Bir Obsesifin Hikayesi

Her şey dışarıdan ne kadarda kolay öyle değil mi?


Oysa ben.. Ben kendi içimde çelişen, saplantılı, her şeyin aşırısına kaçan biriyim. Genelde insanlar buna "Takıntılı" diyor ama asıl adı " Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu" dur.


Ben bazılarının hep "daha fazla"sıydım.


Bir Obsesifin Hikayesi


Bazen o kadar çok düşündüğümü hissediyorum ki, sanki bu gözlerinizin kanaması gibi.


Gözlerinizin kanaması evet, bunun ne demek olduğunu anlayamazsınız. Verdiği acıyı anlayamazsınız. İnsanlar hastalığımı duyduklarında deliymişim gibi bakmaya başladılar. Çevrem saplantılı olduğumu düşünmeye başlamıştı. İçime kapandım.


Bir Obsesifin Hikayesi


Daha çok düşündüm. Daha çok acıdı canım. İç sesim o kadar yüksekti ki, konuşmayı unutuyordum. Kurduğum düşüncelere inanıp orada boğuluyordum. Sadece yazıyordum. Sadece yazmak. Tek yapabildiğim buydu. En iyi yaptığım şey buydu. Ve elimde kalan tek şey "Bir obsesifin günlüğü"..


Bir Obsesifin Hikayesi


Sürekli olumsuz düşünürüm ve buna engel olamam.


Bütünü değilde ufacık detayları görür takılıp kalırım.


Kendimle çelişki içine girerim, kendime inancım kalmaz.


Düzen, her şey belirli bir düzende olmalı


Bir Obsesifin Hikayesi


Annem.. Hastalığımın sebebi olarak hep onu suçladım. Ve bu hiç değişmeyecek.


Içime kapanmama sebep oldu, kendimle kalmama. Düşünmeme, çok düşünmeme.. Yorulmama.


Yerli yersiz her yerde aşağılaması mı, yoksa küfürleri mi?


Dövmesi mi, yoksa yediğimin yemeğin dahi hesabını sorması mı?


Sevmemesi mi?


Siz seçin?


Hangisi daha çok acıtır ki?


İnsanların sorunluymuşum gibi bakmasını istemiyorum. Sizin gibiyim sadece daha fazlasına sahibim, belki bu bir kusur ya da hastalık. Adını koyamıyorum.


Okuyabildiyseniz eğer, hepinize teşekkürler duyarlı ks halkı!


#birobsesifingünlüğü

Bir Obsesifin Hikayesi
Cevapla