, bir geçmiş olsun der diye düşündüm. Sadece “geçmiş olsun canım, acıdı mı?” yazdı. Ne aradı, ne geldi. Oysa ben onun her anında destek olmuştum.

Sonunda dayanamadım, içimdeki her şeyi uzun bir mesajla yazdım. İlgisizliğini, kırgınlığımı, saatin bende nasıl bir anlam taşıdığını anlattım. Ama o hiçbir çaba göstermedi.

Ben WhatsApp’tan engelledim. O da beni Instagram’dan engellemiş. Telefonda engel yok, isterse arayabilir.

Artık biliyorum: birini gerçekten seven insan, geçmişinin izlerini taşımak istemez. Sevgisini de sözle değil, davranışıyla belli eder. Siz ne düşünüyorsunuz? Yani madem durust davranip, gozumun icine baka baka saati eski esim aldi diyorsun, peki yine ayni sekilde neden istegime saygi duyup cikarmadin o saati? Insan yeniden yuva kuracagi vakit bir cöp bile birakmamali eskiyi hatirlatan oyle degilmi? Bu olay olali 2 hafta oldu.

Ayrilmak zorunda kaldim?
Cevapla