Bezirgan başı kapıyı açsın mı?

Aç kapıyı bezirgân başı: çocuklara hayattan bir sahne sunan bizim kültürümüz, bizim kültürümüzü, geleceğe nasıl taşıdığımızı gösteren, harika bir oyun dur.

Çocuklar, eskiden mahalleye, artık sadece okul bahçesine çıkar(çünki ilk okul ve ana okulunda görebiliyorlar malesef). Bu oyun için(korona olmadığı dönemlerde), öğretmen bir karar verir, çünkü artık sokakta o kadar çocuk, pek bir araya gelmiyorlar.

“Aç Kapıyı Bezirgan Başı” oyununun oynanacağını söyler.
Çocuklar arasından sayışarak iki kişi seçerler.
Seçilen çocuklara birbirlerinin karşısına geçer ve el ele tutuştuktan sonra ellerini yukarı kaldırırlar.
Daha sonra diğer çocuklara duyurmadan birine “sıcak”, diğerine “soğuk” ya da meyva ismi veyahut başkaca ismler verirler.
Diğer çocuklar sıraya geçer, el ele tutuşan arkadaşlarının ellerinin altından geçerken hep birlikte,

"aç kapıyı bezirgan başı, bezirgan başı, kapı hakkı ne alırsın ne verirsin, arkamdaki yadigar olsun, yadigar olsun. Bir sıçan, iki sıçan, üçüncüsünde kapan”.

Şarkısını, hüseyini makamda söylerler.
Şarkının “üçüncüsünde kapan” bölümünde yakalanan çocuğa, diğerlerine duyurmadan “sıcak mı, soğuk mu?” diye sorulur. Hangisini söylerse, kapı olan, çocuklardan, o isme sahip olanın arkasına geçer. Bunu yaparken gruptaki diğer çocukların duyurmamalarının nedeni, bir adaletsizlik, bir kayırmaca olmaması için..!
Oyunda ki herkes yakalandıktan ve seçimini yaptıktan sonra, tebeşirle ortaya bir çizgi çizilir. Kapı olanların ardına geçanler iiki gurup olup, birbirlerinin belinden tutarak karşılıklı çekişmeye başlarlar. çizgiyi ilk geçen kazanır ve çocukların o güzel, cıvıl cıvıl gülüşleri, kazananlarca, etrafta yankılanır.

Burada çocuklar, birlikte bşrşey yapabilmeyi, çok sayıda çocuğun organize olabilmesini, sır tutmayı, adaletli olmayı, hakkın ve yadigarın ne olduğunu öğrenirler.


15. Yüzyılda, Galata civarın da ortaya çıktığı düşünülen bu oyunun " çocukların mutlu hallerine inat, Hüseyini makamında, daha çok hüzünlü bir tınılı şarkı söyleyerek oynanır. Çocukların harika gözlemleme özelliğin den ve o bölgede yaşananları taklid etmelerinden ortaya çıktığı, bir ihtimal de, saraydan, bir büyüğün kurgulamış olabileceği de söylenir. Bu oyun mucizevi şekilde, Osmanlı topraklarına tayini olan, memurların çocukları sayesinde, değişik varyantlar da 3 kıtaya yayılmış, yüz yıllarca yazılmadan, çizilmeden varlığını korumuştur.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanın da, der ki; “Nuran bu oyunu çocukluğunda muhakkak oynamıştı. Ondan evvel annesi, annesinin annesi de aynı oyunu oynamışlardı. Devam etmesi gereken işte bu türküdür. Çocuklarımızın bu türküyü söyleyerek, bu oyunu oynayarak büyümesi… Her şey değişebilir, hatta kendi irademizle değiştiririz. Değişmeyecek olan, hayata şekil veren, ona bizim damgamızı basan şeylerdir.”

Aç kapıyı bezirgân başı oyunu bizim tarihe damgamızdır. Bizden, bizliğe bir miras, çocuklarımıza emanetimizdir.

Sürçü klavye ettiysem affola.

Bezirgan başı kapıyı açsın mı?
Cevapla