Ne yazık ki pandemiyle süre gelen, her anlamda geçirdiğimiz çok zor günlerde bile kadın cinayetleri hız kesmiyor.. Ne yasalar, ne medya baskısı, ne insanların haykırışı, isyanı.. Hiç bir şey katilleri, kadın katillerini durdurmaya yetmiyor..
Daha bir kaç gün önce Samsun'da 35 yaşında Arzu Aygün, kendisinden ayrılmak istediği eski sevgilisi tarafından silahla vurularak öldürüldü. Naylona sarıldı. Çuvala konuldu ve sanki bir çöp gibi atıldı. 42 gün sonra bulunduğunda ortada beden namına bir şey kalmamıştı. O da bir erkek tarafından öldürülen kadınlar kervanına katıldı.

Arzu Aygün ile yeniden, yine gündeme gelen kadın cinayetlerinde daha ağır cezalar, yaptırımlar inşallah gelecek gibi görünüyor.. Cumhurbaşkanının açıkladığı reform paketi hazırlandı. Çok kısa bir süre içinde paylaşılacak.. Ancak duyduğum, okuduğum kadarıyla basına sızan bazı değişiklikler, kadına yönelik şiddette çok büyük cezalar getiriyor.. Kapsamı daha geniş tutuluyor. En yakın zamanda bu reform paketinin yürürlüğe girmesini görürüz diye umut ediyorum..

Gelelim asıl mevzuya..
Çok ses getiren ve bence kadın cinayetlerinin her kesimden insanla, sivil toplum örgütleriyle, devletiyle, hükumetiyle, sanatçısı, yazarı, sıradan vatandaşı, kadını ve erkeğiyle yüksek sesle konuşulduğu ilk olaydı..
Lise öğrencisi Münevver Karabulut'un 3 Mart 2009 tarihinde Cem Garipoğlu tarafından öldürülmesi, zamanında ülkede gerçekten infial yaratmıştı. Cinayetten 197 gün sonra kendi isteğiyle teslim olan Garipoğlu'nun ise 2014'te intihar ettiği açıklandı. Ancak geride bazı şüpheler var gibi..
İşte bugün Cem Garipoğlu'nun aslında intihar etmeyip dünyanın herhangi bir yerinde hayatına devam ettiğine dair bulguları tek tek paylaşmak istiyorum. .
1-) Münevver Karabulut'un ailesi Cem'in cesedini görmek istiyoruz dedikten sonra ertesi gün aniden fikrini değiştirerek 'tamam gördük ikna olduk' dedi.

2-) Yine aynı ay, Münevverin erkek kardeşi orta halli bir ailenin oğlu olmasına rağmen, New York'a yerleşip orada lüks partilerden video atmaya başladı. Bir süre sonra da Facebook hesabını silip kayboldu.

3-) Cem'in 'ölmeden önce' 3 yıl boyunca hücresine devamlı Çince ve İspanyolca kitapları gönderilmesi de şüphe kaynaklarımız arasında.

4-) Cem Garipoğlu kırmızı bültenle Dünya'nın her yerinde aranırken 10 ay kimse yakalayamadı, en sonunda kendisi teslim oldu. Ataköy'de, kaybolurken kanıt mı bırakacak? O da ayrı bir konu.

5-) Sorulması gereken soru cezaevinde kimin öldürülüp onun yerine geçirildiği. Olay yeri tutanak fotoğraflarında ölen insanın yüzü görünmesin diye poşet geçirmişler. Bir insan kendini asarken kafasına neden poşet geçirir? Bu bile bir kanıttır aslında.

6-) Cem Garipoğlu Türkiye'de bile binlerce kopyaya sahip bir dış görünüşe sahip.

7-) Olay sırasında 16 yaşında olduğu ve daha boy uzaması bile tamamlanmamış olduğunu düşünürsek, şu an 28 yaşındaki haliyle Dünya'nın başka bir yerinde görülse bile kimse tarafından tanınmaması gayet mümkün.

8-) Münevver'in ailesinin 'evet cesedi gördük, inanıyoruz' açıklaması Google kayıtlarından silinmiş. Geriye sadece Münevver'in avukatının açıklaması kalmış.

9-) Linki açmaya üşenenler için, avukat kısaca 'intihar sonrası görüntü kayıtlarının peşini bırakın, bize de verilmedi, kimseye de verilmez. Cem Garipoğlu öldü, buna inanın' demiş.

10-) Açıklama da bu şekilde yapılıyor: 'Cem Garipoğlu'nun öldüğüne dair görüntü ve kayıtların tarafımıza verilmesini talep ettik. Fakat bu talebimizin kabul görmesi pek olağan görülmüyor.'

11-) Avukatın açıklamasının devamı: 'Sosyal medya ve kitle iletişim araçlarında Cem Garipoğlu'nun ölmediğine dair ortaya atılan senaryoların vuku bulmasını hayatın olağan akışına uygun bulmuyorum.'

12-) Ailenin oğlunun ABD'ye okumaya gittiğini avukat doğrulamış.

Bu şüphelerle ilgili sosyal medyada özellikle Ekşi ve Uludağ sözlükte pek çok yorum yapılmış kullanıcılar tarafından.
İşte onlardan bir kaçı;




Tüm bu bulgular, şüpheler ve söylenenlerden sonra şahsım adına olabilir şüphem daha ağır basıyor. Zira Aleyna Çakır'ın intihar adı altındaki bence cinayetinin baş zanlısı Ümit Can Uygun halen bu suçtan ötürü tutuklanmadı. Hatta medya da yer alana kadar doğru düzgün ifadesi bile alınmamış.. Ne yazık ki artık adalete güvem yok. İnancım yok.. En kötüsü de bu toplum için.

