Bana göre olunmaz, hem müslüman hem laik olmak mümkün değildir. Şöyle ki; laik kişi veya rejim, dinin devlet işlerine karışamayacağını savunur, müslüman kişi ise; hükmün ve hakimiyetin yalnızca Allah’a ait olduğunu söyler. Allah’ın buyrukları ve hükümlerinin, laiklik tarafından tanınmıyor ve dikkate alınmıyor olması müslüman kimsenin aynı zamanda laik olamayacağını göstermiyor mu? Siz kıymetli arkadaşlarım, konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Olunabilir. Çünkü Allah Kuran'da devlet rejiminden bahsetmiyor. Osmanlı'nın 1850-1900'lü dönemlerinde takım elbiseli fesli adamlar namaz kılıyor camiye gidiyordu. Aynı zamanda meşrutiyeti ve laikliği savunuyorlardı. Yani bu nasıl bir çelişki demek lazım. Misal Fatih Sultan Mehmet laik ve seküler bir padişahtı. Her görüşe saygı gösterirdi fakat dini bu kadar yozlaştırmayı yanlış gördü devlet işlerine de karıştırmadı. Bazı tarikatleri yozlaşıyorlar diye kapattı. Biz şu an kendisini sevsekte döneminde halk fazla sevmiyordu.
Müslüman laik olabilir. Çünkü dini kullanarak sömüren insanlara Allah gazap dilemiştir. Müslüman ise bu ayetten yola çıkarak dinin hegemonyasında olan bir yapıyı reddedebilir. Çünkü devlet dinden arındırılmalıdır. Bunun için devlet Diyanet'i kurdu ki o işlere özel bir kurum odaklansın. Allah şeriat'ı emretmiyor. Allah Kuran'ın hükümlerine göre yaşayın diyor. Yaşatın demiyor. Allah milletinize uyan sistemi benimseyin kendi dilinizle anlayın Kuran'ı diyor.
Herkesin dine zorlandığı bir ortamda gerçek Müslüman sayısı azdır çünkü alışkanlıktır artık. Fakat laik bir ortamda insanlar kimseye zarar vermeden özgür olduklarında işte o zaman insanlar zorlanmadan gerçek Müslümanlığa ulaşabilir. Sabredebilir. Hoşgörülü olabilir.
Ben böyle düşünüyorum. Ve birçok alimden din eğitimi aldım. Ve hepsi tarikatleri ve şeriat isteyen kimseleri şarlatan olarak görüyordu. Onlara göre sistemi değil insanları değiştirmek lazımdı.
0
1 Yorumla
Soran
+1 yıl
Şimdi laiklik, dinin devlete ve topluma (müslüman) emredici ve sakındırıcı müdahalesine müsamaha göstermiyorsa dinin birçok ehemmiyetli kavramlarını kısıtlıyordur, şöyle ki; Devlet miras hukuku bakımından bakacak olursak, mirasın kadına ve erkeğe eşit verilmesi gerektiği belirtilirken, şeriat miras payının büyük payının erkeğe verilmesi gerektiğine değiniyor. Bir insanın eşini başkasıyla aldatması (zina) boşanma hakkının doğması haricinde herhangi bir ceza öngörmüyor. Yani bütün kanunlar bayat, bütün cezalar astronomik hiçbir şekilde kapsayıcı değil. Bir kişinin kasten benim herhangi bir yakınımın canını alması sonucu benim kinimi ve acımı dindirebilecek tek şeyin o kişinin de canının alınması ise ve laik devlet kanunları bunu sağlamıyorsa hatta benim de yapmama izin vermiyorsa kimse kusura bakmasın kardeşim laiklik asla islam dinine uygun sayılamaz ki bu isteğim (cana can, kana kan) Allah tarafından verilmiş bir haktır, koyulmuş bir kuraldır.
Şeriat kurulları da insan eli tarafından şekilleniyor ve bunun bir güç arzusuna , hegomanya arayışına dönüşmesi son derece olası. Onun için şartlar göz önünde bulundurulduğunda adaleti , toplumu gözeten, hiçbir dini ideolojinin baskısı altında sekillenmeyen seküler bir yönetimin desteklenmesinde sakınca görmüyorum ben.
Şeriatın temel kuralları Kuran ve Hadisler ile zaten bildirilmiştir fakat zaman, coğrafya, toplumsal farklılıklar vb. sebeplerden ufak kural tayinlerinin yapılabileceği bildirilmiştir fakat hakkaniyete uygun olmayan hiçbir kural Şeriat kuralı sayılamaz. Sormak istediğim şey kişinin aynı an da hem müslüman, hem laik olup olamayacağı.
laiklik islamla çelişir ikisi birden olması çelişki. müslüman kişi şeriatı kabul eder ama öyle arabistan iran değil gerçek Allahın kanunları. bunlara karşı çıkan zaten dinden çıkar
Yalnız dinim bana kural olarak, babamın katilinin istemem sonucu ölüm cezası almasını emrediyor fakat laiklik 24 sene cezaya hükmediyor 10/11 sene ile kurtarıyor paçayı (mesela)
Veya yavru bir köpeğe tecavüz edip öldüren haysiyetsizin birine yalnızca 6 ay hapis cezası veriliyor yatarı bulunmadığı için para cezasına çarptırılıyor bu adalet mi?