Boşanmak yeni bir başlangıç mı, yoksa son mu?

Evlilik kurumunu sorgulamak günümüzde doğal bir hale geldi. Eskiden kurum sorgulanmazdı pek; dokunulmazlığı vardı. Boşanmak çok kötü bir durum olarak kabul edilebiliyordu. Kişi kurum içerisinde mutlu değilse bunu dile getirme özgürlüğünü kazandı artık. Boşanmada genel neden geçimsizlik olabiliyor. Bir üçüncü kişinin çiftin ilişkisine dahil olması da sık rastlanan boşanma nedenlerinn biri. Çiftlerden biri kurumun içerisinde mutlu ve memnun olmadığını da dile getirebiliyor; kendini daha geliştirmişse ve eşi ona yeterli gelmiyorsa, bu da bir boşanma nedeni olabiliyor. Uzun zamandır bazı şeylerden yoksun olarak evlilik hayatını sürdüren biri için de boşanmak doğru bir seçim olarak görülebiliyor.


Boşanmak yeni bir başlangıç mı, yoksa son mu?


Boşanmak bir travma; insanları gerçekten kötü etkiliyor. Çünkü evlilik, içine çok fazla umut konan bir başlangıç; hayat boyu süreceğine dair bir umut var. Gerçi şimdiki nesil daha kısa süreli birlikteliklere de normal bakıyor. Her şeye rağmen, zaman ne kadar değişse de, genel olarak evliliğe alışıldık o eski idealle, ömür boyu birlikte olmak amacıyla başlandığı için evlilik devam etmediğinde kişilerde öncelikli olarak başarısızlık duygusu yaşanıyor.Sorun kimde olursa olsun, her iki taraf da özgüveni çokça örseleyen bu başarısızlık duygusunu yaşıyor. Boşanmak isteyen taraf belki biraz daha yaşıyor bu duyguyu; boşanmak istemeyen taraf da “istenmemiş olma” duygusunu ağır bir şekilde yaşıyor. Derin bir reddedilmişlik ve istenmemişlik yaşayan bu tarafın da özgüveni oldukça zedeleniyor. Ancak her iki taraf da beraber, diyalog içerisinde boşanmaya karar verirse boşanma travması bir nebze hafifliyor. Yine de boşanmaya karşılıklı diyalogla karar verebilen çiftlerin sayısı çok az. Bu kadar iyi diyalog kuran çiftler zaten niye boşansın ki?


Kadınlar bilinçlenme sürecinde daha önde ülkemizde. Okur kitle genelde kadınlardan oluşuyor; kişisel gelişim kitapları ve çalışmaları daha çok kadınlar tarafından rağbet görüyor. Dolayısıyla kadınlar gelişmeye başladıkça ne isteyip istemediğinin ayrımına daha fazla varabiliyor. Ekonomik güce daha fazla sahip olmaya başladıkça, daha çok eğitim gördükçe ve özellikle bilinçlendikçe, kötü muameleye karşı koymayı öğreniyor. Bunu yapabildikçe de boşanmayla sonuçlanması muhtemel ilişki, toplum tarafından kadının “istemediği ilişki” olarak algılanıyor.

Erkeler kadınlarla aynı hızda kendini geliştirmiyor. Buna da çok ihtiyaç duymuyorlar açıkçası. Çünkü toplum tarafından zaten korunuyorlar; erkek böyle bir kaygı taşımıyor. Toplumumuzda “kocam olsun, duvarda sinek olsun” bile denir. Buradan da anlaşılacağı gibi “erkek” olmak “koca” olmaya yeterli olarak algılanıyor toplumda. Kendi geliştiren kadın, kendini geliştirmeyen erkekten ayrılmak istediğinde erkeğin egosu çokça yaralanıyor. Kadın cinayetlerinin artmasının bir nedeni de kadınların artık istemedikleri ilişkiye teslim olmamaları…

Eskiden neden ne olursa olsun, boşanmanın çocukları çok kötü etkilediği düşünülürdü. Oysaki çift arasındaki şiddetli geçimsizlik de çocuklar için çok kötü bir örnek. Her ne kadar çocuklar sistemi korumayı sevseler de kötü giden bir sistemin, sürekli kavga eden bir çiftin ilişkisinin değişmesini, yaşadıktan sonra daha iyi anlayabilirler. Bununla birlikte yaşları çok küçük olan çocuklar sistemin, ne olursa olsun sabit kalmasını ister.

Ebeveynin çocuğu için boşanmadığını söylemesi sadece bir bahane… Üstelik ebeveynin içinden çıkılamaz bir ilişki içerisinde halen boşanmamakta diretmesi, çocuğa çok kötü rol ve ilişki örnekleri sunacaktır. Böylece çocuk dahil olmak üzere tüm aile örseleniyor. Çocuğu genelde “bahane” olarak kullanan ama aslında boşanmaya kendisi hazır olmayan veya hiç istemeyen çok kişi var. Boşanma sonrasında erkeğin yeni bir ilişki kurması toplum tarafından hoş karşılanır; fakat kadının boşandıktan kısa süre sonra bir ilişkiye başlaması kendi hemcins tarafından dahi kınanabilir. Dolayısıyla boşanmış kadın böyle durumlarda kendini geri çekme zorunluluğu yaşıyor. Yine de çok ender olsa da sevdiği kişiyle bir birliktelik yaşamaktan kaçınmayan cesur kadınlar da var. Sizce?


Boşanmak yeni bir başlangıç mı, yoksa son mu?
Cevapla