Hayatta kırılabiliyoruz, üzülüyoruz.. Bunlar bizi çoğu zaman yaralıyıp ta geçiyor. Bunları yaşamamak için; Kırmadan önce kırmak, üzülmeden önce üzmek midir asıl olan? Yoksa ne olursa olsun, ne yaşanması gerekirse gereksin her duyguyu yaşamak mı gerekir?
Kırılmamak için kırmak, üzülmemek için üzmek mi gerekir?
Inan insanları kırmamak ve üzmemek adına cik ödün verdim. Fakat baktım ki kırılan üzülen ben oluyorum. Prensipler edindim kendime insanları kırmadan açıklamalar yaparak yoluma devam ediyorum. Bu süreçte kırılan üzülen varsa değer verdiğim biri ise özür dilerim. Fakat degerini kaybetmiş ise önemsemem... Bazen yola sevdiklerimiz ile devam
Sen ne kadar insanları kırmaktan korkarsan onlar seni o kadar kırarlar. İncitmedikçe incinirsin. Ama sen onları kırarsan, incitirsen evet daha az kırılırsın. Lakin kırılmak gerçekten çok mu kötü bir şeydir? İyi niyetli insanlar hep kırılır, incinir. Evet can yakıcı ama kırmak daha mı iyi? İncinip gözyaşı dökmek kötüdür. Ama hiçbir şey incitip gözyaşı döktürmek kadar kötü olamaz. Kırmaktansa kırılmayı tercih ederim.
Kırılınca kırmak, üzülünce üzmek gerekmez fakat bazı insanlar kendi mutluluklarını, başka insanları üzdükleri zaman elde ediyorlar. Ben ne kırarım ne üzerim ne de bağırır çağırırım, sadece bir daha eskisi gibi olmamayı tercih ederim.
Burada kıstasımız şu; eğer karşı taraf bizi kırıyor isek o anda onu kırmak ve üzüyor isek o anda onu üzmek. Attığımız her geri adım bedenimizin ve ruhumuzun üzerinde yürümelerine sebep olacaktır.
Hayat senin yaptıklarını bir gün döndürür dolaşırir sana yaşatır eğer sana yaşatmaz ise en sevdiğin birine yaşatır çocuğuna annene vs. daha acısıyla çıkar. Ama bı şekilde seni bulur.
Hayat gerçekten çok kısa, uzulmk kırılmak her ne kadar kotu bir durum olsada yasanilmasi gerekiyor çünkü hep mutlu huzurlu olursak bu güzel duygularin değerini anlayamayız