Aile baskısı, kaçıp evlenmek ve TUS arasında sıkıştım; kariyerim ve evliliğim için kaderimi yeniden nasıl elime alabilirim?

8 senelik bir ilişkim vardı. Ailem denk olmadığımızı düşündüğü için ilişkime onay vermiyordu. Erkek arkadaşımı tanımak dahi istemiyorlardı. Aracıları geri çeviriyorlardı. Yıllarca baskı ve psikolojik şiddet gördüm. Sürekli bir tarafı seçmek zorundaydım. Erkek arkadaşımla gizlice konuştum. Yakalanıyordum, bu da ailemle aramızdaki güven bağını iyice zedeliyordu. O psikoloji okuyup çalışıyordu, ben de tıp okuyordum. Mezun olunca mecburi hizmetimi ailemin yanında yaptım. Son kez aileme sevgilimden söz açtım, onu tanımalarını istedim. Dövdüler, burnum kırıldı. Zayıf olan bağımız o günden sonra iyice koptu. Uzaklaştım, içime kapandım. Sonra Ankara 'da pediatri asistanlığını kazanınca aramızdaki buzlar erir gibi oldu. Yanımda biraz kalıp memlekete döndüler. Daha sonra psikolojik durumumdan ötürü istifa ettim. Aileme dönemezdim. Ankara 'da yaşamayı da istemiyordum. Bunalımdaydım. Erkek arkadaşım geldi beni aldı ve İstanbul'a gittik. Yani kaçtım. 3-4 gün kaldım. İyi değildim, ruh gibi bir şeydim. Başta erkek arkadaşım telefonlara 2 hafta bakmayacağız dedi ama ısrarlarım sonucu telefonumu verdi. Babamın kalp krizi geçirdiğini duyup yanlarına döndüm. Sonradan yalan söylediklerini anladım. Utanıyordum, herkes beni ayıplıyor, bana gülüyor gibi geliyordu. Üzülüp duruyordum. Sivas'ta okuyan kardeşimin yanına gittim. Birbirimize yoldaş olduk ama her geçen gün mutsuzluğum artıyordu. Bir gün karar verdim, dayımla konuşacaktım. Ailemi ikna etmesini isteyecektim ama işler ters gitti. Hiç hesapta yokken kardeşim o gün beni karşısına alıp neden TUS'ta Kocaeli'ni yazacağımı sordu. Ona bahsetmiştim; İstanbul'u seviyordum ama yazamazdım çünkü erkek arkadaşım orada diye ailem müsaade etmezdi. Gizlice dışarı çıkıp babama söylemiş, nereyi tercih edeceğimi. Ailem duyunca çıldırdı. Memleketten yola çıktılar beni götürmek için. Bir yandan da kardeşim bağırıp küfürler saçıyordu. Donakalmıştım. Bitti her şey dedim o an. Telefonumu aldı, şifresini değiştirdi. Erkek arkadaşıma küfür etti. Bir şekilde telefonumu ondan alıp tuvalete kilitledim kendimi. Şifreyi kırdım. Erkek arkadaşıma beni kilitlediklerini, gelip beni kurtarmasını söyledim. Panik atak gibi bir şey geçiriyordum. O da eve polis çağırdı. Kardeşim kilitlemişti kapıları, açtı ve ben polislerle beraber kadın sığınma evine gittim. 1 gün kaldım. Erkek arkadaşım beni aldı ve İstanbul'a gittik tekrar. Bu kez evlendik. Ailem boşanıp dönmem için günaşırı mesaj atıyor, yoksa beni ölü kabul ediyorlar. Her gün küfür, beddua... 3 aylık evliyim şimdi. Eşim bana karşı iyi, beni çok seviyor. Mutsuzum diye elinden gelen çabayı gösteriyor ama bazen onun da sabrı tükeniyor. Sinir krizlerime, panik ataklarıma dayanmaya çalışıyor. Bu yola mecbur kaldığımızı söylüyor, sabret diyor. Ama benden çok şey gitti, bilmiyor. Evliliği, yaşadıklarımı sindirmekte zorlanıyorum. Ailemi çok severdim, şimdi içim bomboş. Sürekli beynimi boş şeylerle meşgul ediyorum. Bu süre zarfında TUS'a da girdim. İstediğim bölüm için yeterli bir puan aldım. İstifalı olduğum için bu sınavla yazabileceğim hastaneler kısıtlı. Özelde 3 hastane yazabiliyorum. Birine yakınım ama oranın da kontenjanı 1. Diğer özelleri de istemiyorum. Memlekete ne zaman gitsem hep kötü şeyler oldu. Bu yüzden de Kocaeli'ni yazmayı düşünüyorum. Kendimle kalmalıyım, kendimi affetmeye, potansiyelime geri kavuşmaya ihtiyacım var. Herkes sabret diyor, düzelirsiniz diyor. Ya onca derin yara? Kapanabilir mi onlar da? Buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Sizce bundan sonra ne yapmalıyım? Kaderime razı gelip sabredeyim mi yoksa kaderimin iplerini elime mi alayım?

Aile baskısı, kaçıp evlenmek ve TUS arasında sıkıştım; kariyerim ve evliliğim için kaderimi yeniden nasıl elime alabilirim?
Cevapla