Geçen hafta derste bir öğretmenimiz bize "'Kebikeç'in ne olduğunu bilen var mı?" diye sorduğunda; sınıftan yalnızca 1 kişinin azıcık bilgisi olduğu ortaya çıktı. Ben de bunun üzerine akşam eve dönünce kapsamlı bir araştırma yapmak istedim. Çok ilgimi çektiği için de sizinle de paylaşacağım.
Kebikeç, en eski İslam toplumlarından bu zamana kadar ulaşan bie gelenektir. O zamanlarda insanlar kitaplari el yazısıyla yazıyordu. Ve yazılan kitaplardan yalnızca birkaç tane bulunuyordu. İnsanlar da bu el yazısı kitapları böceklerin, kitap kurtlarının yemesini istemedikleri için kitaba "Ya hafız Ya Kebikeç" yazmıştır.
Kebikeç kimilerine göre kitapları koruyan bir melek, kimilerine göre ise bir tılsım, duadır.
Bu konuda çok sayıda rivayet bulunmaktadır.

Süryânicede “Tüm böceklere hükmeden meleğin adı” şeklinde geçen Kebikeç, bâzı Arapça ve Osmanlıca kaynaklarda da “sürüngen ve böceklere hükmeden melek ya da cin” şeklinde târif edilmiştir.
Kebikeçe “Hüdhüd Kuşu” diyenler de olmuş, hattâ bu kuşun tüylerinin, kitap sayfalarının arasına konmasıyla, güve, kitap kurdu gibi haşerâtın kitaba yaklaşamayacağı ifâde edilmiş.

Farklı bölgelerde farklı isimlerle anılan fakat illâki bilinen Kebikeç, Kuzey Afrika’da “Kabikah, Kabikanc, Kaykatac, Akikanc”, Endonezya’da “Yâ Kih” isimleriyle anılırmış. İsmi ne olursa olsun, büyük zahmet ve sabırla çok uzun sürelerde yazılan el yazması eserlerin, haşerât tarafından yenmemesi için dâimâ Kebikeç’ten meded umulmuş.
Fakat Farsça bir lügat olan Burhân-ı Kâtığ’da Kebikeç’in “Düğün Çiçeği”, “Kurbağa Otu” ve “Mastara Çiçeği” diye geçmesi, bâzı Osmanlıca sözlüklerde de “Düğün Çiçeği” diye tanımlanması, bir gerçeği ortaya çıkarıyor.
Esâsen zehirli bir çiçek olan Kebikeç, kitapların arasına konur ve haşerâtın zarar vermesi engellenirdi. Zamanla Kebikeç bitkisini ezip, suyu ile kitap kapaklarına “Meded Yâ Kebikeç” yazarak bu işi daha estetik hâle getiren hattatlar da çıkmaya başladı. Derken bir zaman geldi ki, düğün çiçeği Kebikeç’in kendisi değil de, zehirli suyundan yazılmış ismi konuldu kitapların başına bir muska gibi.
Nihâyet bu işin aslı unutuldu. Kebikeç bitkisi unutulunca artık kitaplara sâdece bu isim, hem de her hangi bir mürekkeple yazılmaya başlandı.

Bu konudaki rivayetlerden birini anlatmak istiyorum.
Bir yazar, bu sözü kitabın başına değil sonuna yazmış. Aylar sonra kitabı incelediğinde, kitap kurtlarının, kitabın yalnızca son sayfasına dokunmadığı kitabın diğer tüm kısımlarında hasar olduğu görülmüş. Bunun üzerine "Ye Kebikeç" yazısı kitabın ilk sayfasına yazılmaya başlanmış.
Kitaplara 'Yâ Kebikeç' yazılması bir nevi "Ey kurtçuk, bu kitap sana âit değil. Başkasının malına zarar verme!" ikâzıdır.

Şu anda bile bazı yazarlar kitaplarının baş sayfasına bu sözü yazıyor. Kim bilir belki yalnızca bir efsaneden ibaret, ama yine de bu duanın kitabı koruyacağına inanıyorlar.
Kitaplara bu kadar değer verilirken, lütfen siz de sahip olduğunuz kitapları koruyun. Onları atmayın, kötü davranmayın.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar