Narkotik maddeler yani uyuşturucular, hızlı etki edip çok ağır yan etkileri olan maddelerdir. Peki nasıl bağımlılık yaparlar, kullandığımız zaman vücudumuzda neler olur ve ne kadar tehlikeli olabilir?

Narkotik Maddelerin narkotik olması için bağımlılık yapması gerekmez. LSD, Psilosibin, Metilfenidat bağımlılık yapmazlar ama bu o maddelerin güvenli olduğu anlamına gelmez. Narkotik maddeler keyif verici ve/veya performans arttırıcıdır. Bu maddeler iki gruba ayrılır. Dopaminerjik narkotikler ve serotonerjik narkotikler. Dopaminerjik olanlar dopamin molekülüne odaklıdır. Ya onu taklit ederler ya da yerine geçerler. Serotonerjik olanlar da serotonine odaklıdır. Anksiyete bozukluğu olanların tüm dopaminerjiklere daha duyarlı olduğunu da belirtelim. Doğaları gereği anksiyeteyi tetiklerler. Serotonini ya taklit ederler ya da yerine geçerler. Ama önce bağımlılık nasıl başlar ona bakalım.
Bağımlılık ve Bağımlılığın Fizyolojisi

Bağımlılık, psikolojik (diğer adıyla psişik) ve fizyolojik olarak iki türlüdür. Tıp dünyasına göre psikolojik bağımlılık, bağımlılık olarak kabul edilmez.
1. Fizyolojik ve Psikolojik Bağımlılık arasındaki farklar nelerdir?

- Fizyolojik bağımlılık serotonerjik veya dopaminerjik davranırken psişik bağımlılık her zaman dopaminerjiktir.
- Fizyolojik bağımlılık kalıcıdır ve beyin maddeyi tanır. Bağımlılık tedavi edilirken bağımlılık yapan maddeyi kullanmadan hayatın devam ettirilmesi sağlanırken psikolojik bağımlılık tamamen tedavi edilebilir. Sigara fizyolojik bağımlılık yapar.
- Fizyolojik bağımlılık, başka fizyolojik bağımlılık yapan maddelere karşı duyarlılığı arttırırken psişik bağımlılığın yönü değişebilir. Çikolataya olan bir bağımlılık, bilgisayar oyunu bağımlılığıyla yer değiştirebilir.
- Her iki bağımlılık da hayatı olumsuz etkiler ama fizyolojik olan daha tehlikelidir.
- Psikolojik bağımlılık nadiren ölümle sonuçlanır.
- Psikolojik bağımlılığın yoksunluğunun sonuçları ağır değildir ancak fizyolojik bağımlılığın yoksunluğunun sonuçları çok ağır olabilir.
- Fizyolojik bağımlılıkta reseptörler rol oynar.
2. Fizyolojik Bağımlılığın Fizyolojisi ve Ödül Merkezinin Etkisizleşmesi

Beyin sinir hücrelerinden ve yağdan oluşur. Sinir hücreleri bazı moleküllerle etkileşime girer. Bunlara nörotransmitter denir. Bu etkileşimler reseptörler aracılığıyla olur. Narkotik alındığı zaman ilk kullanım bağımlılık yapmaz. İlk kullanımın bağımlılık yapmaması pek çok insanın bağımlı olmasıyla sonuçlanmıştır. Çünkü kullanacak kişi narkotik maddeyi güvenli kullanabileceğini düşünür ve kullanmaya devam eder. Peki bu süreç nasıl işler?
İlk Kullanım (Suistimal)

- İlk kullanım kişiyi korkutabilir. Çünkü narkotiklerin etkisini görmek için düzenli kullanmak gerekmez. Alınan yola göre etki 60 saniye ila 30 dakika arasında etki başlar.
- İlk kullanımda da ağır yan etkiler meydana gelebilir. Solunum felci, beyin sapı hasarına bağlı ani ölüm, kalp krizi, kazara kendini veya başkasının ölümüne sebep olma bunlardan bazılarıdır.
- Narkotik maddeler dahil tüm ilaçların ve maddelerin 3 evresi vardır. Onset (başlangıç), peak (zirve) ve offset (düşüş). Onset evresinde en yaygın yan etki bilişsel veya fiziksel öfori (taşkınlık) olurken peak evresinde maddeye bağlı yan etkiler çoktur. Offset ise fiziksel veya bilişsek disfori (Çökkünlük) vardır.
- Offset evresinde kompulsif doz alma görülür ve burada işler çığırından çıkar.
Kompulsif Doz Alma

- Offset evresinde iradenin etkisiz kalıp kişinin yeniden narkotik maddeyi almaya yeltenmesidir.
- Bu evre kompulsif yani zorlantılıdır. Direnilemez.
- Maddeyi tekrar tekrar almak doz birikimine bağlı bilinçsiz doz aşımına neden olabilir.
- Devamlı kullanmak bağımlılık riski oluşturur.
- Bağımlılık yapan tüm narkotiklerde bu durum vardır.
Bağımlılığın Başlaması

Maddeler devamlı kullanıldığında beyin bunlar için reseptör açar. Reseptörün açılması demek bağımlılıktır. Örneğin opioid veya opiyat reseptörleri morfin, eroin (diasetil morfin), fentanil gibi maddeleri kapsar.
Narkotikler sadece tıbbi tedavi sırasında güvenli kullanılabilir. Bu şartlar altında bile bir hastada narkotik madde bağımlılığının gelişmesi mümkündür.
Tedavi

- Fizyolojik bağımlılıklar dediğim gibi kalıcıdır. Sigara bağımlılığının aksine narkotik ve psikotrop (alkol ve yatıştırıcı maddeler) bağımlılığını kendi başınıza iradenizle yenemezsiniz.
- Tedavi sırasında yerine koyma tedavisi uygulanır. Başka bir narkotik/psikotrop madde verilerek tedavi edilir. Bu yerine koyma tedavisidir.
- Eğer kişi yerine koyma tedavisine uygun değilse (yani verilecek ilaca bağımlıysa) tedavi genel anesteziyle uygulanır.
Bağımlılık ve Suistimal; Bağlılık ve Terapötik Doz

- Bağlılık dozu sizin tıbbi tedavi için ihtiyaç duyduğunuz dozdur ve bu doz rekreasyonel (keyif verici amaçlı) kullanım amacı taşımaz.
- Bağımlılık dozu tamamen keyfi amaçlıdır ve daha tehlikelidir.
- Bağlılık dozu en güvenli kullanım şekli olsa da bağımlılık gelişebilir.
Halüsinojenler ve Psikotikler: Başka bir dünyanın fizyolojisi

- Halüsinojenler halüsinasyon gösterirken psikotikler veya saykodelik maddeler (LSD, Psilosibin vb) psikoza yol açar. Bağımlılık yapmazlar.
- Tüm psikotikler beyindeki frontal lobdaki 5HT2A reseptörüne (bu reseptör serotonin salgılamasından sorumludur) agonisttir (yani o reseptörü taklit eder).
- Saykodelik maddeler moleküler olarak serotonin içerir ve beyin saykodelik maddeler ile serotonin arasındaki farkı ayırt edemez. Beynin normalde oluşturmayacağı bağlantıları kurar.
- Sadece N-N Dimetiltriptamin saykodeliği beynimizde doğal olarak salgılanır ve rüya görmemizden sorumludur.
Şizofreni hastalarında DMT dengesiz salgılanır. Bu da psikoza yol açar. Ancak DMT'nin dengesiz salınımından kaynaklı mı şizofreni açığa çıkıyor yoksa DMT'nin dengesiz salgılanması şizofreninin bir parçası mı bu henüz bilinmiyor.
- Saykodelikler asla bağımlılık yapmazlar ama tehlikelidirler (tehlikesinden alt başlıkta bahsedeceğim).
Halüsinasyon ve Psikoz arasındaki fark!

- Psikoz, halüsinasyona nazaran çok daha tehlikelidir.
- Psikoz sırasında mantığınızı kullanamazsınız. Zaman ve mekan algınız bozulur. Halüsinasyonda bunlar olmaz.
- Psikozda gerçeklik algınız bozulur ve yaşadıklarınız (psikozun etkisi geçse bile) sizde travma yaratabilir. Ailenizin ölümünü psikozda görürseniz bu sizde travma olarak kalır ve uzun bir süre psikoterapi görmeniz gerekebilir.
- Psikoz beyin kimyasını bozar ve çok yüksek doz saykodelik suistimalinde deliliğe yol açabilir.
- Psikozda yanlışlıkla kendinizi veya başkasını öldürebilirsiniz. Kaynar suyu ılık meyve suyu içermiş gibi içebilirsiniz ve hiçbir şey hissetmezsiniz.
- Halüsinasyonda ne gerçek ne hayal algılarsınız.
- Gördükleriniz iç ve dış halüsinasyon olarak ikiye ayrılır. İç halüsinasyonlar beyninizin oluşturduğu algılardır. Dış halüsinasyonlar ise duyu organlarınızdan gelen bilgilerin beyin tarafından farklı yorumlanmasıdır.
- İç halüsinasyonu kontrol etmek zordur.
- Psikiyatrik bozukluklar psikoza duyarlılığı arttırabilir.
- Psikozda normalde asla almayacağınız kararları alabilirsiniz. Halüsinasyonda bilinciniz yerindedir ama psikozda bulanıktır.
Devamlı Psikotik Madde Suistimaline bağlı HPPD (Hallucinogen Persisting Perception Disorder: Halüsinojen Kaynaklı Algılama Bozukluğu)

- Devamlı madde kullanımına bağlı gelişir ve sadece görsel algıyı etkiler.
- HPPD açığa çıktıktan sonra kullanılan saykodelik maddeler HPPD belirtilerini şiddetlendirmeye devam eder.
- Antipsikotik tedavisiyle HPPD tedavi edilir.
- Hareketli objeler arkalarında izler bırakıyormuş gibi görülür.
- Durağan objeler ve yazılar dalgalıdır.
- Çok ileri HPPD durumunda okuma yetisi kaybolabilir.
Bağımlılıktan önce ve sonra

İnternetten bunları araştırırken eroin, kokain gibi pek çok maddeyi devamlı kullanmış ve bağımlı olmuş kişilerle konuştum. Onların anlattıklarını maddeler halinde özetleyeyim.
- Özellikle metamfetamin en tehlikeli narkotiktir. Nörotoksiktir ve bağımlılık kontrol altına alınamaz. Metamfetamin dopaminerjiktir ve dopamin salgılanmasını sağlar ancak bunu beyindeki reseptörleri zorlayarak yapar. Zorlanan reseptörler ölür ve beyin metamfetaminsiz haz duyamaz. Bu duruma anhedoni (haz yitimi) denir. Cilt toksisitesine bağlı çürümeye (diş ve diş etlerine de bariz zarar verir), zehirlenmeye ve intihara gider ve genelde bu şekilde son bulur.
- Madde kullandıktan sonra o maddesiz mutlu olmak mümkün değildir ve hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
- Bağımlılık, ileride alacağınız tıbbi tedavilerin de önüne geçebilir.
- Morfin ve eroin bağımlılığında ileri yaşlarda olsa bile verilecek anestezide komplikasyon gelişme ihtimali daha yüksektir.
- Madde kullananlar kullanım sırasında, öncesinde veya sonrasında her zaman sağlıksız hissederler.
- Narkotiklerin yasal olmamasının nedeni şudur:
Ödül merkezi önümüzdeki engelleri aşıp ideallerimize ulaştığımızda dopamin salgılatır. Mesela istediğiniz bir üniversiteyi kazandığınızda, bir dalda uzmanlaştığınızda, öğretmen sizi övdüğünde ya da kariyerinize olumlu bir durum yansıdığında ödül merkezi uyarılır. Narkotik madde kullananlarda o kadar mutluluk hormonu (serotonin veya dopamin) salgılanır ki ödül merkezi çok zayıf kalır. Hatta ödül merkezinden salgılanan mutluluk hormonunun etkisini hissetmezsiniz bile. Hal böyle olunca da madde kullanmak sizi dünyanın en mutlu insanı yapar ve idealleriniz, hedefleriniz, başarılarınız önemini tamamen yitirir. Yani topluma faydalı olmaya gerek duymazsınız. Bu sizi ölüme de sürükler.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar