Bal gibi de olur. Hem de öyle ballı kaymaklı olur ki, milletin dibi düşer de, söylecek laf bulamaz. Ama durun yahu. Bulur bulur. Hatta öyle laflar bulur ki, sanırsınız tecrübe abidesi. Meraklı gözleriniz, elinizde çıtçıtladığınız ay çekirdeği, tuzlu olacak ama, zaten "bugün ne yapsak, kim nerde, kim ne yapıyor" dedikoduları iyice kısırlaşmışken, ortalığı şenlendirecek bir haber bekliyorsunuz. Hooop, çıkıveriyor o çok bilmiş, atıveriyor ortalara "duydunuz mu kızlar" diye başlayan, ardından beş dakikaya yüzlerce kelimeyi sığdırarak ve tamamı kendi hikayesi olan, gerçekle uzaktan yakından ilişkisi bulunmayan senaryosunu anlatmaya. Siz, bir çıtırtı duymuş bekçi köpeği edasıyla, açıyorsunuz pür dikkat gözlerinizi ve dikiyorsunuz kulaklarınızı. Hatta dikkatin pür kısmı bile, zayıf kalıyor teknolojinin piksel değerlerinin yanında. Megapikseller, ultrapikseller havada uçuşurken, gözleriniz beyninize çoktan götürdü görüntüyü. Of of of. O görüntüde neler yok ki. En erotik film sahneleri, en baba pornografik dergiler çıkarır cinsten. Elinizle bir tek daha götürürken dişlerinizin arasına çekirdeği, ve o iki dişin arasındakini yine aynı çekirdeğin kabuğuyla çıkarmaya çalışırken, arada bir "hadi yaaaa" demeyi de ihmal etmiyorsunuz. Akşam koca ya da sevgiliyle oynaşırken anlatacak bir hikayeniz de çıktı. Oh ne ala. Hayatı renklendirmek işte bu denli basit. Herif gidecek şimdi, fiber değil hiper bir hızla, başlayacak bire bin katarak anlatmaya kankasına. Kankanın ağzı sulanacak. Eli bilmem neresini okşayarak "Ulan şöyle biri bize denk gelmez ki".
Siz internette trend topik olduğunuzu mu sandınız. Mahalleden haberiniz yok öyleyse.
Neden mi bahsediyorum? Haa. "Bir kadın ve bir erkek bal gibi de dost olur " diyorum. Ne diyeceğim başka.
Dost olabilmek için hemcins mi olmak gerek?
Dostluk öyle göbeğini kaşıya kaşıya hikaye anlatır gibi anlatılamaz. Dost dediğinizin içine neler sığar bilemezsiniz. Bir kaşık şehriyeden bir tas değil, bir tencere çorba yapar da ruhunuz duymaz. Ruhunuz duymaz diyorum. Çünkü dost, yaptığı şeyle gururlanmaz, reklam etmez. Bilirsiniz işte. Çoğumuzun en iyi dostları karşı cinsten olur. Kadın, erkek gibi, erkek kadın gibi görmez karşısındakini. En büyük yanlışımızı yaparak, ÖTEKİLEŞTİRMEZ yani dostunu. Sizi en iyi anlayabilendir dost. Sizin yerinize kendini koyabilen. Sizi herkesle paylaşabilen. Sizi herkesten fazla düşünen. Yanılgıya düştüğünüzde acı çekeceğinizi bile bile, o yanılgıya düşmenizi engelleyendir. Daha fazla acı çekmeyin diye. En sadık sevgiliden daha çok sadakat gösterendir arkadaşlığınıza. Bu sadakatten bir çıkar beklemez. Hayatı paylaşmaktan keyif alır, keyfinize keder yüklemez. Herkes bir şekilde acıtır canınızı, ama o acınızı paylaşır, En büyük yalanınıza ortak olur bazen. En zor itiraflarınızda yanınızda. Kendinize bile itiraf edemezken bir çok şeyi, o bilir sizi üzen ya da mutlu edecek her şeyi. Sizi kıskanmaz kimselerden. Herkesten gizlediğiniz vardır ama o sırdaşınızdır. Sırrınızı sizden daha iyi saklayandır. Siz planlarınızdan vaz geçemezken, onun planlarında hep siz de olursunuz. Sizin planladığınıza uyar sorgulamadan. Siz sulu gözlülük ederken bir çok şeye, o soytarılık yapandır gülümseyebilesiniz diye. İşte o sizin gerçek dostunuzdur.
El ense kıça parmak değildir arkadaşlık.
Elbette bir arkadaştan, ya da arkadaşlıktan diyelim, ne beklediğiniz çok önemlidir. Güzel vakit geçirmek, hoş bir sohbet, hani kafayı dağıtmak dediklerimizden, kiminde fikir paylaşmak, bir fincan kahvede güneşli bir havanın tadını çıkarmak, yarenlik ederek ortalığın canına okumak, şu salak sorulardan birini çözebilmek için yardım almak, o salak soruyu hangi zeka ile nasıl çözdüğünü öğrenmek, vizelerde çıkacak soruların tahminini yapmak, yardımlaşmak ve buna benzer bir sürü örnekle açıklanabilecek şeylerse beklentiniz. Bunun için karşı cins çoğu zaman daha yakındır emin olun. O'nun sizden, sizin O'ndan bir beklentiniz yoktur çünkü. Ortalığı sulandırmaya cesaretiniz de ortamınız da, fırsatınız da olmaz. Her şekilde, yani bazen bir cafede, kiminde okul bahçesinde, zaman zaman kantinde, chat dünyasının bir programında, herhangi bir sitede, hatta burada, bu sayfalarda seviyeli ve bir o kadar da keyifli sohbetler yapabilirsiniz. Eğlence anlayışınız sığ değilse, en eğlenceli zamanları onlarla geçirebilirsiniz şüphesiz.
Amaaaaaaaa! Bakın çok uzun söyledim "ama" yı. Hani altını çizmek istercesine. Sizin arkadaşlık anlayışınız ve arkadaşlıktan beklentiniz el ense g*te parmaksa, ki siz ne demek istediğimi çok iyi anladınız, hatta içini bol örnekle doldurdunuz. Ha işte onun adı arkadaşlık olmayacağından, ancak hemcinsinizdir aradığınızı bulacağınız. Kanka, kanki diyorsunuz ya şimdilerde. Hani kankardeşin kısaltmasıymış gibi görünen de, ne kardeş ne arkadaş, ne kandan ne de candan gibi olmayan. Karşı cinse ne böyle yaklaşmak yakışır size, ne de ondan beklemek.
Karşı cins ile arkadaşça bile paylaşılamayan durumlar.
Üzgünüm ama, güreş tutacağınız, pijama partisi vereceğiniz, yastık kavgası yapacağınız kişi ya da kişiler, karşı cinsten değildir. Evet, yastık kavgası olabilir belki. Elbette çok değerli, çok güzel paylaşımlarınız da olabilir. Ama onunla konuşabildikleriniz sınırlıdır. Siz ne kadar "her şeyi açık açık konuşabiliriz" deseniz de, hayır, o "açık açık konuşmak" yeterince açık olamaz.
Erkek erkeğe, kız kıza oldukça açık konuşabilirsiniz. En mahrem hallerinizle en edepsiz sözcüklerinizi bile kullanmakta zorlanmazsınız. Ağzınızdan bir çırpıda ve hiç sıkılmadan çıkabilen bu sözcükler yüzünüzü bile kızartmaz. Hele yüz kızartıcı suçların arasına girmez bile. Davranışlarınızı kısıtlamazsınız. Hareketlerinize özen göstermek zorunluluğu yoktur. Saklayacak bir şeyiniz de yoktur. Aynı tuvalete girebiliyor, çişinizi yanyana yapabiliyor oluşunuz bile bu rahatlığın bir kanıtı değil midir size göre de. Yanlışlıkla kızlar tuvaletine giren bir erkek ya da erkekler tuvaletine giren bir kadının düştüğü durumu düşünmeniz bile ne kadar haklı olduğumu gösterecektir. Altınıza yapın daha iyi. Bu kadar derin mevzulara girmeye gerek yok aslında. Farklı cinsler olarak aynı yatağı paylaşmak zorunda olduğunuzu düşünün. Kuşkusuz, samimiyetle suistimal arasındaki görünmez o ince çizgiyi, görünmez olmasına rağmen görebilenlerdenseniz söyleyecek lafımız olmamasına rağmen, sarılıp mışıl mışıl uyuyabileceğinizi sakın söylemeyin bana. 
Ama hemcinsinizle aynı yatağı paylaştığınızda, evet sarılmazsınız belki ama, kimin ayağı kimin ağzında, şöyle en derininden gaz çıkarara çıkara uyuyamayacağınızı ve bundan utanıp kocaman bir pişmanlık duyacak olduğunuzu düşünmemi kimse beklemesin benden. En fazla biri basar tekmeyi, diğeri yerde uykuya devam eder. Garanti ediyorum. Çok daha basit bir örnek size. Erkek arkadaşlar ters düşerler ve durum kavga edecek noktaya gelirse, en ağza alınmayacak küfürleri yüzüne söyleyerek yumruk yumruğa girerler. Kız arkadaşlar daha naiftir böyle zamanlarda. En fazla saç saça baş başa görürsünüz onları. Birbirlerine hakaretleri bile öyle çok ağır dilde olmaz. Olmayacağını umut ediyorum hiçbir kadına yakıştıramadığımdan argo cümleleri. 
Aynı senaryoyu farklı cinsten arkadaşlar üzerine yazalım. Ne düşünüyorsunuz? Hadi yazın da ben de bileyim.
Her zaman olduğu gibi;
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar