Bu yüzden dünya adil değil ya. Ölünce adil bir yargılanma olacak. Ama bu yargılanma keşke dünyada da olsaydı. O üzüldüğün kişiden binlerce insan var işte. Düşün dünyadaki kişilerin tüm mal varlığı %20 di sanırım bu kişilerle eşit.
Biliyor musun Sebastian, bazen Tanrıyı hiç anlamıyorum. - Tanrı mı efendim? Hangi Tanrı? - O ne demek öyle Sebastian? Kaç tane Tanrı var ki? - Bilmiyorum efendim. Sizce kaç tane var? - Elbette bir tane var Sebastian. O da bildiğimiz Tanrı. Hani şu adaleti sağlayan. - Adalet mi efendim? Hangi adalet? - Yeryüzündeki ve öteki dünyadaki adalet elbette Sebastian. - Efendim, beni affedin ama ben yeryüzünde adalet göremiyorum. - Saçmalama Sebastian. Elbette yeryüzünde adalet var. - Bence yok efendim. - Neden böyle düşünüyorsun Sebastian? - Çünkü eğer yeryüzünde adalet olsaydı efendim, fakir bir köylünün tek oğlu savaşta ölmezdi ve kralın oğulları da bugün hayatta olmazlardı. Çünkü o tek oğul, kralın oğulları rahat yaşantılarına devam etsinler diye öldü. - Saçmalama Sebastian! O fakirin oğlu, ülkemiz için öldü ve şehit oldu. Şehitlik, bir insanın ulaşabileceği en üst rütbedir. Krallıktan bile daha üstündür şehitlik rütbesi. - O zaman herhalde kral hazretleri oğullarını ve hatta kendisini hiç sevmiyor olsa gerek efendim. - Neden böyle söyledin Sebastian? - Çünkü şehitlik gibi üst bir rütbe dururken, sadece krallıkla yetinmeyi seçiyor da ondan efendim. - Seni anlamıyorum Sebastian. Ne söylemeye çalışıyorsun? - Sadece gerçekleri efendim. - Sen delirmişsin olmalısın Sebastian. Tanrı sana akıl versin. - Hangi Tanrı efendim? Adalet dağıtan mı? Yoksa bunca adaletsizlik karşısında kılını bile kıpırdatmayan mı? - Ne saçmalıyorsun sen? Sadece bir tane tanrı var. Tanımıyor musun onu? - Ne yazık ki, tanıdıklarımın içinde hiç tanrı yok efendim. Zaten fazla bir tanıdığım da yok. Yan köşkün uşağı olan meslektaşım Filip, bizim köyün nalburu Moris ve bir de savaşta tek oğlu ölen şu zavallı köylüyü tanıyorum efendim. Ama hiç tanrı tanımıyorum. Siz tanıyor musunuz? -
Bir kaç gün gündem olur, sonra yine unutulur, herşey böyle oldu, yetim öldü, öksüz çocuklar öldü, şehitler öldü, iyi niyetinden yaşayamayan insanların öldü, bizde bizdeki dertleri dert sanıyoruz, hep en büyüğü bizdeymiş gibi yaşıyoruz, tabii ki herkesin kendine göre sıkıntıları var ama bazı insanların yükü daha ağır, buna anlayış göstermek yerine daha yargılayan insanlar var. Hep diyorum çocukların fakirlerin ezildiği öldüğü bu dünyada yaşamak yerine keşke bir avuç toprak olsaydım diye, çünkü gönlüm hiç hoşnut olmadı birilerinin haksızlık gördüğü bu dünyadan.
güzel klpli kız adam canı sıkıldığı için yapıyormuş ihtyiacı olduğu için değil sıkma canını bende haberi okudum zor durumda olsa ulaşalım yardım edelim dedim ama sıkıntı yokmuş :)
Herkesin sınavı başka kimisi zenginlik ile imtihan olurken kimisi de yokluk ile Allah yardımcı olsun. Ama rabbim sevdiği kullarına dünyayı cehennem edermiş ahirette cenneti hazır olsun diye. Çok bu durum da aileler var ve bakıp duyarsız kalan bir o kadar insan