Ailem, Süleymancılar cemaatine bağlı, oldukça muhafazakâr bir aile. Ben ise ne sekülerim ne de muhafazakâr; kendimi daha çok orta yolu benimseyen biri olarak görüyorum.
Eşimle birlikte ailemi ziyarete gittik. Birkaç gün kaldıktan sonra annem beni odaya çağırdı ve şöyle dedi:
“El âlem ne der? Bu kadını yanında böyle gezdirmekten utanmıyor musun?”
Ben de sakin bir şekilde:
“Anne, insanların nasıl giyineceğine karar vermek senin görevin değil. Eşimin nasıl giyineceğine siz karar veremezsiniz.” dedim.
Bunun üzerine annem:
“Ben millete ‘Zehra’nın gelini kuzum dedirtmem.” dedi.
O an içimden bir şeyler koptu. Hiçbir şey söylemedim. Sessizce odadan çıktım ve eşime:
“Eşyalarımızı toplayalım aşkım, yola çıkıyoruz.” dedim.
Eşyalarımızı toplarken annem bizi vazgeçirmeye çalıştı. Ağladı, çok uğraştı ama bir kez olsun özür dilemedi. Eşim ise olan bitenden tamamen habersizdi.
Evden çıktık. Yolda bana defalarca ne olduğunu sordu ama anlatamadım. Çünkü anlatsam, annemin eşime söylediği o ağır hakareti onun da taşımasını istemedim.
Bugün hâlâ iki duygu arasında sıkışıp kaldım.
Bir yanda eşime duyduğum saygı ve onu her koşulda koruma sorumluluğum, diğer yanda ise anneme duyduğum sevgi…
Evet, annem hatalıydı. Bunu biliyorum. Orada eşimin itibarını korumam gerekiyordu doğru olanı yaptım bunun farkındayım, ama ne olursa olsun insan annesini göz yaşları içinde görünce içi parçalanıyor nitekim bende de öyle oldu geceler boyu eşimden gizleyerek sessiz sessiz o anı düşünerek ağladım.
Bazen en ağır yük, haklı olmak değil; aynı anda iki sevdiğin insan için de acı çekmek oluyor
Eşimle birlikte ailemi ziyarete gittik. Birkaç gün kaldıktan sonra annem beni odaya çağırdı ve şöyle dedi:
“El âlem ne der? Bu kadını yanında böyle gezdirmekten utanmıyor musun?”
Ben de sakin bir şekilde:
“Anne, insanların nasıl giyineceğine karar vermek senin görevin değil. Eşimin nasıl giyineceğine siz karar veremezsiniz.” dedim.
Bunun üzerine annem:
“Ben millete ‘Zehra’nın gelini kuzum dedirtmem.” dedi.
O an içimden bir şeyler koptu. Hiçbir şey söylemedim. Sessizce odadan çıktım ve eşime:
“Eşyalarımızı toplayalım aşkım, yola çıkıyoruz.” dedim.
Eşyalarımızı toplarken annem bizi vazgeçirmeye çalıştı. Ağladı, çok uğraştı ama bir kez olsun özür dilemedi. Eşim ise olan bitenden tamamen habersizdi.
Evden çıktık. Yolda bana defalarca ne olduğunu sordu ama anlatamadım. Çünkü anlatsam, annemin eşime söylediği o ağır hakareti onun da taşımasını istemedim.
Bugün hâlâ iki duygu arasında sıkışıp kaldım.
Bir yanda eşime duyduğum saygı ve onu her koşulda koruma sorumluluğum, diğer yanda ise anneme duyduğum sevgi…
Evet, annem hatalıydı. Bunu biliyorum. Orada eşimin itibarını korumam gerekiyordu doğru olanı yaptım bunun farkındayım, ama ne olursa olsun insan annesini göz yaşları içinde görünce içi parçalanıyor nitekim bende de öyle oldu geceler boyu eşimden gizleyerek sessiz sessiz o anı düşünerek ağladım.
Bazen en ağır yük, haklı olmak değil; aynı anda iki sevdiğin insan için de acı çekmek oluyor
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer