“Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. Ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2/216).
Hayatımızda olan olumlu, olumsuz herşeyi sabırla kabullenmeyi ve sonucunu beklemeyi öğrenebildik mi?
Olumsuz bir şey olmasın diye çabalarım elimden geldiği kadar ama sonunda olumsuz oluyorsa niye böyle oldu diye serzenişe girmem. Yapabildiğim şeyleri yaptıktan sonra kabullenmek gerekiyor
Bunun bir kıssası da vardı ama aklımda kaldığı kadarıyla aktarayım:
Hz. Ali (ra) bir mal alıyor. Güzel bir mal.. Ve evine koyuyor. Ama filanca kişiye hediye etmek niyetiyle..
O filanca kişi onu görüyor. Gece gidip o şeyi çalıyor.. Hz Ali, çalınan malı onun elinde görünce bunu söylüyor: "İnsan acele etmekle helal olanı harama çevirir."
Sabretmek lazım.. Olmayanda da hayır aramak lazım.. Çünkü istenen bir şeye üç şekilde cevap verilir:
1) İstenen aynen verilir.
2) İstenenden daha iyisi verilir.
3) İstenilen şey faydasız ve/veya zararlıdır, hiç verilmez..
Bu üç kıstası bilen olana şükreder, olmayana olana kadar sabreder, olmamışsa hayıra yorar.. Bu üçü de ibadet sayılır..
Acziyetimizi en keskin şekilde yaşadığımız şu günlerde sabrın da en iyi katığımız olduğunu gördük. Bazen ne yaparsak yapalım bir taşı bile yerinden oynatamıyor, kadere yön veremiyoruz. O yüzden insan sabretmeyi en çok bu dönemde öğreniyor. Sabır söylemesi kolay ama yaşamda uygulaması zor bir eylem...
burada bir ayetle paylaşım yapınca sizin gibiler ille karşı çıkar. En azından bunu anlayacak olgunluktayım ve defalarca istek atar ki ampül zihniyetine sapıklık yapmak için herhalde bilemedim