Psikolojiye derin bir ilgi duyarım. Bana tamamiyle "deliliği", hastalığı anlatan bir kitaptı. Deliler dünyasını tüm çıplaklığıyla önüme sermişti. Deborah adında on altı yaşındaki bir kızın hayal ile gerçek arasındaki kalışı, kurtulma çabası, onun yarattığı gerçeklikten uzak dünya.. Herşeyiyle bana "gerçek" gelen bir kitaptı.
Şüphesiz ki delilerde birbirlerini etkiliyor.
Deborahın gözlemleriyle o hastaların yaşadıkları anlatılıyordu. Mesela koridorda gülerek işeyen birine, kriz geçirenlere rastlayabilirdiniz. Ya da dışarı çıkıp hayata tutunmaya çalışırken yapamayıp geri dönenleri görebilirdiniz ki bu bence en kötüsü.. İnsanın iyileşme umutlarını kırıyor.
Deborah kendi yarattığı dünyanın gerçekliğine inanıyordu. Ona göre Yr krallığı diye bir yer gerçekten vardı. Hatta yrce diye bir dilleri de vardı. Bu krallığın ortaya çıkışı küçükken bulunduğu bir kampta olmuştu.
Sen onlardan değilsin, bizdensin diyen bir ses duymasıyla başlamıştı her şey.
Sonlara doğru Deborah iyleşmeye başladı, çabaladı. Tabi bu iyileşme süreci hiç kolay olmadı. Dediğim gibi delilerde birbirlerini etkiliyorlar.
Ama yine de onun zekası ve azmi beni çok duygulandırmıştı. Etkilendiğim, severek okuduğum kitaplardandır.
Gül bahçesi deyince aklıma bu geldi :) Bir bahçe düşünün sahibi tarafından çok iyi saklanmış. Kimsenin varlığından bile haberi olmadığı gizli bir bahçe.. Kimse görmesin, bilmesin, zarar vermesin diye yüksek duvarlarla çevrilmiş kimse açamasın diye kapısına kocaman bir kilit asılmış.. Göz görmemiş, ayak basılmamış bir yer.. Bir gün sahibinin bile unuttuğu bir zamanda bir bahçıvan çıka gelmiş. Biraz müzik iniltisi, bir kaç sihirli söz kapılar ardına kadar açılıvermiş.. Bahçe sahibi şaşmış bu işe ama, ilk keşfeden ve kapıyı aralayan ilk insan olduğu için almış onu içeri… Bahçıvan kısa sürede bahçeyi çok güzel bir hale getirmiş.. Güllere hayranmış her yere güller ve karanfiller dikmiş… Bu bahçeye en çok karanfiller yakışmış. Bahçıvan bu bahçeye giren ilk kişi olmaktan o kadar mutluymuş ki ömrünün sonuna kadar bu bahçede ve sahibiyle birlikte yaşamak istediğini söylüyormuş..
Ama bir gün bahçıvan çıkmak istemiş bu bahçeden. Belki de gitmek zorunda kalmış.. O anda bir fırtına kopmuş bahçede taş taş üzerinde kalmamış. Sanki bahçenin kıyameti kopmuş ve gitmiş bahçıvan aniden hayatlarına girdiği gibi ansızın gidivermiş.. Fırtınadan geriye bahçe sahibinin her baktığında içini kanatan boynu bükük karanfiller ve dikenli gül dalları kalmış bahçede.. Sahibi de bir daha eskisi gibi olmamış. Sahibi hep kendini suçlamış bahçesini daha iyi koruyamadığı için.. Ama olan olmuş artık. Şimdi bir bahçe düşünün gizli bir bahçe keşfedilmiş, feth edilmiş ve fatihi tarafından yakılmış, yıkılmış, viran edilmiş.. Şimdi de bu bahçenin bir insan yüreği olduğunu düşünün…
Ben de hala bu kitabı okumayanlara hayret ediyorum. Kızlar yapmayın lütfen okuyun çok okuyun!!! 20 yaşlarındasınız bir çoğunuz çok yoğun bir hayatınız olduğunu düşünmüyorum o yaşlarda. Çok eski bir kitaptır ve neredeyse klasikleşmiştir. Kendinizi bazen delilere ya da bazen delileri kendinize benzetebilirsiniz okudukça. Çoğu yorumlar bu şekildedir. Tecrit odasındaki anlar zihnindeki o konuşmalar sonra o sesleri yavaş yavaş susturması adım adım ve zorlu bir serüven...
kaynvalidem vermisti bu kitabı cok güzel oku diye o kadar akıcı sıfatlarıyla betimlemeriyle o kdar güzel canlanıyo ki gözünün önünde. iki günde bitiricektim tam kitabın son 3 sayfası yırtıkms 2 hafta da onu aradm :)
Çok beğenmiştim bittiğinde boyle bir ağladım falan, azcik da mutluluktan. Bir de gerçek hikaye olması. Babamın kitaplığında dururdu çocukken hep okumak isterdim babam agir gelir derdi. Geçenlerde buldum tekrar, iyi ki de okumuşum.
Veronika ölmek istiyor Piedra ırmağının kıyısında oturdum ve ağladım Bir psikiyatristin gizli defteri Tanrının unutulmuş çocukları Ve dağlar yankılandı kitaplarını öneririm :)
Spoiler verme :D Benim de okurken keyif aldığım kitaplardan biri idi. Bu arada küçük bir anektot belirtmeden geçemeyeceğim; ben bu kitabı okuduğum zaman sen daha doğmamıştın :D
En İyi Cevaplar