Güldünya Tören: Ferit Tören cezaevinde kalp krizi geçirdi ve öldü
Özgecan Aslan: Katili Ahmet Suphi Altındöken cezaevinde vurularak öldürüldü.
Sinem Yurdanur: Katili Emrah K. İntihar etti.
Münevver Karabulut: Katili Cem Garipoğlu ????
Sevgiyle..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
13Cevap
Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut da, yıllardır, Cem Garipoğlu'nun intihar etmediği iddiasını sürdürüyor. Raporlara rağmen iddiasının arkasında duran baba Karabulut, şüphelerinin ancak Garipoğlu'nun mezarının açılmasıyla giderileceğini söylüyor.
BABA: MEZARIN AÇILMASINI İSTİYORUZ
Kanal D’nin, hafta içi her gün canlı yayınla ekrana gelen, sunuculuğunu Hakan Ural ile Nur Tuğba Namlı’nın yaptığı “Neler Oluyor Hayatta” programına; Cem Garipoğlu tarafından katledilen Münevver Karabulut’un babası Süreyya Karabulut bağlanarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Gerçekten artık ne yürek ne psikoloji dayanmıyor bu haberlere ve hiç birşey de önüne geçemiyor kadın cinayetlerinin. Bildiğim birşey varki erkek ya da kız farketmez evlatlarımızı doğru yetiştirmek çok önemli. Dünyanın en mükemmel çocuğu, herşeyin en iyisine layık olanı, herşeyi yapmayı hak edeni, prenses, prens gibi yetiştirmemeliyiz. Kimsenin canına , hayatına, özgürlüğüne müdahale etmeden , yaşamın olumlu ve olumsuz yanlarını öğrenerek yaşamayı bilmeliler. Kısacası hayata hazırlamak çok önemli.
Anne olmadan önce ölümü düşündüğümde hayatın bir döngüsü olarak görüyordum. Ama anne olduktan sonra onun büyüdüğünü, mutluluğunu , hüznünü göremeyecek olma düşüncesi bile mahvediyor beni. Kadın cinayetine kurban gitmiş anneler evletlarına , genç kızlarımız hayata doyamadan uçup gidiyorlar. Allahım hepsine rahmet eylesin...
Ne yasalar, ne medya baskısı, ne insanların haykırışı, isyanı.. yazın boyle baslıyor ama yasalar konusunda hemfikir degiliz netekim zaten yasalar degil ceza evindeki sürecde öldürüluyor katiller.
bence cemde öldü..
sayet ölmediyse bu adamı kacırabilen kisiler istihbarat personeli olmalılar
yazina tabiiki gene bayıldık cunku hersekilde suphelerde ozetlerde cok net ve anlasilabilir sekilde cikmis zihnimden sagolun fm :)
😊🙋💜
Ama gayet net bir şekilde şunu söylüyor Garipoğlu ailesi münevver Karabulut’un ailesine büyük paralar verdi oğlunu da hapisten kaçırdı ailede verilen para karşılığında susmayı tercih etti.
Adli konulara az çok ilgisi olan birisi olarak ben zaten olayın başlangıç aşamasında cem Garipoğlu intihara denildiği gün bu tahminde bulunmuştum muhtemelen cezaevinden kaçırıldı ailesine bir sus payı verip işin üstü örtülecek demiştim aynen de tahmin ettiğim şeyler oldu
Hukukun işlemediği, yeni hukukçuların da eski sistemi değiştirmeye niyetli olmadığı, siyasetin hukuka etkisinin büyük olduğu, adaletin sadece vicdanlarda arandığı bir ülkede yaşıyoruz. Kanun koruculara bunun hesabını sormayan da yine aynı ülkenin kadınları, erkekleri... öyle başa böyle tarak.
Erkeklerin dünyasına hoş geldiniz. Şu hikayeyi bilir misin?
http://www.hikayelerimiz.com/adaletinle-bin-yasa-kadi-efendi-bir-adalet-oykusu/
Bu bence yurt dışına kaçırıldı o dönem intihar etti diye üstünü kapattılar. Munneverin babası üç kuruş ile susmustu zaten olan bu kızcagiza oldu hey günler hey
Aile ve avukat dahil kimsenin bu konunun üzerine gitmemesi olayın gerçekliğini kabul etmemi sağlıyor.
Bunun intihar ettiğine hiç inanmayanlardanım, bunu burada gündem yapmak cesaretli bir iş.
Bir haltlar karistirildigi asikar zaten. Olan o kiza oldu😕🥺
Ülkede adalete güven kalmamasının en temel sebebi, yazık.
Eline koluna sağlık. Bunlar görünen pislikler. Daha neler neler vardır. Çok üzücü bir durum. Kadınlara yönelik daha koruyucu tedbirler getirilmeli.
Derin Devlet hep kendi adamlarını böyle korudu. 90'lı yıllarda o kadar insan öldüren devlet görevlilerinin hiç biri tutuklanmadı.
Adalet guclunun dedigi seydir.
imkani olanlar her seyi yapar
Emeğine sağlık funda👏👏