
Çıplak ayakla çimlerin üzerinde yürümeyeli ne kadar oldu? Ben çok özledim mesela.
Günümüz büyük şehirlerinde "şehirliyiz, moderniz, her türlü imkan ayaklarımızın altında" diye hava atarken ayaklarımızın altında olması gereken en önemli şeyin yemyeşil, capcanlı çimler olması gerektiğini unutup cahilce bir kibir içine giriyoruz.
Yapabilmenin artık bir lüks sayıldığı "insan hakkı"dır çimlere basmak. Artık çimlere basmamamız gerektiğini tabelalarla kafamıza kakan site bahçelerinden, belediye parklarından geçip yapay plastik çimlerle kandırılan AVM köşelerinde yürüyüp az kalan doğal çimlik arazilerde de ayağımıza çam kırığı, pislik, taş vs. gelmesi korkusuyla iyice uzaklaştığımız doğanın son çığlığında sürekli daha betonsal, daha az yeşil bir şehirleşme yarışındayız. Ne kadar uzun ve süslü binalar yaparsak, o kadar moderniz. O binayı paraken o binada yaşayacak/çalışacak insan sayısı kadar araç park yeri de yapıyor muyuz? O binanın işgal ettiği alan kadar bir yeşil bölgeyi başka bölgelerde kompanse ediyor muyuz? HAYIR!
Öyle acınacak hale gelmişiz ki ilginç terlik tasarımı olarak artık tabanı çim şeklinde ürünler bile satmaya başlamışlar.
Geçen gün yeni yapılacak bir AVM'nin önünden geçerken reklam panolarına baktım da; adamların AVM adına övebildiği tek şey, ellerinde markalı poşetlerde gereksizce harcadığı paraların karşılığı ürünler olan süslü bay/bayanlar yorgun ama yüzünde salakça bir gülümsemeyle yürüyorlar.
Mandıra Filozofu filmindeki "aydınlanmış" adama imrenmeden edemiyorum.

Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Üniversite Tercih
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar