Şiddet ne türlü olursa olsun en zorbaca uygulanan bir baskı türü bana göre. İnsanın insana, insanın hayvana, kısacası nefes alan her canlıya uygulan vurma, dayak ve aklına gelebilecek her şey şiddete girmektedir. Peki bu şiddeti uygulayanlar ya da şiddete meyilli insanlar bunu hangi ruh hali içinde sergiliyorlar bunu inanın ki anlamak o kadar da mümkün olmuyor. Bu kişiler bana göre kesinlikle o anda insanlıktan çıkıp, farklı ikinci bir kimliğe ve ruh haline bürünüyorlar. Ve öyle bir hale geliyorlar ki belki kendilerinin bir canavara dönüştüğünü bile fark etmiyorlar. Gün geçtikçe yozlaşan ve toplum değerlerimizi yitirdiğimiz, etik anlayışımızın ve yapılan vahşilikleri gördükten sonra söylenebilecek başka bir söz bulamıyorum.
Bir insanın şiddete maruz kalmaları, o acımasızlığı an be an yaşamaları, ince ince sızlayan bir yürekle geçirmek ve bunu kimse ile paylaşamamak hiç de kolay bir şey olmasa gerek
Ve bir tabir vardır ki çok hoşuma gider "çeken bilir" ve bu şiddeti de ancak çeken kişiden başkasının bilmesi mümkün değildir. Bizler sadece uzaktan o kişileri bir nebze bile olsun anlamaya çalışabiliriz sadece.
Hep düşünmüşümdür insanlar neden bu kadar şiddet yanlısı ve acımasız oldular. İnsanlar hangi ruh halindeler ki böyle fütursuzca bunu yapabiliyorlar. Aklımda hep deli sorular, soruların karmaşıklığından ve bunlara cevap bulamamak...
Şiddet bünyesinde o kadar çok şeyi barındırıyor ki... Çocuğa, kadına, zaman zaman anneye, babaya uygulanan şiddetler. Şiddet denince de akla dayak, taciz ve zorla bir şeyleri kabul ettirmek ve bunların ötesinde cinsel istismarlar, tecavüzler, aile içinde kapalı kapılar ardında sıkça rastlanan ve çoğunlukla kimsenin bilmediği ensest ilişkiler diye bu liste uzar gider.
Aslına bakılırsa bunların hepsi o kadar acı olmasına rağmen ne yazık ki hala bile günümüzün gerçeğini oluşturmaktadır. Dünya öyle bir hale geldi ki insanlığımızdan utanır hale geldik. İnsanların çoğu birçok şeyi tabu yapıp konuşamamanın, olanları ayıp saymanın yüzünden seslerini çıkaramamaktadırlar.
Bir anlık zevk, bir anlık kendini kaybetme duygusu ile ortaya çıkan kocaman bir bilanço
Bu bilançonun ardında vicdanı yerle bir edilmiş tonlarca insan. Buda toplumlarda bir kez daha vicdanın unutulduğunun bir göstergesi olmakta. Bir insan küçücük bir çocuğa acımasızca kalkan bir elden ya da tecavüz eden bir insandan nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık bekleyebilir ki. Eşine, kızına, oğluna her gece dayak atıp ancak böyle rahatladığını söyleyen bir babanın ya da küçücük bir bedene uzanmış o vahşice emellerini gerçekleştiren sapık ruhlu bir akrabadan ne bekleyebiliriz ki.
Bir aile bir çocuğu dünyaya getirmeye düşündüğü zaman bunun ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu unutuyorlar
O çocuklar dünyaya geldikten sonra sağlıklı bir ruh hali ve onları adam gibi yetiştirmenin büyük bir sorumluluk olduğunu unutuyorlar. Dünyaya gelen bu yavrularımız etraftaki tüm bu kötülüklerden habersiz minicik bedenleri ile masum dünyaları bir anda kararabiliyor. Bunu hangi yürek, hangimizin yüreği kolay kolay kabul edebilir ki...
Bir insanın kalbimde biraz olsun vicdan ve merhamet varsa, toplum içindeki davranışları ile asla ama asla başkalarına zarar vermeyecektir
Tüm varlarını yokları bizler için, bizim geleceklerimiz için adayan ve bu uğurda her türlü fedakarlığı bizlerden esirgemeyen anne ve babalarımız acaba yapılan bu eziyeti, el kaldıran o eli, döven, sokağa atan o kişilere kim bilir neler yapmaz. Ama tabi bir de bunun tam tersi durumda mevcut. Ailesine şiddet uygulayanlar gibi.
İnsanlığımızdan bu kadar mı uzaklaştık, kalplerimiz bu kadar mı acımasız bir hale geldi
O yüzden mi sevdiğimiz insanlara bu şekilde eziyet ediyoruz. Toplum olarak bizlere ne oldu. Toplum olarak tepkisizlik, vurdumduymazlık almış başını gidiyor. Bizler ise sadece figüran birer oyuncu gibi dışarıdan bakıyor, yabancı bir gözle bir film karesini izler gibi izlemekle yetiniyoruz. Lütfen artık timsah göz yaşlarını dökmeyi bırakalım...
Bir çocuk ailesinden ne gördü ise büyüdüğü zaman o da aynısını kendi ailesine ve ebeveynlerine yaptığı yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır
Geçmişinde şiddete maruz kalanlar, dayak yiyenler ileri ki yaşamlarında aynı fikri benimsediklerinden, belki de onlara bu şekil doğru geldiği için çocuklarını, eşlerini dövüyorlar. Böylelikle onların hayatlarını da kabusa çeviriyorlar.
Peki bunları önlemenin bir yolu var mı, belki hukuki yollardan ancak halledilebilir diye düşünüyorum
Ama hukukta tam olarak bu konuda yeterli kalmıyor diye düşünüyorum. Hukuki anlamda verilen bir ceza, ceza verilse bile aflarla serbest bırakılmaya kadar giden cezaların hafifliği yüzünden de olayların etkisini ve çözümlerinin yetersizliğini de hepimiz ne yazık ki sosyal medyadan görüyoruz. Bazen cezalar yeterli oluyor mu deriz ama olmadığını ben çok üzülerek görüyorum. Ceza alan kişinin uslanması ya da akıllanması beklenirken o kişi yeniden aynı vahşiliklerini yapmaktan geri kalmıyor.
Öncelikle her yerde sevgi ile harmanlanmış aile içi eğitimler olmalı
Çocukların en iyi eğitim alabilecekleri yaş okul öncesinden başlıyor. Okul öncesi de çocuklarınıza vereceğiniz kendi gelenek ve göreneklerinizi destekleyen, yavrularınızı her şeyi almaya açıkken en doğru şekilde yönlendirmeniz gerekiyor. Tabi ki bütün bunları yapabilmek için, sürekli okumak, araştırmak ve dünyaya gelen bu yavrularınıza daha fazla nasıl yararlı olabilirim diye devamlı şekilde düşünmek ve araştırma yapmak gerekiyor. Bunları bilen bir ebeveyn olduğunuz sürece kendine güvenen, ayakları yere sağlam basan çocuklar yetiştirmiş olursunuz. Ve bunu bir dişlinin çarklısı olarak düşünürseniz birinden diğerine geçerek tüm topluma da yansıtmış olursunuz.
Sağlam çocuklar sağlam gençleri, sağlam gençler ise geleceğin güvenli ailelerini oluştururlar.
Bu şekilde bilinçli olarak yetiştirilen çocuklar her zaman kendilerine güvenen, öz güven sahibi, hayatla her daim barışık, sevgi dolu, vicdan sahibi ve sorumluluklarını bilen birer birey olarak yetişmiş olurlar
Artık günümüzde bu tarz haberleri okumuyoruz ve es geçiriyoruz
Ve böylelikle üç maymunu oynayan insanlar haline dönüşüyoruz. Belki şu an çevrenizde, komşunuz, akrabanız, çocuğunuz bir yerlerde şiddet, taciz görüyor olabilir. Sen susarsan, ben susamam ve bu olayları görmezden gelmeye devam edersek bizler de suç işlemiş oluyoruz. Yasal olarak bir suç olmasa da vicdani anlamda suç işlemiş oluyoruz. Ne olursa olsun bir şekilde sesimizi çıkarmalı, insanlara yardım elimizi uzatmalıyız.
Bugünkü Bence'mi hepimizin bir problemi olan şiddet üzerine yazmak istedim. O yüzden şiddete hayır diyoruz!
Bu videoyu izleyince, iki kadının iki hayatı nasıl bu kadar soğuk kanlı ve gülerek, mutlulukla öldürebildiğini gördüm. Küçücük sevimli çocuğun ve ilerideki eşinin hayatı daha şimdiden karanlığa mahküm edilmiş durymda, bu çocuk karısını öldürürse bu videodaki iki kadın yüzünden.
Bu benceni şiddetle destekliyorum. Şiddetin başlıca nedeni eğitimsizlik. Malesef toplumumuzda bu olayların başkahramanları da cahiller ve eğitimsiz çocuklar. O yünden tüm bireylerin eğiltilmesi gerekir.
Senin ellerine yüreğine sağlık. Farkındalığımıza farkındalık kattın. Belki konuyu biraz dağıtacam ama ben görüş olarak şunu beyan edeceğim..
Şiddet her insanın içinde olan bir duygu ve bir haz dır bence. Şiddet taşımayan bir insan olabileceğine inanmıyorum. Karekter ve ruh sağlığı açısından bunların dışa vurumları değişiklik gösteriyor.
Bir anne veya baba düşün çocuğunu severken ne yapacağını bilemez sarılırken çok sıkar ne bileyim hafif ısırır belki hafif tan vurarak sever veya bir sevgili düşün birşeyler yaşarken benzer hareketler sergiler. Bunlar insanın içindeki şiddetin sevgi ile çıkışıdır.
Bir insanda sevgi yoksa o şiddeti farklı şekillerde ortaya çıkarır. Ne kadar şiddetten uzak ta dursak tanımadığımız için bir sevgi beslemediğimiz insanlara trafikte sinirlenip sadece kendimiz duyabileceğimiz şekilde onlara hakaret etmiyormuyuz. Bu da bizim şiddetimiz değil mi.
Sevgi eksilikliğinin yanına birde eğitimsizlik eklenince tadından yenmiyor şiddetin. En büyük eğitim ailede başlar. Hergün babasının annesini dövdüğünü gören ve böyle yetişen bir çocuğun ilerde eşini dövmesi normal birşey değilmi. Çocuk eğitiminde yetersiz kalan ebebeynlerin kendi yetersizliklerini sorgulamayıp çocuklarını döverek terbiye etmeye kalkması verdikleri yanlış eğitim değilmidir. Biz yapmasak bile yeri geldiği zaman çocuklarımızı hiç dayak yemedikleri için yaptıklarını yargılayan.
En acı tarafı da kadın dernek, birlik, vakıf, cemiyet, topluluk, cinsi ne ise tüm sosyal toplulukları buna HEP SESSİZ kalıyor.
Sürekli Yapılan Pazarlamaya Bakın!
Kadınlar; orospudur, sürtüktür, onlardan utanmalısınız, onları dövün, onları becerin, onları aşağılayın.
Sadece geçen yıl (2015) 440 kadın hayatını kaybetti, taciz vs gibi kötülüklerin sayısı bile belli değil.
.
Eğitim!
Ya Ya şimdi Unvan veremeyeceğim ama çok üst düzey yöneticiler var bizzat tanıdığım. askerlik çağında evlatları var ve eğitimli kocalarından şiddet görüyorlar!
şiddet, bana göre aileden başlıyor , aile içinde yetişmişligin neticesinde ve genetik yapısında daha önceki kişiliklerin yapı taşlarının oluşumunda yerleşmiş oluyor. şiddet insanların ruh yapısı ilede birebir alakalıdır , bencede belirtildigi gibi birey nasıl görürse bilinç altına öyle yerleşiyor. ben bunu tamamen bir hastalık belirtisi olarak görüyorum ve şiddete kalanlarında ruh hastalarının oyuncagı gibi kendilerini deşarj ediyorlar ve bu dünyanın her yerinde mevcut. kesinlikle tedavi edilmeli ve islah edilmeli, huzursuzluk bunlardan başlıyor.
sanırım herekse bir mazlum gerekiyor mazlumu getiirn bana mazlumm mazlum diyip şabandan dayak yiyecek kişiler lazım demem o ki şiddet oyunlarda ve filmlerde kalmalı çokmu morelin bozulduaç adam patakla sppra git yani öneriler çok olur ama takan kim bir anlık öfke domino taşalrını harekete geçiriyr işte
bakınız şerefsizler çok öyle çokki çoğu neden olarak islamiyete bağlar olayı ama kadına kalkan eller nedense güncel hayatta pasif olarak dolanan tiplerden ibarettir.. zaten bunlar egolomanyalarını ev içerisinde sergiliyorar ama evden çıktıkları zaman süt kesmiş gibi susarlar af edersiniz ama annelerine bacılarına laf atan insana bile diklenemezler bunlar 4. sınıf insan.. normalde 3 sınıf insan var ama bunlar olmayan birileri 4. sınıf kepaze şerefsiz adi insan bile değilller.
maalesef dünya bazında şiddete en çok başvuran ülkeler arasında ilk beşe girecek bir toplumumuz var bunu eğitim seviyesine bağlıyorum, kitap okuma oranına bağlıyorum sanat ve sanatçı sayımıza bağlıyorum bunların hepsi sayı olarak artınca ortada şiddet diye bişey yok denecek kadar azalacaktır
Sosyal medya ve tahammülsüzlük, hızlı arabalar , para kazanma hırsı, daha g büyük ve manzaralı evlerde oturma arzusu.. hayatımızın geri kalanında başka bir dünya bulamayız. Keşke daha mütevazı bir toplum olabilsek. İşte o zaman şiddet ve hayasızlık azalır ve yok olur.
Hiç acımadan liğme liğme doğrayıp işkence edebileceğim insanlar çocuk tacizcileri ve tecavüzcüler şiddet bazen zaruri oluyor çocukları çok seviyorum onlara zarar veren birinin kalbini ellerimle söküp yesem içim soğumaz
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Bilinçli bir nesil için eğitim şart keşke bizim eğitim sistem de Japonyadaki gibi olsa 1. Sınıftan 3. Sınıfa kadar çocukları derse sınava tabi tutmasalar, sadece insan olmayı sevgiyi merhameti öğretseler
En İyi Cevaplar