Edward Martin..
1999 yılından başlayarak 2007 yılına kadar toplamda tam 111.060 tane 4 yapraklı yonca toplayarak Guinness Rekorlar Kitabı’na adını yazdırdı.
Sizin de hiç, size uğur getirdiğine inandığınız bir eşyanız oldu mu?

Uğurlu kalemim olmadan sınavı geçemem, kırmızı bilekliğim yoksa her işim ters gider, eğer totemimi yapmazsam bu işten zararlı çıkarım... Eğer bu tür batıl inançlarınız varsa endişelenmeyin, yalnız değilsiniz. Çünkü bunu yapan bir çok insan var.
Şimdi size bir arkadaşımdan bahsedeceğim..

Arkadaşımın annesinin kendine aldığı bir kolyesi vardı, uğurlu kolyesi. Senelerdir boynundan çıkarmaz ve o olduğu müddetçe her işinin iyiye gideceğine sonuna kadar inanırdı. Oysa o seneler içinde başına gelen türlü türlü tuhaflıklar ve talihsizliklerin hepsinde o kolye boynundaydı. Ama bu önemli değildi çünkü bu, kolyenin uğurlu olduğu gerçeğini değiştirmiyordu ona göre.
Bundan birkaç sene önce üniversite sınavı günü kolyesi sınav sabahı kırıldı. Hissettiklerini anlatmamı ister misiniz? Beni arayıp ağlıyordu, “Mahvoldum, bu sınavı geçemeyeceğim. Bu kötü bir işaret”. Üstelik buna o kadar inanıyordu ki, “Saçmalama, bu sadece bir kolye. Başarınla ilişkilendirme” sözlerimin hiçbiri ona etki etmiyordu. Sınava girdi, sonuçlar açıklandı ve tahmin ettiğiniz gibi sınavı berbat geçmişti. Öğrencilik hayatında aldığı en düşük notu almıştı. Fakat bunun sebebi kolyenin olmaması değil, kolyeye yüklediği anlamdı.
Kolye olmadan başarısız olacağına bu kadar inanmasaydı, o gün yüzünü güldürecek bir sınav sonucuyla karşılaşabilirdi..
Aslında şu an bahsedeceğim şey tam da bu! Konumuz: İlişkilendirme yanılgısı

Bir parfümüm vardı küçükken, çok severdim ve hemen bitmesin diye sadece en özel günlerde sıkardım. Sevdiklerimle olacaksam, mutlu geçireceğim ve önemsediğim bir yere gideceksem falan. Bir zaman sonra baktım ki, o parfümü ne zaman sıksam mutlu oluyorum. Aslında yanılgıya düşmüştüm. Parfümü mutlulukla ilişkilendirmiştim ve bu sadece mutlu olduğum günlerde o parfümü kullanmayı tercih etmemle alakalı bir tesadüften ibaretti. Ki hala, ne zaman o kokuya benzer bir koku duysam içimde o mutluluğu hissederim.
Eğer hayatınızda ilk kez yediğiniz bir şeyden zehirlenirseniz, bundan sonra o gıdayı asla tüketmezsiniz. Hayatta kalabilmek için bunu içgüdüsel olarak ve gayri ihtiyari yapıyoruz. Çünkü bilgiler beyne bu şekilde işlenir. Bir bilginin kodlanma prensibi budur. Ancak bazen yanlış kodlamalar da olabiliyor.
Bilgilerin beyne işleyişini ilk inceleyen kişi: Pavlov

Rus bilim adamı aslında köpeklerle üzerinde bir araştırma yapıyordu. Araştırmada köpeklere her yemek verilmeden önce bir zil çalınıyor, yemek veriliyor, yemekleri gören köpeklerin salyaları akmaya başlıyor ve onları yiyordu. Bir zaman sonra zil çalar çalmaz köpeklerin salyaları akmaya başlamıştı. Köpekler birbiriyle hiç alakası olmayan iki şeyi ilişkilendirmişti: Zili ve yemeği.
İşte bu, İlişkilendirme yanılgısı’nın fark edildiği ilk andı.
İlişkilendirme yanılgısı “Koşullanma” sonucu oluşur. Bu kimi zaman tekrar gerektirir, kimi zamansa aniden gelişir.

Tekrarla ilgili örnekleri yukarıda anlatmıştık zaten, kısaca özetlemem gerekirse tesadüfler silsilesiyle bir şeye olmayan bir anlam yüklemek diyebiliriz.
Aniden gelişmesine örnek olaraksa trafik kazasını verebiliriz. Bir kere trafik kazası geçiren insanlar tekrar arabaya binmekten korkarlar. Çünkü kaza ile arabayı ilişkilendirmişlerdir ve arabaya her bindiklerinde araba yüzünden kaza geçirecekleri hissine kapılırlar.
Eğer insanlarla aranızda sebepsiz soğukluklar oluşuyorsa, bu kısım ilginizi çekebilir.

Sürekli olumsuz davranan bir insanı düşünün. Sizi her gördüğünde ya bir şeylerden şikayetleniyor ya da kötü bir haber veriyor. Bir zaman sonra onu görmek istemezsiniz. Çünkü beyniniz kötü haber ile onun yüzünü ilişkilendirmiştir ve içsel olarak onu gördüğünüzde kötü hissedeceğinizi düşünür ve bundan kaçarsınız.
Eğer bunu yapan kişi sizseniz; insanları kendinizden soğutmamak için bu haberleri yüz yüze vermek yerine, mesaj yoluyla iletmeyi seçebilirsiniz. Böylelikle mesajlarınızı almak onu huzursuz etse de, sizi gördüklerindeki hisleri olumsuz olmayacaktır.
Bu durumdan en çok yararlananlarsa: Markalar

Markalar bu yanılgıyı öyle bir uygularlar ki, ürün ile iyi sonucu bağdaştırmanız için her türlü sebebi oluştururlar. O renk efektleri, müzikler vs. Hiçbir krem reklamında kötü ciltli bir kadın gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü bu markanın stratejisine uymaz.
Reklamda gördüğünüz cildi güzel kadın o ürünü kullandığı için güzel değil, zaten güzel olduğu için o reklama seçildi. Kola reklamlarında sıkıcı bir ortamla karşılaşamazsınız. Herkes mutludur ve gayet eğleniyordur. Kola içtiğünizde mutlu olacağınıza inanabilirsiniz.
İşte bunların hepsi birer “Yanılgı”dan ibarettir. Umarım hissettiğiniz bütün yanılgılar, anne kokusu tadında olur. :)
Peki sizin ilişkilendirme yanılgısına düştüğünüz durumlar oldu mu?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar