KS'de yeterince edebiyat, felsefe, sosyoloji hatta seksoloji bile yaptığımızı düşünüyorum 😂
Biraz da fizik parçalayalım🤪
KS'de yeterince edebiyat, felsefe, sosyoloji hatta seksoloji bile yaptığımızı düşünüyorum 😂
Biraz da fizik parçalayalım🤪
yokluğa göre değişir. anlamı boşluğun olduğu bir yere iliştirsek bile, yokluk kendine yer edinebilir. Varın yokluğu nasıl mümkünse, yokun varlığı da mümkündür. Yok etmek ya da var etmek insan için bir yeti olarak görülürse eğer en fazla bir yerden başka bir yere, bir şeyden başka bir şeye olarak mümkün. Yokluğu hissedebiliyor olmak bir başka yerde var olduğu anlamına geldiği gibi, varlığı görmüyor olmak da yok derecesindedir. Peki bu kadar mümküne imkan sağlayan zemini nasıl yokmuş gibi farz edebiliriz. Olasılıkların bizi zan altında bıraktığını anladığımızda varlık-yokluk sancısı temelde olmuşluğa haksızlık eder. Olanı olduğu gibi kabul etmek, olası sonuçları görmenin tek yöntemidir. O zaman fizikoloji bize somut bir cevap verir. Bir varmış, bir yokmuş gibi masal mı gerçek mi, oldu mu olmadı mı diye sormak, anlatılmak isteneni gölgeler durur. Fuzuli yaşasa buna da bir kaç satır bişeyler yazardı kesin. Kuantum fiziği ise canı sıkılanların dört tarafa birden saldırıp ortada konuşmasından ibaret. Ben de çok seviyorum bu sporu djddk
Keyifle yazmışsın belli sjj
Ben de keyifle okudum.
Beynine sağlık.
Ricalar 😄
Herkes doğa felsefesi demek yerine hep yanlış cevaplar üzerinden yanlış anlam arayışlarında çırpına durmuşlar. Bu sitede bahsettiğiniz konular üzerinden daha çok boş yapıyoruz şahsen 😇😇 Bu güzel soru uzunca düşündürüp yazdıklarımı sildirdi. Umarım elimden geldiğince doğru ifade edebilmişimidir kendimi.
Hiçbir şeyin mutlak olarak var olduğunu ya da yok olduğunu iddia edemeyiz. Çünkü, her şey algılarımızın bir yansımasıdır. Gerçeklik, bizim duygularımız ve zihinsel süreçlerimiz tarafından şekillenir. Yani, varlık ve yokluk gibi kavramlar, tamamen bizim algıladığımız şekilde var olur, ama bu algılar gerçekliğin tamamını yansıtmaz. 'Yoktan var etme' fikri ise, algısal bir boşluktan doğar. Çünkü doğa yasalarına göre, madde ve enerji yoktan var olamaz; yalnızca bir formdan başka bir forma dönüşebilir. Bu bağlamda, 'yoktan var etme' aslında bir anlam arayışıdır ve tamamen zihinsel bir yapıdır. Her şey, doğanın dönüşüm ve süreklilik ilkesine dayanır, bu yüzden 'yokluk' veya 'varlık' gibi kavramlar, düşündüğümüz kadar basit değildir. Gerçeklik, varlık ve yokluk arasında bir algısal dengeyi temsil eder, ve bu dengeyi tam anlamıyla kavrayabilmek, ancak evrenin dönüşümüne dair daha derin bir anlayışla mümkün olabilir. Şimdi siz inancınız var mı diye sormadan teolojik bakışla, Tanrı varlık ve yokluk arasında bir geçiş noktası veya olarak düşünülebilir diye düşünen biriyim 😇😇
Bunun bildirimini gördüm gece ama özellikle sabah okumak istedim zihnim dinlenmiş olarak.
Haklıymışım bu şekilde yapmakta.
Varlık felsefesi olarak geçiyor zaten bu konu düşünürler arasında.
Güzel ve açıklayıcı cevap için teşekkürler.
İnsanlara inançlarını doğrudan sormak yerine, düşüncelerini sormayı daha mantıklı ve etik buluyorum.
Evet varlık felsefesi doğru diyorsunuz yanlış ifade etmişim ontoloji değil. Birde sorunuzu cevaplarken aklımda doğa felsefesi üzerinden ve varlık felsefesine doğru açıklama yapmaya çalışırken üzerine yazdıklarıma çok fazla odaklandığım belli oluyordur insanların yanlışını üstüne bir yanlış da ben ekleyerek demişim uyardığınız için teşekkür ederim 😇😇. Genel olarak bu sorular sorulduğu için sizin sorabileceğinizi düşünerek deme ihtiyacı duydum 😇😇
Oooo fizik felsefesi severisss. Fizikoloji mi oluyor bu şimdi? Jsjsk
Bak zor soruyorsun az cevap geliyor, bir de haftasonu olunca durum bu jdkdk
Tamamen boş olan bir şey düşünelim yani 0 ama mutlak 0 yani hiçbir şey yok içinde, tamamen boş. Burada bir şey oluşabilir mi? 0 üzerine herhangi bir şey eklemeden veya çıkarmadan 0 değişebilir mi? Hayır 0 olarak kalır.
Peki herhangi bir sayıyı veya rakamı çıkarma olmadan 0 yapabilir miyiz? Hayır. Çıkarma neden olmaz? Çünkü çıkartma işleminde çıkardığımız parçayı bir yere koymamız gerekir. Koyduğumuz yerde de var olmaya devam eder. 0 olamaz.
Eğer 0'dan üretemiyorsak ve 0'a tüketemiyorsak söz doğrudur efenim jsjsk
Yalnız seksoloji algoritmaya takılmadı. KS uyuma sjj
Ben de biliyorum bu soruya, bu saatte fazla cevap gelmeyeceğini.
Benim için önemli olan canımın ne zaman sormak istediği 😄
Cevaplardan ziyade kendi soru paylaşımım beni tatmin ediyor hocam🫢
Ayrıca açıklaman da çok açıklayıcı 100 puan veriyorum 💯
Bomboş, hiç bir şey oluşmamış bir metafor için mantık doğru. 0dan alıp 0a götüremezsin.
Ama sonsuzluk içerisinde oluşmuş bir dünyada yaşıyorsun. Kütle olmadan enerji, enerji olmadan kütle olmayan bu sonsuzluk içindeki her hangi bir cismin ilk oluşumunu nasıl açıklıyorsun o zaman?
Sonsuzluktan emin miyiz? Sonsuzluk ölçülebilir mi? Bana sonsuzluğu kanıtlayabilir misiniz?
O yüzden sonsuzluk içinde oluşmuş diyemeyiz dünyamıza.
Kütle enerji durumu doğru.
0'dan 1 olamaz, 1'den de 0 olamaz dediğimize göre şu anda ilk oluşum için zaten vardı diyebiliyoruz.
Yani atıyorum 10 vardı 100 oldu şimdi 100000000... oldu.
Sonsuzluğun ölçülemez olması onu sonsuzluk yapmıyor mu zaten? Ki olmadığını iddia ediyorsan da o kısıtlı alanı oluşturacak başka enerjiler gerekmez mi?
Her oluşum bir varlığın etkisiyle oluşuyorsa ilk varlık nasıl vardı?
Yukarıda metafor dedin ya, aslında sonsuzluk da öyle bir şey. Varsayımsal bir durum. Bir paradoks. Ölçülemez bir şeyi ispat da edemezsin. Kanıtlanmadıkça da var diyerek bir şey yapamayız.
Olmadığını iddia etmiyorum olabilir ama sadece olabilir var da diyemiyoruz jdjdk
Heh zaten açıklanamadığı içjn çeşitli inanışlar oluşturan şey de bu.
Şu anda bilemiyoruz ama varlık mıydı neydi bilmem ama 0 olmayan bir şey vardı. Tek bilebildiğimiz bu.
Hesaplanmayan, ölçülemeyen, bilinemeyenler üzerine konuşamayız. Yani konuşuruz da bir sonuca varmaz.
İsterseniz pembe arıların nasıl oluştuğunu da konuşabiliriz mesela ya da zıplayan taşların nasıl zıpladığını jdjsk
Hadi burada da din felsefesine giriş yapalım o zaman 😂😂
Başlangıçtaki varlık tanrıydı. Doğmamıştı ve doğurulmamıştı. Hep vardı. Çünkü zaten zaman diye bir kavram da yoktu. Tek var olan oluşum kendisiydi. Sonra kendisinden olan parçalar üretti. Zaman ve mekan en önemli ikisi...
Zaman mekana etki ettikçe yeni oluşumlar baş gösterdi. Böylece o kusursuz denge ile şimdiye kadar oluşan her şey oluşmaya devam etti.
Şu an oluşan her bir varlık başlangıçtaki maddenin enerjisinden gelir. Bu da tanrının her yerde olduğunu kanıtlayan bilimsel tezdir.
Aslında kökende aynı durumun varlığını kabul eden 2 felsefe. Bilim felsefesi tanrıya ulaşmayı ve onu kanıtlamayı arzular. Din felsefesiyse kanıt değil mantığına kafa yorar.
Rahmani dinlerin hiçbiri bilimin söylediği dışında bir şey söylemez. Sadece etik değerler değişkenlik gösterir bunlar da tamamen psikolojik ve sosyolojik ele alınacak şeylerdir 🙃
Bu arada savunduğun tez benim orijinalde savunduğum teze uyduğu ve noktası geldiği için tutamadım da bu kadar uzun yazdım 😅
@wouldliketobeLulu ihtiyar bizi engellemese bari😅
@Firu_Zen yok yok @OrganIQ bey anlayışlı birine benziyor engellemez bence 🫢😂😂
Din felsefesi diye bir şey yoktur aslında. Bu din artık yetersiz olduğu için kendisini bilimselleştirme çalışmasıdır.
Felsefe düşünmek demektir. Tanrı kanunu ise bahsedilen üzerinde düşünülebilecek bir şey olamaz. Felsefesi yapılabiliyorsa bu tanrısal olamaz çünkü kusurludur.
O yüzden kimse bana inanılması gereken bir şey ile hesaplanıp ölçülebilen şeyleri birleştirmesin.
Mesela cennet ve cehennem var deniliyor, bilimde böyle bir şey yok. Demek ki söylüyormuş.
Ayrıca sonsuzluğu savunuyorsan ki savundun dinde sonsuzluk da yoktur. Yani tanrının devamlılığı ve insanın ölümden sonra devamlıliğının süresizliği hariç bir sonsuzluk kavramı yoktur.
Hep tanrının yaptığı yerler ve oluşturduğu yaşam, onun da sonradan çekildiği bir mekan vardır.
O yüzden inanmak isteyen istediğine inanabilir ama o inançtır. Pembe arılara inanabilirsiniz sorun yok. Fakat pembe arılar bilimseldir derseniz burada soeun olur.
Kanıtlamanız gerekir.
O yüzden inanç ile bilim birleştirilemez.
Bu detaya girmemiş halim. Sadece özet. Çünkü inanç ile mucadele edemezsin çünkü ispata gerek duymaz. Mutalaka bir şey uydurur çünkü inançtır o. Din üzerinden devam edemem o yüzden.
İsteyen inansın ve kabul etsin.
Konuyu varsayımlara çektirmem.
1+2=3
Olay budur, böyle olmalıdır.
İşin içine insan girdiği anda her şeyin üzerine düşünülebilir ve tartışılabilir. Aksine, inanan insanın kanıt istemesi zaruridir. Kanıt bulmayan inanç diri tutulması mümkün olmayan bir şeydir. Rahmani dinlerin en büyük emri akletmektir. 2 3 çapulcunun dinleri boyunduruğu altına alması ve inananları yönlendirmesi ise inananların en büyük akılsızlık yaptığı yerdir. Bilimden uzaklaşan insan zaten akletmeyi bırakıp inancına ters dönmüş insandır.
Ayrıca bilim de sürekli kendini geliştiren bir şey. Henüz bilimin her şeyi tanımladığını iddia edebilecek biri var mı? Karadeliğin fotoğrafını bile yeni çekmeyi başardı bilim ki henüz içi bir muamma değil mi? Karadeliği henüz tanımlanamadığı için yok sayabilir misin? Cennet-cehennem boyutuna ulaşılamamış olması onu yok saymam için geçerli bir sebep değil.
Ayrıca inandığım dinde sonsuzluk olmadığına dair bana bir kanıt sunar mısın? Çünkü benim böyle bir ayetin varlığından haberim yok. Ki zaten savunduğum şey sonsuzluğun, hesaplanamaması sebebiyle sonsuzluk olarak adlandırılması. Üst yorumda da bunu böyle revize ettim diye hatırlıyorum.
Konuyu varsayım olarak ele almıyorum ben. İnandığım dinin kanıtı olarak senin söylediklerini alıyorum. Benim için ayrıştırılabilir şeyler değiller.
Yukarıda da belirttiğim gibi bu konuya giriş sebebim senin savunduğun şeyin benim savunduğum noktayla kesişmesinden kaynaklıydı. Şu anda da yine ikna amaçlı değil konuyla ilgili senden farklı düşündüğüm kısımları dillendirmek.
Birilerini bir şeye ikna etmek istesem bu inanmayıp bilimle ilgilenen değil, inandığı halde bilimden uzak duranlar olur. Ama inanır mısın her koyun kendi bacağından asılır deyip kaçmak işime geliyor 😂
Kanıtlanan bir şey inanç olmaz. İnanmaya gerek olmaz çünkü gerçek olur.
İki elin olduğuna inanıyor musun? Hayır biliyorsun, deneyimliyorsun, yaşıyorsun vs.
O yüzden istediğine inanabilirsin. Fakat en basitinden cennet ve cehennemin konumunu bana atmadan kimse bilimsel demesin.
Ben ölçülmüşü, hesaplanmışı kabul ediyorum. Karadeliğin içinde civcivler var demiyorum. Karadelik var gibi duruyor diyorum.
Biri armut, biri elma.
Tekrar söylüyorum istediğine inanabilirsin ama inancı tartışmam. Orada civciv olduğuna inanabilirsin beni ilgilendirmiyor. Bunu tartışmam gerek yok.
Senin de söylediğin gibi kanıtlanmış gerçekler olduğu kadar bir kanıta dayanmayan olgular da var elimde. Sadece kanıtlanmış bir şeyler var diye gerisini gerçek olarak sana dikte edemem. Bu benim inancım ve bu kısmı da iman dediğimiz olguyla tasdikliyorum.
Bilim desteğiyle de bana verilen bilginin doğruluğunu kanıtlayarak imanımı diri tutuyorum.
Dediğim gibi kimseye bir şeyler dikte etmeye çalışmıyorum. Ben aklımı kullanarak bir dine inanan bir insanım. Bir çok kişi tarafından münafık kabul edilen birinin seni inandırmaya çalışması saçma olmaz mıydı?
Orasını bilmem.
İşimle ilgili bir örnek verip kendi adıma kapatayım konuyu.
Legal yollardan para kazanmamış kişi veya kurumlar parayı sisteme sokamazlar. Bunu sokmak için legal kişi ve kurumları kullanırlar. Para onların hesapları üzerinde dolanınca legal olur.
Kıssadan hisse.
İnanç konusu benim için tartışmaya kapalıdir. Normalde yazmam sen yabancı değilsin diye yazdım sadece bu kadarını.
İsteyen istediğine inansın.
Tüm görüşlerine sonuna kadar saygı duyuyorum.
Kendimce amacım kendi inandığımla aslında fikrini desteklemekti ama sanırım üslup konusunda sıkıntı yaşadım. Çünkü bana göre farklı anlam eklesem de sorudaki cümle için görüşlerimizin aynı olduğunu düşünüyorum.
Cümlelerimi yazarken daha dikkatli olmadığım için de kusura bakma. Bu şekilde görüşlerine saygısızlık etmiş gibi oldum
Hayır hayır üslubun gayet iyiydi, saygısızlık yok asla.
Öyle olsa bu şekilde yazmazdım jdjdk
Konu bu.
"Legal yollardan para kazanmamış kişi veya kurumlar parayı sisteme sokamazlar. Bunu sokmak için legal kişi ve kurumları kullanırlar. Para onların hesapları üzerinde dolanınca legal olur."
Bunu yaptırtmam.
Yani konu sen veya senin yazma şeklin değil. Kim yazsa, bunu yapmak istese sonucu bu olur.
Bilim üzerinden legallestirmeye çalışılmasın. İnanç ise inançtır saygı duyarım, öyle kalsın.
Konu sen değilsin.
@Firu_Zen hadi yine iyiyiz @OrganIQ bizi engellemeden yırttık galiba ansnfngng
@wouldliketobeLulu cevabını, sorusunu beğenmeyi unutuyorum sürekli 😂
Beni engellese yeri🤣
Aa söz hakkı doğdu ama burada hemen bildirim gönderelim @_infinitum hanıma 🤣
Nerde bu infini alooooo
Okullar gibi ona da mı tatil var ajj
Noliii burada özet alayım😒
@_infinitum bebeğim hoş geldin 🫠
Şu ihtiyar aeni engelledikten sonra sıra bana gelecekmiş🥹
Sıra gelmeden sen gel dedim ahaha
Hoş buldum daa siteye olmasanız gelesim gelmiyor 🥹O ihtiyar beni rüyasında engeller anca😅 rahat ol firum sıra sana gelmez😅
Siz orada en sağlam olanlarsınız gibi 🙃 ilk engel yiyen ben olacak gibiyim o yüzden hakkınıızı helal edin 🥹😂 @Firu_Zen @_infinitum (seninle de tanışmadık ama görüşmek üzere😂)
Şu benim engel olayı yaygınlaştı sanki 😅 her şey benim başımın altından çıktı neyse ahahha
Tanışırız 😌
Merhaba Firu_Zen! 😊 Bu söz gerçekten çok anlamlı ve derin bir felsefi düşünceyi ifade ediyor. Fizikten edebiyata birçok alana dokunan bir kavram. Enerji ve madde dönüşümüyle ilgili doğanın temel prensiplerinden biri: Bir şeyin yoktan var olması ya da var olanın tamamen yok olması mümkün değil. Hayatın akışı, ilişkiler, duygular da bu şekilde aslında. Hiçbir şey tamamen kaybolmaz, başka bir forma dönüşür. Tıpkı toplumlar ve ilişkiler gibi, hep bir dönüşüm içerisindeyiz. Her dönemeçte yeni bir şey öğreniyor, gelişiyor ve değişiyoruz. 🌿💫 Her şey birbiriyle bağlantılı ve süreklilik içinde.💚
Cevap
9Cevap
Fiziki açıdan bakınca madde ve anti madde arasındaki birbirinin tam ve bütünsel zıtlık ilişkisini ele aldığını düşünebiliriz, teoride birbirlerine tam miktarda karşılık geldikleri düşünüldü ama en azından evrenin ilk oluşum aşamasında büyük patlamadan sonra maddenin küçük bir kısmının anti maddeden sıyrılıp yok olmaktan kurtulduğunu değerlendiriyoruz bugün var olan tüm maddeler de o maddenin kalıntıları olarak kabul ediyoruz. Normalde büyük patlama ile var olan füzyon enerjisinden madde ortaya çıktı, bu maddenin içinden istisnai bir yapı da yok olmaktan bir şekilde kurtulup varoluşun temelini oluşturdu.
Atomu kim parçaladıysa o söylesin. Filozoflar yeterince kafalarını allak bullak ediyorlar. biraz daha bizim ki yansın ne olcek😂
toz zerresi yok edilemez, süpürürsün gideceği yer yine kendi mekanıdır, yerine başka bir toz zerresi gelir 😅😅
Ay evet 😂
Nerden geliyor bu tozlar 😅
Bir bulsam 🤣
Benim bu konuda fikrimi biliyorsun zaten, ruh beden ilişkisi 😂
Sen bendensin. Geç şöyle yanıma🫢
Akşamki gibi beynimizi mıncıklayan görüşler gelecek mi bakalım başka😂
Ahahah bu sefer soruyu takibe de aldım mantıklı cevap verenlere salça da olabilir miyim izin verirsen? Çünkü çok böyle sorular olmuyor üzerinde tartışılacak 😂
Soru senin bebek 🫠
Teşekkür ederiiiim 💝
Rica ederim 💞
Atomu mu reddetmiş atom mu onu parçalanmış, tekrar okuyacağım 😁
Tamam oku senden güzel yorumlar bekliyorum beynini mıncıkladığım🧠😅
evren insan ve her canlı yoktan var edildi zaten Allah tarafından
bilimin dine düşmanlığı yüzünden bu sözün olduğunu düşünüyorum ve sözü reddediyorum
Her şey yoktan var edilebilir ancak bunu sadece Allah yapabilir🐣
aslında her şey tüm evren tek bir yoktan vâr oldu. bilmeyenler araştıra bilir. bigbeng.
Doğru zaten. Yoktan var etmek Allah'a mahsustur. Tamamen yok etmek de Allah'a mahsustur
Bir çok kişi bu sözü Albert Einstein’ in sanar ama söz A. L. de Lavoisier'e aittir.
Arzularım arzularının arzuladığı arzuları arzular... Bebim felsefem senin felsefeni döver
Einstein. Olacak hatunsun
Yalnız bu, aldığım en iyi iltifat olabilir 😄
Teşekkürler 🙏
Kendimi edebiyat dersinde sandım, yapma yaa, geçti gitti o yıllar
İnsan için doğru ama tanrı için Zırva bir söz
Doğru bir söz
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?