Başlıksız Hikaye

Yıllardır böyle hissetmemiştim. Böyle keyifli, utangaç, hoşnut olmamıştım. Yıllardır aşık olmamıştım. Kimseyi beğenmediğimden değil; aksine ben çok çabuk beğenir, çabuk hoşlanırım, yıllardır çevre edinememiştim de ondan. Yıllardır bir kızla şöyle oturup karşılıklı konuşmamıştım. Şimdi iki muhabbet ettik diye gönlümün derin ve kuytu köşelerine saklanan o meşhur duygular depreşiverdi. Artık gün yüzüne çıkmak istercesine, kalbimi parçalarcasına boğazıma kadar geliyor ve orda düğümlenip kalıyor.

Güzel kız. Adı bende saklı. Zaten ben de fazla bir şey bilmiyorum hakkında. Aynı yerde çalışıyoruz. O benim patronum sayılır. Benden yaşça bir-iki, görüntü olarak daha küçük. İlk zamanlar çekindim konuşmaya, tabi o da. Bir gün ofiste yalnız kaldık. Bir koltukta o ötekinde ben. Uzun süre konuşmadık. O gazete okuyor ben sağa sola bakıyorum. Arada bir gözlerine de baktığım oluyor tabi, korkuyla ve sevgiyle. Henüz konuşmadık ama güzel gözleri, şirin yüzü, küçük ve pamuk gibi elleri beni sarhoş etmeye yetti. Dedim ya yıllardır bir kızla bu kadar yakın ve bu kadar süre bir arada bulunmamıştım.



aşık olmak


Sonra nasıl olduysa birimiz konuşmaya başladı. Bir süre sohbet ettik. O bana bakarak konuşamıyor, gözlerini kaçırıyordu. Bense kaçırdığı gözlerini yakalamaya çalışıyordum. Ah o güzel gözleri... Mimikleri, bakışları, yüzündeki gülücük... karşısında adeta eriyip bitiyordum. O varken zaman çabuk geçiyordu, oysa ben geçmesin istiyordum. Haftanın üç günü onu görebiliyorum. Diğer günlerde gelmiyor. O üç gün, güzel geçmesini dilediğim günlerden. Kalan günlerse, o üç günü beklemekle tükenmek bilmiyor.

Ben kendimi biliyorum. Ben bu kıza aşık oluyorum, sanırım. Hem istiyorum, hem istemiyorum. İstiyorum. Çünkü buna ihtiyacım var. Yılların yalnızlığını, birikmişliğini sonlandırmak istiyorum. İstemiyorum. Çünkü ben, ona göre olmadığımı düşünüyorum. Kendisi psikolog, çevresi çok geniş, ailesinde doktorlar, avukatlar, profesorler falan var. Muhtemelen o benden daha kültürlü, daha zeki, hem maddi hem manevi anlamda daha zengin; onun arabası var, maaşı var, mesleği var, yabancı dili bile var. Ben! Benim param yok, arabam yok, yakışıklı değilim, mesleğim yok, işim ve maaşım yok (gibi), askerliğimi bile henüz yapmadım, daha resmen okuldan mezun bile değilim... O beni ne yapsın ki. Ama o, o çok güzel. Yüreğimdeki pas tutmuş aşk tellerini bile titretti ya, erişilmez derecede uzakta olan hayallerimi erişilebilir seviyeye getirdi ya, kalbimin derinliklerindeki bu duyguyu yüzeye çıkardı ya... o çok güzel.
"Yılların yalnızlığını, birikmişliğini sonlandırmak istiyorum."
Ama bunu ona söyleyemeyeceğim. Zaten, zaten daha yeni tanıştık sayılır. Ne o hemen aşık mı olunurmuş? Belki de ben abartıyorumdur canım. Belki de geçicidir. Hem onun parmağında yüzük falan gördüm. Nişan yüzüğü olmasa da belki de sevgili vardır, kim bilir. Tekrar kabul edilmeme riskini göze alamam. Hem sonra ben nasıl onunla aynı yerde çalışmaya devam edebilirim ki. Beni sevmediğini bile bile nasıl aynı ofiste onun yüzüne bakabilirim. Yok yok, ben söyleyemem. İçimde saklayacağım. Onunla kurduğum hayallerle kendimi avutur; o bakılası gözlerini, öpülesi ellerini, sevilesi yüzünü gözümün önüne getirir, dururum. Hasret duydukça sesini anımsa, yanımdaymışçasına tebessüm ederim, vuslata ererim.

Hem şunun şurasında askerliğime ne kaldı ki. BU iş olsa bile nasıl olsa ayrılacağız. Askere gidince onsuz ne yapacağım. Hem askerden döneceğim ne malum? Off, off! Nerden gördün bu kızı, neden sohbet ettin onunla be timid61? Neden alevlendirdin sönen duygularını? Neden gördün gözlerini, neden duydun sesini, neden verdin yüreğini...? Şimdi bir aşk var karşılıksız. Ve bir hikaye var, başlıksız...
Başlıksız Hikaye
Cevapla