Selam millet. Bu arada sitenin bir kısmı hatta yarısından çoğu melankolik, bu benceyi okuyup da saçma bir şey yapmayın. Bu bence bilgi vermek amaçlı, bilgilenin. Bilgi iyidir. Neyse geçelim benceye.
Zehirlenmeler

Her şey zehir olabilir, su bile! Bir ürünü çok fazla seviyor olabilirsiniz ama onu aşırı tüketmekten kaçının. Zehirlenme 2 türlüdür. Akut zehirlenme ve kronik zehirlenme. Ama bu kavramları anlayabilmek için önce LD50 kavramını bilmeniz gerekir.
LD50 ve İntoksikasyon

LD Lethal Dose yani ölümcül doz anlamına gelir. 50 ise %50 anlamına gelir. Tam anlamıyla LD50: Lethal Dose of %50 demektir. Yani ölümcül dozun yarı miktarı. Su dahil her maddenin LD50 eşiği vardır. Tabi sadece LD50 yok, LC50 (Ölümcül konsantrasyonun yarısı) falan da var da onlara girmeyeyim kafa karışmasın. Bencenin sonunda LD50'yi hesaplamayı da gösteririm.
1. Akut Zehirlenme

Akut zehirlenme genelde kaza, cinayet ve intihar sonucu oluşur. LD50 sınırı bir kerede aşılır ve zehirlenme olayı zehirli maddenin bir kez metabolize edilmesi sonucu başlar.
2. Kronik Zehirlenme

Genellikle kaza veya cinayet sonucu oluşan zehirlenme türüdür. Birden fazla kez az miktarda zehirli maddenin metabolize edilmesi sonucu görülür ve LD50 dozuna yavaş yavaş ulaşılır.
3. Zehir Türleri

- Nörotoksin: Nörotoksinler merkezi sinir sistemine saldırır. Sakat bırakmazlar ve vücuda girdikleri zaman acılı kasılmalara, felçlere yol açabilirler. Yılan zehirlerinin çoğu, dendrotoksin, civa, metamfetamin birer nörotoksindir.
Narkotiklerden sadece amfetaminler nörotoksiktir. Diğerleri sonradan toksikleşir. Amfetaminler minimal dozlarda da toksiktir.
- Hemotoksin: Hemotoksinler kana saldırırlar. Hayali bölgelerden uzaksa öldürmezler ama sakat bırakırlar. Bazı yılan zehirleri nörotoksindir ve kanı jolemsi bir yapıya dönüştürürler.
- Histotoksin: Histotoksinler dokulara saldırıp onların işleyişini bozarlar. Siyanür bir histotoksindir.
- Sitotoksin: Sitotoksinler en tehlikeli zehir grubudur. Hücrenin protein sentez mekanizmasını kısmen veya tamamen durdurarak toplu hücre ölümüne yol açarlar. Vücut buna çok ağır tepki verir. Toplu organ yetmezliği, koma gibi ağır belirtileri vardır. Sitotoksinler minimal dozlarda bile çok güçlüdür ve genelde tedavi edilemezler. Kemoterapötikler, risinolein birer sitotoksindir.
- Kardiyotoksin: Kalbe saldıran zehirlerdir. Kalbi durdururlar. Epinefrin, damaryolundan alınan potasyum tuzu birer kardiyotoksiktir.
- Hepatotoksin: Bu zehirler de karaciğere saldırırlar. Mantarlar çoğunlukla hepatotoksiktir ve yanlışlıkla tükettiğiniz bir zehirli mantar karaciğer nakline muhtaç bırakabilir.
- Nefrotoksin: Bunlar da böbreklere saldıran zehirlerdir. Bunları korkunç yapan şeyler ise ilk belirti olarak idrar çıkışını bitirmeleridir. Önce aşırı idrar çıkışı gözükür ve idrardan kesilirsiniz ve üre zehirlenmesi başlar. Tuz yüksek miktarda nefrotoksiktir.
- Fototoksin: En ilginç zehir grubudur bence. Bunlar çok nadirdir ve ışığa duyarlılığı aşırı derecede arttırır. Işığa maruz kalmak alerjik reaksiyon tetikleyerek ölümünüze yol açabilir.
- Mikotoksin: Bu zehirler de kasa saldırıp onları eritirler. Asitler mikotoksiktir mesela.
- Endotoksin: Bunlar bakteriyeldir ve bakteri kaynaklı zehirlenmelere yol açar. Mesela fosilleşmiş bir kek yediğinizde gıda zehirlenmesi geçirirsiniz. Bakterilerin metabolik atıkları zehirlidir, bakteriler değil. Bunlar endotoksik maddelerdir.
Toksikasyonda hücre ölümü aranır. Zehirlenme hücre ölümüne denktir. Zehirlenmiş olmanız o dokudaki veya organdaki hücrelerinizin öldüğünü veya ölmeye başladığı anlamına gelir. Mesela uyuşturucular düşük dozda zehirli değildir çünkü hücre ölümüne neden olmaz. Ama yine de bağımlılık yaparlar.
İşte Yapmamanız Gerekenler Listesi

1. Kan içmeyin (Vampir değilsiniz)

Vampir filmleri izleyip de vampire dönüşmeyin. Kan demir açısından zengindir. Demirin kanda kalması gerekir. Siz kan içerseniz demiri sindirirsiniz ve kanda kalması gereken demir metabolizmanıza karışır. Demir hem hepatotoksik hem de nörotoksiktir. Kan içerseniz ölebilirsiniz. Sağlıklı beslenin. Demir eksikliğiniz varsa da kan içmek gibi bir zekilik yapmayın.
Kan içinde metabolize besin barındırır. Yani bakteriler için açık büfedir. Eğer kan beklemişse enfeksiyon kapma ihtimali de vardır ekstradan. Şunu da belirtmekte fayda var: Üstünüze insan dışkısı bulaşsa iğrenirsiniz haklı olarak ama kanın bulaşması o kadar iğrendirmez. Ama kanın bulaşması, dışkının bulaşmasından daha kirleticidir. Üzerinize kan bulaşırsa (sizin veya başkasının) derhal temizleyin ve kıyafetlerinizi değiştirin.
2. Uzun süre sıcak suyla duş almayın

Uzun süreden kastım 5 saat falan. Niye 5 saat duş alasınız diye sormayacağım. Bunu yapacak insanlar var sitede. Neyse bencenin konusu sapmasın. Şebeke suyu klor içerir. Klor halojendir ve halojenler tepkimeye girmeye çok isteklidir. Uzun süre sıcak su banyoda kalırsa (havalandırma bir yerden sonra yetersiz olabilir) klor gazı ayrışır ve elementel klor haline gelir. Bunun ilk belirtisi duş perdesinde veya duşakabin camında (artık hangisi varsa) yeşilimsi damlacıkların oluşmasıdır. Bunu gördüğünüz an duştan çıkın (bence).
3. Aşırı miktarda su içmeyin

Su bazlı yaşamız çünkü canlılar suda oluştu. Bu yüzden hepimiz suya muhtacız ve su içmek kesinlikle çok sağlıklıdır. Ama çok fazla içmek değildir. Peki ne kadar su içmemelisiniz? Gelin LD50'yi hesaplayalım.
İnsan türü için suyun LD50 eşiği kilogram başına 90000 mg'dır. Yani kilogram başına 90 gram.
Suyun yarılanma ömrü (Alınan ürünün yarısının vücuttan atıldığı süre demek) 7 gündür (ama suyun yarılanma ömrü çok değişkendir.
70 kiloluk bir insan için o kişi bir haftada 6.3 litre su içebilir. Tabi siz daha fazla içebilirsiniz çünkü tuz bile suyu çeker. Biz tüm bunları ihmal ediyoruz.
Çok su içerseniz su zehirlenmesi yani hidratasyon başlar. Belirtiler ise:
- Su sarhoşluğu (Alkol sarhoşluğu gibidir ama keyif vermez, öfkeye neden olur).
- Bulantı ve kusma
- İshal
- Aşırı terleme
- Hipotermi
- Salivasyon (Salyada aşırı artış)
- Akıntı
- Baş dönmesi
- Solunum yetmezliği
- Bayılma ve bilinç bulanıklığı
- Koma ve ölüm
- Baş ağrısı
- Güç kaybı
- Poliüri (Çok sık idrara çıkma ve fazla idrar üretimi)
- Hiponatremi (Sodyum azlığı)
Fazla vitamin iyi değildir. Aşırı vitamin alımından kaçının

Kanınızdaki vitaminin miktarını bilmiyorsanız vitamin almayın. A, D, E ve K vitaminleri vücutta depolanabilir ama B ve C vitaminleri depolanamaz. Bu yüzden B ve C vitaminlerinin eksiklikleri sık görülür. Fazla vitamin alımı kardiyotoksik, nefrotoksik veya hepatotoksik etkilere yol açabilir. C vitamini yüksek dozda nefrotoksiktir.
Fazla enerji içeceği içmeyin (Benim gibi)

