Bekaret Algısı ve Namus Olgusu

Bekaret her iki cins için de cinsel birlikteliği hiç yaşamış olmak demektir. Namus ise ahlâk, edep ve erkân kâideleri" demektir. Aynı zamanda namus, halk arasında temiz ve şerefli insan olunması anlamında da kullanılır. Ancak Bakire olmanın bu anlamda farkı vardır. Bakire olmak başkadır, kızlık zarının yırtılmış olması başkadır. İlişkiye girmemiş kız bakire olmayabilir, kazara yırtılmış olabilir.


Bekaret Algısı ve Namus Olgusu


Nâmus kelimesi yaygın olarak utanma, doğruluk, dürüstlük, itibâr, güvenilirlik, ahlâkî ölçülere bağlılık, emniyet, şan, şeref, ırz, iffet ve temizlik gibi erdem ve yüksek değer taşıyan kişisel özellikleri ifade etmek için kullanılır. Buna göre zina eden erkek veya kadın bu kurallar silsilesini ihlal edip bu özelliklerin dışına çıkmış demektir. Bireyin sevgilisi veya evleneceği kişi ile ilişkiye girmesi, sadece tek partnerinin olması toplumsal ahlak bakımından kendisini haklı çıkarmaz. Dini boyutunda ise zina'nın hiçbir açıklaması ve masumiyeti yoktur, zina zinadır ve büyük bir günahtır. Dine inanmayan insanlar için de geçerlidir ki şerefli, iffetli ve namuslu yaşamak herkes için erdemdir.


Bekaret Algısı ve Namus Olgusu


Bahsettiğim kişisel ve karakteristik özellikleri taşımadıktan sonra bireyin iffetini koruması da aynıdır korumaması da. Yüksek dereceli okullarda okumak da insanı edepli veya iffetli yapmaz. Çünkü iffet ile bilgi farklıdır. Özellikle gençlik yıllarında okul ortamlarının etkisinde kalıp bu konuda yanlışa düşen erkek ve kızlar yaptıkları yanlışlarını bir yanlış olarak görmeyip yaşam tarzı ve düşünce sistemi haline getiriyorlar. Bunun sebebi ise şehvetin esiri olmaları, hata kabul edememek ve medeni durumunu kabullenememek nedeniyledir.


Bekaret Algısı ve Namus Olgusu


İffetli olmak konusunda vurgulamak istediğim bir konu da erkek ya da kadının her şeyden önce kendi bedenini sahiplenmemesi, onun Hakiki Sahibi’nden yani Yaratıcı'dan kendisine bir emanet olduğunu kabul etmesi demektir. Fakat ben bunu inanan insanlara hitaben yazıyorum. İnanmayan insanlar için kırıcı, kınayıcı ve hakir görücü bir amaç veya etiketleme niyetim yoktur. Yazıyı aynı manada nasihat olarak kabul etmenizi umuyorum.


Bir bedene kim sahipse kuralı o koyar. Bedenini sahiplenmeyen, onun Hakiki Sahibi’ni tanıyan insanın iffeti, bedenini kendi hevesleri ya da gelip geçici arzular doğrultusunda değil, her bir uzvunun ve duygusunun var edicisi Rabbinin emirleri doğrultusunda kullanacağı anlamını taşır. Felsefi olarak düşündüğümüzde bir insanın kendi bedenin sahibi olduğunu iddia etmesi durumunda kendisine derim ki; bu bedenin değil aynısını, bir tek hücresini dahi yaratmaktan acizsin. Yani beden benim zevk benim diyerek istediği şekilde hareket edemez. Olayın manevi boyutu da budur.


#Drejevic

Bekaret Algısı ve Namus Olgusu
Cevapla