Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Telkin öyle kuvvetli bir şeydir ki onunla istediğiniz her şeyi insanlara yaptırabilir, empoze edebilirsiniz. Sizin düşüncelerinizi kendi düşünceleriymiş gibi algılar ve gerçekleştirir. Çünkü onun bilinçaltına girersiniz. Oysa bilinçaltı sorgulamaz, sadece kendine denileni yapar. Okuduğum bir bilinçaltı kitabında bununla ilgili çok güzel bir örnek anlatılıyor.

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Kendinizi sallanan bir gemide hayal edin. Kenarda da ilk kez gemiye binmiş ve korkudan çömmüş, titreyen bir adam. Eğer siz ona gidip “Aa senin neyin var? Betin benzin atmış sararmışsın. Deniz mi tutuyor?” derseniz, muhtemelen aynaya gidip yüzüne baktığında cildinin beyazladığını görecektir. Çünkü bilinçaltına “gemi sallanıyorsa deniz tutar” algısını aşılar ve gemi sallandıkça kendisini denizin tuttuğunu sanar. Oysa aynı tepkiyi kaptana verseniz kaptan oralı bile olmayacaktır. Çünkü onun bilinçaltına sizden daha önce kodlanmış bir şey vardır. “Ben kaptanım, bu sallantılara bağışıklığım var. Daha önce bu yüzden hiç rengim solmadı, şu anda da deniz tutmuş olamaz.”

İlk örnekteki gibi verdiğiniz telkinin bilinçaltına işlenmesi için bu kimselerin telkine hazır, o konuda bilinçsiz ve özellikle de korkusu olan insanlar olması gerekir. Tarihte bunun en bilinen örneklerinden birisi de, Hasan Sabbah’dır.

Haşhaşiler diye bilinen bir tarikatin oluşum süreci: Telkin!

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Haşhaşiler deyince akla hiç şüphesiz ilk olarak Cennet Vadi gelir. Hasan Sabbah topladığı insanları haşhaş verip bayıltır, cennet gibi hazırladıkları bir yere götürürdü. İçinde türlü türlü çiçekler, birbirinden güzel kokuların ve suların berrak olduğu bir yer. Kim görse cennet der. Baygın halde oraya gidip gözlerini orada açan insanlarsa kendilerini ölmüş ve cennete gitmiş sanarlardı.

Sonra tekrar haşhaş ile bayıltılırlardı ve bu sefer uyandıklarında kendilerini bir odada bulurlardı. Ve Hasan Sabbah onlara derdi ki: “Eğer bana itaat ederseniz, o cennete gidebilirsiniz.” ve o saatten sonra herkes sorgusuz sualsiz ona inanırdı.

Tehlikenin farkında mısınız?

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Böyle bir toplulukla neler yapılabileceğini bir düşünün. Her şey! Aklınıza gelebilecek her şeyi yaptırabilirsiniz. Beyin yıkamanın tarihine bakıldığında hep bir savaş görürsünüz aslında. 1950’li yıllarda Kore Savaşı zamanında esir alınan Amerikalılar ilginç bir şekilde bir anda Komünizm yanlısı oluyorlar. İşte ilk olarak o zaman Edward Hunter tarafından beyin yıkama tanımı kullanılıyor ve günümüze kadar da böyle geliyor.

Günümüzdeyse bunun en temel örnekleri: Medya, din ve yine markalar!

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Bu daha çok “zorlama olmadan inandırmak” olarak tanımlanabilecek bir teknik. Geçen gün de bahsetmiştim, kusursuz oyuncular, kusursuz efekt ve müziklerle beyinlerimiz yıkanıyor. Bir şey olduğundan daha iyi olarak gösterilip sürekli telkin ediliyor. Bilinçaltına bu şekilde aktarılıp insanları etkiliyorlar, beyinlerini yıkıyorlar.

Zorlama asla yok, kasıtlı olarak kendi lehlerine çekmek adına seçilmiş yemleri önünüze atarak algınıza oynuyorlar. Pazarlama stratejilerinin en başında gelen bu teknikle insanlar kazanmaya, kazandıkça da beyin yıkamaya devam ediyorlar. Yani aslında bu döngü asla bitmeyecek.

25. kare muhabbetini bilirsiniz, o da en bilinen telkin yöntemlerinden biri!

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Bize aşılamak istedikleri bir ideoloji, telkin varsa koyuyorlar 25. kareye, göz görmüyor ama beyin onu bir şekilde işliyor bilinçaltına. Propagandalar da beyin yıkama sayılabilir ama en çok yapılan özellikle kimyasal yöntemler.

Çok eski deneylerde kullanılan bir madde: LSD

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Deneylerde görüyorlar ki, bu maddenin verildiği insanlar inanılmaz psikolojik değişimler, deformasyonlar yaşıyorlar. Aşırı enerjik biri oluyorlar, sabit fikirli ve sanki düşünmekten uzakmışçasına o fikir için her şeyi körü körüne yapıyorlar. Daha sonraysa halisünasyonlar görüp akıllarını yitiriyorlar.

Hatta Hitler dönemine gelecek olursak Hitler askerlerine Amphetamine isimli uyarıcı bir madde verirdi ki, sürekli uyanık, saldırgan olsunlar diye. CIA’in deneyleri de buna örnek olarak verilebilir. İnsan beyni yıkama adına denenen maddelerin denekler üzerinde intihar, denge kayıpları ve ölüm gibi etkiler doğurması bu deneylerin korkunçluğunu gözler önüne seriyor.

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

1950-70li yıllar arasında MK ULTRA isimli bir proje yürütüyo CIA. Hatta bu proje kapsamında projede görevli olan biyolojik silah uzmanı Frank Olson’un içkisine 28 Kasım 1953’te haberi olmadan LSD katılıyor ve bundan dolayı Manhattan’da bir daireden kendisini aşağı atıyor. Tabii cinayet mi, intihar mı hala meçhul. Hatta ailesi de CIA’in böyle deneyler yaptığını ve Frank’in ölümüne CIA’in sebep olduğunu 22 yıl sonra öğreniyor.

19. yy’da Çin’in göbeğinde sahte bir peygamber çıkıyor piyasaya!

Hong Xiuquan
Hong Xiuquan

Beyin yıkama ve telkin yukarıda anlattıklarımla da sınırlı değil. Belki de en şaşırtacak olanını anlatacağım şimdi. Köylü bir adam çıkıyor ortaya ve “Ben Tanrı’nın oğlu ve dolayısıyla da İsa’nın kardeşiyim!” diyor. Hristiyanlığın öğretilerinden esinlenerek yeni bir din kuruyor ve Tanrı’ya Tapanlar Birliği’ni oluşturuyor.

Başta sadece köylüleri etkileyip, eşit toprak vaadiyle kendine bağlarken; bu birkaç bin kişilik küçük topluluk zamanla 1 milyon kişi haline geliyor. Yapılan propaganda ve telkinlerle beyni yıkanan topluluk ayaklanmalar başlatıyor ve bu ayaklanmalarla tam 20 milyon insan katlediliyor. Düşünebiliyor musunuz? Tam 20 milyon masum insan!

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!

Bütün bu olanlardan sonra Hong Xiuquan artık yenileceğinden emin oluyor ve intihar ederek hayatına son veriyor.

Bu kan donduran örneklerle belki yakın tarihte karşılaşırız ya da karşılaşmayız bilinmez ama, günümüzde hala pazarlama stratejisi olarak kullanılabiliyor oluşu ve hazır paket gıdalara karıştırılan kimyasal maddelerle ve yapılan reklamlarla insanlar üzerinde kurulan bu hakimiyet gözümü korkutmuyor değil..

Peki sizce yakın gelecekte beyin yıkama yoluyla yeni topluluklar oluşturulabilir mi yoksa artık insanları kandırmak bu kadar kolay değil mi?

Yıkanmış Beyinlerin Öyküsü: Telkin Yoluyla Köleleştirme!
Cevapla