Sevgililer Günü: Gerçekten Aşk mı, Yoksa Açık Artırma Müzayedesi mi?

Sevgililer Günü, bazıları için tatlı bir romantizm, bazıları içinse tam bir stres sebebidir. Herkesin kafasında farklı bir kutlama fikri varken, bu günde ya gerçek aşkı buluruz ya da sırf instagramda en havalı çift olabilmek için elinden geleni yaparız. Ama gerçekten, Sevgililer Günü’nün amacı ne? Aşkı kutlamak mı, yoksa bir açık artırma gibi herkesin en pahalı hediye ve en kusursuz akşam yemeğiyle birbirini yenmeye çalıştığı bir yarışa girişmek mi?

Çiçekler Soldu, Sosyal Medya Yarışı Başladı

Sevgililer Günü: Gerçekten Aşk mı, Yoksa Açık Artırma Müzayedesi mi?

Hediyeler, parlayan takılar, çikolatalar. Dışarıdan bakınca Sevgililer Günü'nde her şey mükemmel görünüyor, değil mi? Ama içten içe, "Bu hediye gerçekten kalbimi mi yansıtıyor, yoksa sadece bir arkadaşımın paylaşımını geçebilmek için mi?" sorusu kafamızda dönüp duruyor. Sevgililer Günü, çoğu zaman bir sosyal medya yarışı halini alıyor. 14 Şubat gecesi yemek yaparken, başkalarının yaptığı o “ideal akşam yemeği” postu gözümüzün önünden geçiyor ve bir an için "acaba ben de daha farklı mı yapsaydım?" diyoruz. Ama işte gerçek aşk, o parıltılı sosyal medya yarışının ötesinde!

yok mu Artıran?

Sevgililer Günü: Gerçekten Aşk mı, Yoksa Açık Artırma Müzayedesi mi?

14 Şubat : Açık artırma gibi
Sevgililer Günü’nün doğru kutlanması adına bir tür yarışmaya dönüşmesi, aslında hepimizi birer müzayede katılımcısına dönüştürüyor. Çiçekçiye gittiğinde “Bir tane en pahalı çiçek lütfen” diyorsun, restorana gidiyorsun ve garsona “Bana en romantik menüyü önerin” diyorsun, ama bir yandan da kafanda sürekli şu sorular: "Acaba o çiçek daha mı büyük olmalıydı?", "O takı yerine başka bir şey mi alsam?" Evet, sevgiliyi mutlu etmek önemli, ama bazen küçük bir göz teması bile büyük bir hediyeden daha anlamlı olabilir.

Aşkın Asıl Hakkı: "Evet, Aşk Seninle Güzel!"

Sevgililer Günü: Gerçekten Aşk mı, Yoksa Açık Artırma Müzayedesi mi?

Sevgililer Günü’ndeki en büyük güzellik, “En mükemmel kutlama”nın ötesine geçip, aslında o günü birlikte geçirdiğin kişiyle küçük, tatlı anlar yaşamaktır. Bazen, "süper romantik" veya "en orijinal" olmak yerine, birlikte gülmek, birlikte takılmak, hatta sırf o anı yaşamak daha önemli. İster bir sinemada sırf birbirinizi izleyerek geçirdiğiniz bir akşam, ister kahve içip saatin nasıl geçtiğini anlamadığınız bir sohbet olsun... Aşk, o büyük, pırıltılı gösterilerde değil, o anı yaşamakta ve onu birlikte kutlamakta gizlidir.

Hepimize bunların farkında olan, bunların değerini bilen sevgililerin gerçek aşkını, sevgisini diliyorum.

Sevgililer Günü: Gerçekten Aşk mı, Yoksa Açık Artırma Müzayedesi mi?
Cevapla