
Amerika'da kurnazın biri, beş para etmez, kayalıklarla dolu ve derelerin bol olduğu bir arazi alır.

kasabanın barına kapısının önüne gider, tipne ayar verir ve bağırarak koşar: "yaşşasığıın, yaşşasııığın altıng bulduğm!.. bulduğm üleğng bulduuğm, içkiler benden" deyyu, ahalinin gözünü parlatır.
"Hadi len ordan, buralağda altınmı galıığ bizim dedeleğ yedi bitirdi onları, ağzını gığğdıklarım, bize heç bişem bırakmadılağ" deyince masaya bir on gıramlık işlenmemiş altını koyar.
"Ahan da işte ya laağ!.. ben bu gaden altını çıkaramam, millette nasiplensing oğlum" diye, milletin dibini düşürtür. Başlar işe. inanmayanlara "yarın gel, körsetim sana emmr dahan da fiyatı koyarım habering ola!" Adamlarla ertesi gün bulışacakları yer önceden giden adam, tüfeğine taktığı altın tozlu fişeği derenin taşlarına ateşler. böylece fısıltı gazetesiyle, vadiyi kısım kısım satar, ayrıca altın arama malzemelerinin satış hakkınıda, bir tek kendisi alır.
voleyi çakar anlayacağınız.
Bunu bir dizide gördüm ama daha 1979'lu yıllarda, hakkatten altın olan, Brezilya'da
Serra Pelada denen dağda böyle bir gerçek başlar.
İnsan hırslarının kölesidir ama bu hırsa, hayaller ve para kazanma hayalleride karışınca, genellikle kendinden başka herkesi zengin eder, tıpkı kumarda en değerlilerini kaybedenler gibi, tıpkı çocuklarının geleceği için çalıştıklarını söyleyenlerin, ilgisizlikle, çocuklarının geleceklerini mahfetmeleri gibi.

Serra Pelada, Brezilya’nın güneyinde Amazon nehrinin ağzına yakın bir dağ. Portekizcedeki anlamı Kel Dağ.

1979 yılında dağda tesadüfen(?) altın bulunur, öyle ki, Dağda bulunan en büyük doğal altın külçesi 6,8 kg olarak kayda geçmiş. İlk altın bulunduktan sonra, bunu duyan, hırslarının kölesi olan insanlar: "amaniiiğn altın leğn" diye koşarak, altına hücumu başlatırlar.
Madenciler gelir bakar ki, toprak sahipli ama hırs varsa, perdede vardır fersiz gözde. pislik çıkarıp toprak sahiplerine çatışmalar başlatırlar. Brezilya Silahlı Kuvvetleri' nin atadığı bölüğün başındaki iri yarı gür sesli komutan:
Lan oğlum adam olun laaağn, sümsüğü kodungmu, pekmezünüzü akıtırım, alırm dağı elinizden, nah bulursunuz, altın maltın, dediğimi yapın işinize bakın" diyerek, madenin yönetimine el koyar.

Birbirlerini öldürmeden çalışacakları bir düzeni sağlar. Örneğin maden bölgesinde kadınların girişi ve bölgede alkol kullanımı yasaklar.
Altın arayanlara, kişi başı 2 metrekarelik alanları pay etmiş. Madenciler kendi alanlarını derinlemesine kazar, eğer komşusu da aynı hızda kazmazsa, çukur büyür ve toprak kazan işçilerin üzerine çökermiş.
toprağı 30-60 kg lık çuvallara doldurur, o çuvalı, günde 50-60 defa madenin tepesindeki, eleme noktasına taşırlarmış.

Her bir çuvalın taşınması içinde, 20 cent gibi, adama güleceği yeri şaşırtacak bir ücret alıyorlarmış.
Eğer kendi kazdıkları ve taşıdıkları bölümlerden altın çıkarsa onu da paylaşıyorlarmış, böylece "ah ülen!.. ağzını gırdığımın atınını bir bulem, alacem buraların, hepsini" diye içlenerek, yedi yıl çürümüşler.
Öyleki 1980-1986 arasında aktif olan Serra Pelada madeninde en yoğun olduğu dönemde en fazla 100 bin, ortalama olarak aynı anda 50 bin kişi çalışımış.
Altın çıkarılırken cıva kullanıldığı için madenlerde çalışan birçok garibanın beyninde ve merkezi sinir sistemlerinde kalıcı hasarlar oluşmuş.
Hemen her altın bölgesinde olduğu gibi küçük foter şapkalı, uzun favorili ve sakallı bir adam gelir her kel tepeye. Gözüne kestirdiği toprak sahibi, yerel bir kurnazla muhabbeti geliştirir, "seni çoh sevdim Allama, gel senin inen ortah olah, altıng arayanlırı sıfatına bir bah hele insanlıhtan çıkmışlar, üç kuruşa, ağşama gaden, gıçlarını yere deydiremiyolla, bunlara iş işin mal lazım, gel bu mallara mal mal satah" diyerek yüzde 10 ile ortak olmaya ikna eder garibi. Bir kaç soydaşıda gelir bu foterlinin. Mal ve hizmetten, Pele'den daha iyi rovaşeta çakarlar, öyle ki içme suyunun litresi bugünün değeri ile 8 dolara kadar çakarırlar. Neredeyse çocuk yaştaki fahişeler Serra Pelada’nın en yakınındaki kasabaya yerleştirip, ortaklarına yüzde 10 karşılığında pazarlatırlar, çünkü kendileri günah diye bu işe bulaşmazlarmış.
Anlıyacağınız, Altın hayali ile, gönüllü, özgür kölelerden Serra Pelada kadar, para kazanan üç, beş kişi asıl altını bulmuş.
Bu muhteşem resimleri çeken, usta fotoğrafçı,
Sebastio Salgado’nun, gözlemini
paylaşmadan geçimiyceğim.
İnsanlığın tarihi gözlerimin önünden geçti.Piramitlerin inşaası…Babil Kulesi…Hazreti Süleyman’ın madenleri…Tek bir makinenin sesini bile işitemezdiniz. Duyabileceğiniz
tek şey koca bir delikteki 50.000 insanın uğultusuydu.El emeğine karışmış konuşmalar, patırtılar ve insan sesleri….Zamanın başlangıcına dönmüştüm.Neredeyse altının bu adamlara fısıldadığını duyabiliyordum.Tüm bu toprağın taşınması gerekiyordu. Bu adamlar günde 50 veya 60 kez çukura inip çıkıyorlardı. Tüm bu insanlar, müthiş bir kaos içinde beraber son derece organize bir dünya oluşturmuşlar. Hepsinin birer köle olduğunu sanırdınız. fakat içlerinde tek bir köle bile yoktu. Köle oldukları tek şey zengin olma hayaliydi. Herkes zengin olmak istiyordu Her kesimden insan vardı: Entelektüeller, üniversite mezunları…tarım işçileri…şehirden gelenler… Hayatın her alanından insanlar, şanslarını deniyorlardı. Ve seçtikleri o çuvalda koca bir hiç de olabilir ya dabir kilo altın da. Kölesi oldukları işte bu hayaldi."
Etrafınızdaki insanlara bir bakın, birilerinin oluşturduğu sistem sayesinde ne kadarda, özgürler ve ne kadarda, hırslarını köleleriler.
Oturun!.. bir tepeden onlara ve kendi iç dünyanıza bakın bakın ve sorun kendinize, ne kadar özgürsünüz.
Sürçü klavye ettiysem affola.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar