Hayatta karşımıza çıkan her şeye direnmek zorunda mıyız, yoksa bazen bırakmak da bir seçenek midir?

İlaçlar, iğneler, uyku… Hepsi bir araya gelmişti.

Ateşten yanıyordu, gözleri bulanık, sesini kaybetmişti. Konuşmıyordu artık.

Ama odanın karanlığında bir ses vardı. Kendi sesi.

“Sen dayanabilirsin… Yapamazsan da olur… Ama unutma, buradasın. Hâlâ yaşıyorsun.”

Her gece abisinin kollarına sarılıyor, sessizce ağlıyordu.

İçten söylüyordu... Yapamıyorum… dayanamıyorum…

Ama abisi, sessiz bir şekilde yanında duruyordu.

— Sen başaracaksın… diyordu

Ve kız, ağlarken bile güç buluyordu bu sessiz destekten.

Aynaya baktığında, tanımadığı birini görüyordu.

Neşesi yoktu.

Gözleri solgundu.

kız değişti.

Sadece yalnız kalmadı; sertleşti.

Sesi daha çabuk yükseliyor, sabrı daha çabuk tükeniyordu.

Eskiden sustuğu şeylere artık bağırıyordu.

Doktorun sorularına kısa kısa cevaplar veriyor,

annesinin “ilacını içtin mi?” demesinden nefret ediyordu.

Bazen ilaçları elinin tersiyle itiyordu.

“İstemiyorum,” diyordu.

“Zaten bir şey değişmiyor.”

Aynaya baktığında tanıyamadığı biri vardı artık.

Gözlerinin içi kararmıştı.

İçindeki öfke, acıdan daha gürültülüydü.

dayanmak zorunda olduğu her şey daha ağır gelmişti.

İyileşmek istemediği günler oldu.

Sadece durmak istediği.

Kimseye güçlü görünmek istemediği.

Ama kimseye de ne kadar kırıldığını anlatamadığı…Çocuk gittikten sonra kızın içi dağıldı.

Sadece özlemedi; öfkelendi.

En küçük şeye sinirleniyor,

kendini tutamıyor,

sonra daha çok nefret ediyordu kendinden.

İlaçları bazen masanın üzerinde günlerce durdu.

Bakıyordu onlara.

Elini uzatıyor… sonra geri çekiyordu.

“Ne fark edecek?” diye fısıldıyordu.

İçmediği her hap,

içindeki vazgeçmişliğin sessiz bir kanıtıydı.

Annesi sorduğunda bağırıyordu.

Doktor konuştuğunda gözlerini kaçırıyordu.

Kimseye aciz görünmek istemiyordu

ama güçlü kalacak hâli de yoktu.

iyileşmek bir zorunluluk değil,

bir yük oldu artık

Ve kız,

herkes yaşasın diye uğraşırken

kendini yavaş yavaş bırakıyordu.

Ama içindeki küçük umut kırıntısı hâlâ yanıyordu.

Gece boyunca kendisiyle konuşuyordu:

— Neden ben?

— Neden şimdi?

— Ama belki… belki bu sadece bir sınavdır… Ameliyat olmayı karar verdi.

Kız, saçlarını keserken banyodaydı. Ayna karşısında oturmuş, makası eline almıştı. Her teli düşerken, kendi kendine sessizce konuşuyordu: — Bu, benim için bir başlangıç. Her şeyi bırakıyorum. Ama korkmuyorum. Güçlüyüm. Dayanabilirim. Birkaç saniyeliğine gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı ve devam etti: — Eğer bedenimle savaşacaksam, önce kendimden vazgeçmeliyim. Hayatımın bir parçası düşüyor bu tellerle birlikte… ama kalbim hâlâ burada. Saçları omuzlarından yere düştüğünde, odada sessizlik vardı, ama kızın iç sesi gür ve netti. O an, hem teslimiyet hem de cesaretin yoğun bir karışımıydı.

Hayatta karşımıza çıkan her şeye direnmek zorunda mıyız, yoksa bazen bırakmak da bir seçenek midir?

#Perikizi0007

Güncellemeler
4 ay
🌸🌸🌸
Güncellemeler
3 ay
Devamıii gelsin miii
Hayatta karşımıza çıkan her şeye direnmek zorunda mıyız, yoksa bazen bırakmak da bir seçenek midir?
Cevapla