Enerji içeceklerinde B ve C vitaminleri, kafein (bir uyarıcı), şeker bulunur. Şeker ve kalp hastasıysanız sakın dokunmayın bile. Fazla enerji içeceği içerseniz ne mi olur?
- Kalp hastasıysanız: Kafein kalp atışınızı hızlandırır. Kalp içine dolan kandan beslenemez. Endokard (Kalbin içindeki katman) kanın kalbi beslemesini engeller. Kalp sadece kalp damarlarından beslenebilir. Kalp atarken değil sadece gevşerken beslenebilir. Bu yüzden taşikardide, yüksek adrenalin durumunda kalp krizi olur.
- Şeker hastasıysanız (Hiperglisemik arkadaşlar): Şeker zaten içinde var. Beyin şekeri çok sever ve ödül merkezini uyarır. Yani enerji içeceğini severiz çoğumuz. Ama hiperglisemik arkadaşların insülinleri sorunludur. Ya azdır ya yoktur. Yani vücutları şekeri dengeleyemez. Şeker komasına girmeyin sonra. Ya da kolu bacağı kestirtmeyin.
Proteine yüklenmeyin ve kilo alamıyorsanız zorla almaya çalışmayın

Fazla protein yağa dönüşür ama siz proteine abanırsanız vücut proteine geçici alerjik reaksiyon gösterebilir.
Peki alerjik reaksiyon nedir?
Vücudumuzda histamin molekülü vardır ve alerji ilaç grubu olan antihistaminikler (adı histamini bağladığı için antihistaminiktir) histamini bağlayarak etki gösterirler. Histamin bağışıklığımızı uyarır ve bağırsak çalıştırıcı (müshil gibi) etkisi vardır. Ama histaminler hücre içinde bağlı ve inaktiftir. Alerjik reaksiyonlarda vücut histaminleri toplu halde serbest bırakır. Bağışıklık uyarılır ve anafilaksi başlar. Bu tehlikeli ve ölümcüldür. Acil serviste anafilaksi bile ölümle bitebilir. Belirtiler:
- 1. Şiddetli kaşıntı
- 2. Deride gözle görülür derecede görülen döküntü ve kızarıklık
- 3. Vücutta karıncalanma
- 4. Lenf bezlerinden dolayı gözlerin şişmesi ve kapanması
- 5. Dilin şişmesi ve solunumu tıkaması (Anafilaktik şok)
- 6. Bilinç kaybı
- 7. Kalbin durması
- 8. Ölüm
Bir şeye alerjiniz varsa (ilaç dahil) onu ömrünüzün geri kalanında tüketmeyin, hatta temas etmeyin (mecaz değil).
İlaçları çiğnemeyin ve bir bardak suyla yutun!

Bildiğiniz üzere her ilaç farklı formdadır. Enjektabl ampül, fitil, oral tablet, şurup, bant, dilaltı tablet vb. Bunlara Farmasötik Şekil denir. İlaç nasıl kullanılması gerekiyorsa öyle kullanın. Oral tabletler, ağızda çiğnenmeye ve bekletilmeye uygun değildir. Eğer bunu yaparsanız ve ilaç dilden emilirse beyne gidebilir ve beyninize hasar verebilir. Bazı ağrı kesiciler daha hızlı etki gösterse de bunu yapmayın.
Birden fazla ilaç kullanırken dikkatli olun

Birden fazla ilaç alacaksanız doktor kontrolünde alın ya da ne yaptığınızı iyi bilin. İlaç etkileşimleri doz aşımlarından daha tehlikeli olabilir.
Zehirlendiyseniz zehir hakkında bir şeyler not edin ve bunları tükenmezle vücudunuza mutlaka yazın!

Toksikodinamik diye bir şey vardır. Bu zehirlerin vücuda nasıl hasar verdiğini inceler. Siyanür histotoksin (doku zehirleyici) demiştik ve kanı zehirler (Evet kan bir sıvı dokudur. Hatta tek sıvı dokudur). Ama bir de siyanür tuzları vardır. Hidrosiyanik asit (ya da diğer adıyla hidrojen siyanür), potasyum siyanür ve sodyum siyanür birer siyanür tuzudur.
Siyanürün toksikodinamiği şöyledir:
- 1. Kana geçer (dokudan, içilerek veya enjeksiyonla).
- 2. Kanda oksijeni bağlayan hemoglobine bağlanıp daha kararlı hale getirir ve hemoglobine oksijen bağlanamaz. Kanın oksijen taşıma yeteneği zayıflar.
- 3. Kişi solunum depresyonuna girer ve oksijensizlik başlar.
- 4. Parmak uçlarından uzuvlara yayılan morluk ve bilinç bulanıklığı ile boğulma gerçekleşir.
Bir de siyanür tuzlarına bakalım. Potasyum siyanür ve sodyum siyanür, hidrojen siyanürden daha hızlı etki gösterse de toksikodinamikleri aynıdır.
- 1. Kana geçer ama hemoglobine bağlanmaz.
- 2. Kan güle oynaya oksijen taşımaya devam eder ama siyanür tuzu hücre içine nüfuz eder.
- 3. Siyanür tuzu doğrudan mitokondriye saldırır ve oradaki Sitokrom C oksidaz enzimini inhibe eder, yani baskılar.
- 4. Mitokondri oksijeni kullanarak besinleri yakamaz ve ATP sentezleyemez.
- 5. Vücut oksijen havuzunda boğulur.
"Bunu ben niye anlattın ve niye zehirlenirsek bunu oramıza buramıza yazalım?" diyorsanız nedeni de şu:

Siyanür ile zehirlenirseniz bunu puls oksimetreye bakarak anlayabilirler ama siyanür tuzu ile zehirlenirseniz bunu anlamaları daha çok zaman alır.
Her türlü zehirlenme zamana karşı yarış olup birer süreçtir. Bu süreç her salise sizin için hayatidir. Çünkü zehirlenmeye başlamışsanız hücreleriniz ölüyordur. Eğer beyin korteksi gibi yenilenme yeteneği olmayan bir dokuda toksikasyon varsa o zehirlenme kalıcı hasarla sonuçlanır.
Cıvadan uzak durun!

Cıvaya günlük yaşamda ulaşmanız mümkün olsa da yaygın değildir. Cıvayı korkunç yapan şey nörotoksik olması değildir. Cıvanın tamamının asla beyinden atılamamasıdır. Cıvaya sürekli maruz kalmak klinik anlamda deliliğe yol açar. Cıvanın eser miktarı beyne gider ve beyindeki hücre ölümünü kalıcı şekilde hızlandırır. Sinir hücrelerini asit gibi eritir ve bir sonraki hücreye nüfuz eder. Bir kere cıva zehirlenmesi geçirdiyseniz sorun yok ama sürekli maruz kalıyorsanız ileri yaşlarda sürünürsünüz.
Ağır kaza sonucu ezilen bir yeriniz varsa bunu mutlaka söyleyin!

Bazı kazalar (depremde binanın üstünüze çökmesi veya araba kazası vb) sonucu bir tarafınız ezilebilir. Eğer bayılmışsanız ve uyandığınız yer ezilmişse ve kan akışı varsa kangren olmaz (kan akışı gelmişse o uzvu unutun). Kan akışı varsa ve ezilme de varsa, yakın zamanda kurtulamayacak gibiyseniz sakın o yükü kaldırmayın. Orada ezilen kas potasyum açığa çıkartır ve potasyum orada kalır. Eğer yükü kaldırırsanız potasyum kanınıza karışır. Potasyum kardiyotoksiktir ve birkaç güne kalbinizi durdurur. Sizi kurtaracak kişi bunu bilmeyebilir. Bu olaya "Crush Sendromu" denir. Bunu bir yerinize yazın. Hastanede ona göre tedavi uygularlar. Besinsiz 10 güne kadar hayatta kalabilirsiniz. Bir yerde mahsur kalmışsanız bir kere idrarınızı içme hakkınız var. İğrenç gelebilir ama o durumda yanınızda erikli su bulamayacağınızı ele alıyoruz. İdrarınızı sakın 2.ye içmeyin. İkinci idrar aşırı nefrotoksiktir ve böbreklerinizi bitirir (iflas direkt). Aç kalacağınızı bilirseniz beyniniz sizi düşük güç durumuna alır zaten. Günde 18 saat uyursunuz ve geri kalan 6 saatte de uyuklarsınız. 10 güne AFAD sizi bulamazsa huzur içinde yatarsınız artık.
Devamlı ağrı kesici, bulantı önleyici ilaç almayın

Ağrı, bulantı gibi belirtiler vücut savunmanızdır. Bunları devamlı almayın. Bu şekilde vücut savunmanıza müdahale etmiş olursunuz. Eğer bir hastalığınız varsa bunun tanısını geciktirebilir ve uzun vadede hastalığınızın belirtilerini şiddetlendirebilir. Bu arada parol güvenli bir ilaç olsa da düzenli kullanıma uygun değildir. Aylarca parol kullanmak öldürür. Hepatotoksik davranmaya başlar. Alkol ile birlikte almayın bu arada.
Aklıma başka şeyler gelirse 2. kısmını da yazarım. Şimdilik bu kadar. Esen kalın, hayatta kalın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer