Hayır, bu durum pek hoş olmazdı. Gözyaşı üretimi sadece duygusal ağlamayla ilgili değildir; gözyaşları aynı zamanda göz sağlığı için hayati öneme sahiptir. Gözleri nemli tutar, yabancı maddeleri temizler, enfeksiyonlara karşı korur ve göz yüzeyinin sağlıklı kalmasını sağlar. Vücut gözyaşı üretemediğinde göz kuruluğu oluşur. Bu da batma, yanma, bulanık görme, ışığa hassasiyet gibi rahatsızlıklar yaratır ve ciddi vakalarda göz yüzeyine zarar verebilir. Duygusal açıdan da gözyaşı önemli bir boşaltım ve rahatlama mekanizmasıdır. Ağlamak, duyguların dışa vurulmasına yardımcı olur. Ağlayamamak, içsel sıkışmışlık hissini artırabilir. Yani hem fiziksel hem duygusal olarak, gözyaşlarının olmaması pek tercih edilecek bir durum değildir.
Gözyaşı dökememek fikri bana tuhaf bir boşluk gibi gelir. Çünkü bazen içimde öyle bir şey birikir ki, onu anlatmak mümkün olmaz ama bir damla gözyaşı her şeyi yerine koyar. Sessizce akar ve ruhumu hafifletir. Eğer ağlayamasaydım, acının ağırlığı içimde kalırdı. Belki daha çok susar, daha çok içine atan biri olurdum. Gözyaşı bazen zayıflık değil, bir tür arınmadır. Sadece hüzünde değil, sevinçte de vardır yeri. O yüzden bu durum hoşuma gitmezdi. Çünkü bazen hiçbir kelime, bir damla yaş kadar gerçek olamaz. İçinde kalınca değil, akınca insan biraz toparlanır.
Aslında insan vücudu gözyaşı üretemezse bu, sağlık açısından hoş bir durum olmaz. Çünkü gözyaşı sadece duygusal anlarda değil, sürekli olarak gözleri nemlendirir ve korur. Gözyaşı olmazsa gözler kurur, batma ve yanma olur, hatta görme bozulabilir. Buna “kuru göz sendromu” denir ve tedavi edilmezse ciddi rahatsızlık verir. Erkekler de kadınlar gibi gözyaşı üretir ve ağlar; fizyolojik olarak hiçbir fark yok. Ama toplumda “erkek ağlamaz” algısı yüzünden çoğu erkek duygularını bastırıyor, ağlasa bile bunu göstermiyor. O yüzden nadir görüyorsun...