Hayatta ya bir şeyler eksik, ya da bir şeyler fazla… Asla kimse tamam değil.
Biraz "keşke", biraz "umut"…
Biraz gidenler, biraz gelmeyenler…
Biraz söylemek isteyip sustukların, biraz da sustuğun için içinde kalanlar…
Kimimizin cebi dolu ama gönlü boş…
Kimimizin sevgisi çok ama kıymeti yok…
Kimimizin evi var ama huzuru yok…
Kimimizin huzuru var ama paylaşacağı biri yok…
İnsan kendi doğasında garip yaşayan bir varlık…
Eksik olunca tamamlanmak ister.
Tamamladığında başka bir eksik bulur.
Bulamazsa bu kez "Tamam ama bunun da fazlası var." der.
Sonra da "İdare edeceğiz artık." diyerek sırtına yükleyip taşımaya devam eder.
Hep bir yokluğa, bir eksikliğe üzülür ama aslında kendisinin de tam olmadığını unutur.
Elindekinin değerini ise çoğu zaman hep kaybedince anlar.
İnsanlar tavsiyelerinde; hep güneşi anlatırlar ama gölgeyi anlatmazlar.
Sonra ben yanlış bir hayata mı geldim diye ilk fırtınada şaşırırız.
Bize verilen tavsiyelerin çoğu da böyledir.
Hep güneşli bir havada, durgun bir denizin kıyısından süt liman.
Ufuk açıktır, havada bulut yok, rüzgâr meltem.
Siz hiç şöyle bir tavsiye duydunuz mu?
"Git… Dışarıda fırtınalar kopan, şimşekler çakan, yağmurun, dolunun, zemheri ayazının eksik olmadığı bir hayatta kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalış." Hayır…
Tavsiyeler hep sütliman, bütün renkleri pembe.
"Hayaller Paris'tir, gerçekler Somali…"
Bize hep umutlu ol, yaşamı anlatılır.
"Her şey yarın daha da güzel olacak. Biraz sabret hepsi geçecek."
"Hayatta başarısızlık diye bir şey yok, sen yeter ki azimli ol ve iste."
"Bugün olmuyorsa eminim yarın daha iyisi olacaktır."
Peki bu tavsiyeleri verenlerin kaç tanesi gerçekten eksiksiz bir şeyleri "İDARE ETMEDEN" gerçek bir hayat yaşamıştır?
Çoğumuz hayatı hep yarım, eksik
Soru "Benim hayatımda gerçekten eksik olan ne?
Yoksa beni yoran şey eksiklerim değil de fazlalıklarım mı?"
Gerçek hayatı yaşamak; gerçekleri de olduğu gibi kabul edebilmek, görebilmek ve söyleyebilmektir.
"Ben hayatta mutlu olmak için hep bir şeyleri idare ettim."
"İdare edeceksin… Etmezsen bu hayatta hiçbir zaman mutlu olamazsın."
Bu dünyada hiç kimse hayatta bir şeyleri, birilerini idare etmeden yaşamıyor.
Her ilişkide biraz sabır vardır.
Her evlilikte biraz fedakârlık.
Her dostlukta biraz alttan almak vardır.
Her işte biraz katlanmak vardır.
Her tartışmada biraz susmak vardır ve gerçek olan da budur.
Hayat bazen düzelir, bazen düzelmez.
Bazı yaralar kapanır, bazıları ömür boyu sızlar.
Bazı insanlar geri döner, bazıları sonsuza kadar gider.
Bazı emekler karşılık bulur, bazıları bulmaz.
Mesele yarının mutlaka güzel olacağına inanmak değildir.
Yarın kötü de olabilir ama yine de yürümeye devam edebilmektir.
"Hadi biraz daha dayan…
Biraz daha sık dişini…
Biraz daha idare et…"
Belki de bu yüzden tavsiyeler hep toz pembedir.
"Ben okuyamadım, sen oku."
"Ben sevemedim, sen sev."
"Ben mutlu olamadım, sen ol."
"Ben çok yoruldum ama sen yorulma."
"Ben hep idare ettim ama sen etme."
"Ben yaşayamadım ama sen yaşa."
İşte bütün trajedi burada başlıyor. Çünkü insan aslında başkasına akıl vermiyor. Kendi idare ettiği hayatın gerçeklerini anlatıyor.
Hayattaki en önemli mesele, neyi idare edeceğini bilmektir.
Hayatı idare etmek aslında insanı büyüten şeyler ile yavaş yavaş tüketen şeyler arasındaki o ince çizgidedir.
İnsan ömrünün yarısını yaşamak umudu için, diğer yarısını da idare etmek için harcar gerçekte.
Yıllar sonra biz de bir gün dönüp arkamıza bakıyoruz
Eksik olanın mutluluk olmadığını görüyor. "Ben hayatta hep idare ettim… Sen etme." İnsanın hayat yaşamı hiç değişmiyor.
Nasılsın? Sağ ol iyiyim... İDARE EDİYORUZ İŞTE
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer