Birilerinin Başına Bela gelmesine gerek yok çünkü! Onlar zaten kendi başına geleceklerin en kötülerini yapıyorlar değil mi?

Birilerini başına illa ilahi bir yerden bela gelmesine hiç gerek yok değil mi. Hem buna gerek de yok sanki. Zaten kendi kendine yapıyor en büyük kötülükleri.

-

Hani daha dün… İnsanların parasını almak için sahte, bozuk, zararlı ne varsa üretip satar.

"Bunlar en iyisi, en kalitelisi, en güzeli" diye herkese yutturuyordu ya

Ee tabii şimdi işler onun tarafından yolunda gidiyor. Her şey güllük gülistanlık… Ama bir gün gelir. Sap döner, keser döner, bir gün hesap döner. Bu devran döner, döner!

Ve o bir gün gelince; zayıf düşecek bedeni ve ölmeden önce.
Yırtan, parçalayan, etlerini lime lime eden o hastalıkların pençesine. Ve yattığın yerde tavana bakıp.

Aklında, zihninde hep şu sözler dolaşacak ben kimlerin ahını aldım?

Hani sattıklarının içine "Zararsız" diye koydukların var ya… İşte onlar bir gün damla damla zehir olacak sana.

Ağzından, burnundan, gözünden, kulağından, saçından tırnağına kadar her yerin ağrıyacak, sızlayacak.

İçtiğin bir yudum suyu bile miden kabul etmeyecek, geri çıkaracaksın.

Ve bunları sen ölmeden önce yaşayacaksın!

Öyle bir acıya düşeceksin ki!
"Dayanamıyorum… yeter artık ne olur bu acıları durdurun!

O; "Acı çekmek istemiyorum!" derken diğer yandan acı çektirdiği insanlar canlanacak zihninde.

Ve yine onun içinden bir de şunlar geçecek;

Ne olur affedin beni. Sizlere çektirdiğim sayısız acılar için…

Ama bunlar onun için daha başlangıç!
Asıl onun için belki de en acı veren ne olacak biliyor musunuz?
O acılar içersin de çaresizce kıvranır iken onun yanına kimler gelecek?
Yıllarca aldattığı eşi ve çocukları…

Belki de ellerinde bir çiçek buketi, kolonya, su, süt bisküviler ile gelecekler onun yanına.

Hani O; başkalarıyla sevişip keyif çatarken. Hani çocuklarının süt su bisküvi paralarını başkalarına yedirdiği kişiler değil eşini aldattığı kişilerde de değil.

"Babanız birazdan gelir, getirecek sizlere o istediklerinizi… O sizler için gece gündüz çalışıyor" diye onun için yalan sözler ile avutulan çocukları gelecek aldatılan eş ile birlikte.

İşte şimdi o çocuklarının, yüzlerine bakacak yüzü bile olmayacak.

Ama yine de çocukları babalarının haline bakıp onun için ağlayıp, üzülecekler.

Ama bu kez artık her şey çok farklı olacak bu sefer O; onlara yalan söyleyecek. Çocuklarını yalanlar ile avutmaya çalışacak

"Ağlamayın çocuklar, susun… ben iyiyim Babanız iyi üzülmeyin yakında buradan çıkıp sizleri pikniğe götüreceğim en sevdiğiniz yiyecekleri giyecekleri alacağım sizlere" diyecek.

Ama bunları söylerken zor yutkunup nefes alacaksın.

bedeni, konuştuğu sözleri bile yutmak istemeyecek.

Sonra… Bir mesaj gelecek telefonuna!
"Aşkım neredesin? Ne yapıyorsun? Dostumu ektim, seni bekliyorum"
O mesajı okuyacak ama eskisi gibi hemen ‘Hemen geliyorum aşkım’ diyemeyecek.
Belki de sadece, ‘İşim çıktı, gelemiyorum. Siz keyfinize bakın’ diye yazacak.

Ve hatırlayacak o zaman…
Hani ona güvenen birileri diyordu ya!
"Sana bana her konuda güven diyen olmadı! hepsi senin bana gerekenden fazla güvenmenden kaynaklı ve bu senin sorunun."

İşte o gün geldiğinde, hayatta kalmak için O; şöyle yalvaracak!
‘Benim için her ihtimali değerlendirin. Ne olur her konu da sizlere çok güveniyorum!"

Tam o sırada bir haber daha gelir!
"Otoparktaki arabana birileri çarpmış… ya da çalınmış, evine hırsız girmiş, su borusu patlamış evini su basmış"

O kendi kendine...
"Arabamı da, hırsızı da, evimi de, malımı da, mülkümü de, beni de…"

Neyse… İşte bunlar bazılarının kendi elleri ile kendi başlarına getirdiği belalardan sadece birkaç tanesi. Daha neler neler var

Belki de en kötüsü... çocuklarının bir gün kendisi gibi.

Birilerinin Başına Bela gelmesine gerek yok çünkü! Onlar zaten kendi başına geleceklerin en kötülerini yapıyorlar değil mi?
Cevapla