Sizce kızın en çok ihtiyacı olan şey neydi?

Ve en önemlisi…

Kız, kendi durumunu tam olarak kendisi bile bilmiyordu.

Ama kötü olduğunu hissediyordu.

Bu yüzden yalan söylüyordu.

Bu yüzden “iyiyim” diyordu.

Her yalan, bir dua gibi düşüyordu içinden:

“Affedin beni başka çarem yoktu…”

Annesi sabah kahvaltısını hazırlarken ona bakıyor,

babasının işten gelip omzuna dokunuşu

sanki evin içinde dolaşan sessiz bir dualar zinciri gibiydi.

Abisi her zaman yanındaydı;

varlığı sözsüz bir sığınaktı.

Ve kız…

onların bu sevgisini, bu güvenini kaybetmek istemiyordu.

Bu yüzden en çürük gecelerini bile saklıyor,

acısını kelimelere değil, nefeslerinin arasındaki boşluklara gömüyordu.

Sevgilisi de bir sır gibi hayatındaydı.

Sevgilisi yazdı bir gün.

Basit bir soru gibi düştü ekrana.

“Yedin mi?”

Kız telefonu eline aldı.

Gülümsedi.

Gerçeği yarım söyledi.

“Aslında kahvaltı yapmıyorum ama bana zorla yemek verdiler.”

Bir emoji ekledi.

Gülüyormuş gibi.

Cevap gecikmedi.

“Yemen lazım tatlım.”

“Kilo alman lazım.”

“Şişko olman lazım.”

Sonuncusuna güldü.

Gerçekten mi, yoksa alışkanlıktan mı, belli değildi.

“Şişko mu olayım? 80 kilo falan?”

“Sonra ‘sen çirkin oldun’ dersin.”

“Hadiii elveda.”

Küçük bir şakaydı.

Ama içinde az da olsa korku vardı.

“Yoo demedim ki.”

Araya kahkaha emojileri girdi.

Cümleler hafifledi.

Ama kızın içi değil.

“Emin misin 80 kiloya?”

“Evet.” dedi

Bu kez gerçekten güldü.

Sonra ekrana baktı.

“Alla alla öyle miii.”

Bir anlık sessizlikten sonra son mesaj geldi:

“Bak annem merak ediyor seni.”

Telefonu göğsüne bastırdı kız.

O an iyiydi.

En azından öyle görünüyordu.

Kimse bilmiyordu;

bir süre sonra bu mesajların,

onun tutunabildiği en hafif şeyler olacağını.

Acısını saklıyor, yüzünde hep aynı gülümsemeyi tutuyordu.

Ailesi, onun bu sırrından habersizdi;

onlar için her şey yolundaymış gibi davranıyordu.

Test günü geldiğinde umut kırılgandı,

parmak ucuna konmuş bir kelebek kadar narin.

Belki iyi çıkardı.

Belki… küçük bir mucizeydi.

Sevgilisine dedi ki:

— İyi çıkarsa seni arayacağım.

— Kötü çıkarsa mesaj atacağım.

Ama akşam olduğunda telefon çalmadı.

Sessizliğin tok sesi koridorlardan içeri çöktü.

“İyi haber yok,” diyordu o sessizlik.

Panikle nefes alamayan kız, sevgilisine mesaj attı.

O inanamadı, “Ara beni,” dedi.

Kız ise “Kendimi toplayayım, ararım,” dedi.

Ama toparlayamadı.

Panik… nefes daralması…

ve hastane ışıklarının keskin soğuğu...

Sizce kızın en çok ihtiyacı olan şey neydi?

#Perikizi0007

Güncellemeler
2 ay
🌸🌸🌸🌸
Sizce kızın en çok ihtiyacı olan şey neydi?
Cevapla