Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!

Pek de iç açıcı olmayan bir yıla girdik. Seçmece felaketlerin arka arkaya cereyan ettiği, hisseli belalar kumpanyasını andıran bir koridorda yürüyor gibiyiz. Mega yangınların, arka arkaya uyanan depremlerin, çeşitli doğa olaylarının, çekirge istilasının(yakında bunu da çok konuşacağız), küresel çaplı salgınların mantar gibi türediği bir yıl oldu 2020.

Başımıza gelmeyenler sırasında büyük depremler, süper volkan patlamaları, uzaylı istilası ve gök taşı çarpması kaldı artık. Tabi, içinde yaşadığımız ve kaderimize dönüşen bu coğrafyada birilerinin hırsı uğruna bir millet acı çeker hale geldi. Neyse, konumuz bu değil elbette. Konumuz Eylül 2019'dan bu yana hayatıma giren sinsi bir hastalıkla alakalı.

Sayın KS ahalisi sizi protein kaçağı ile tanıştırmak istiyorum.

Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!

Mucizevi organın mucizevi belası!

Böbrekleri ilkokuldan beridir biliriz. Gerçi benim jenerasyonumdaki eğitim sistemiyle birlikte o döneme ait başka kaynaklar, daha bacak kadarken bize onların öneminden hep bahsetmiştir. Mevcut olan eğitim sistemindeki müfredatta böyle bir tanıtım veya anlatım var mı bilmiyorum. Şimdi kalkıp gece gece burada böbreklerin amacı, işlevi veya görevini anlatacak değilim. Keza parmaklarınızı çalıştırıp kendiniz de ulaşabilirsiniz.

Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!

Her neyse, bu mucizevi organlar o kadar okkalı bir önemler dizisine sahip ki, onlarsız olmuyormuş cidden. En basiti ve en çok bilineni kanı süzme ve idrar denilen atık madde sıvısını oluşturma işidir. Bunun yanı sıra potasyum ve asit işleri ile de ilgilidir bu arkadaş. Ayrıca pek bilinmese de tansiyona da el atar perde arkasından. Yani, mucizevi diye boşuna demiyorum. O yüzden siz siz olun bu iki minnacık şeyin kıymetini bilin. Bilmezseniz sürünürsünüz!

Peki, nedir bu protein kaçağı?

Bilindiği üzere (gerçi artık ne kadar biliyorsanız orası da muamma) böbreklerimizin temel fonksiyonu olan kan süzme işi oldukça sofistike bir durum. Böbrek; içtiğimiz su ve diğer sıvı maddeleri kullanarak kanı ve onunla birlikte gerekli veya gereksiz gördüğü her şeyi süzerek idrar olarak atılması için çalışır. Bu çalışma esnasında vitaminler, mineraller, protein ve daha nicesi kanımızda doğal olarak bulunur. Kendiliğinden bulunduğu gibi yediğimiz içtiğimiz besinlerden de bir dozajlama var tabii. İşte bu dozajlama işlemini gerekli şekillerde düzenleyip çalışma prensibini gerçekleştiren böbrek bazen ne yazık ki, işlevselliğini çeşitli nedenlerden ötürü yitirip kanımızda olması gereken proteini idrar yollarına kaçırır. Zira, İşte olay bu. Daha anlaşılabilir bir dille ifade edecek olursak; Protein denilen zamazingo kanda olmalı arkadaşım. İdrara girdiği an işler yaş! Böbrekleri kaybetmeye kadar giden hem de!

Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!

Nedenleri nelerdir?

Protein kaçağına pek çok şey neden olabiliyor. Bazen ağır enfeksiyonlar, o enfeksiyonları temizlemek için bilinçsizce hastaya yazılan ağır antibiyotikler, ağrı kesiciler, tansiyonla alakalı durumlar, çeşitli rahatsızlıklar, kist veya kimi zaman hiçbir şey! Çünkü, bu yöndeki bilimsel araştırmalar hala sürüyormuş. Ben doktorumun yalancısıyım. Şaka bir yana, doktorumun bende öngördüğü duruma neden olan etken askerde geçirdiğim zatürrenin 2015 ve 2017 yıllarında tekrar nüksetmesi ve buna bağlı olarak kullandığım ağır ilaçlar. Tabi, doktoruma göre belki tam tersi de olabilir ve hiçbir neden gözetmeksizin böbrek bunu kendiliğinden gerçekleştirmiş de olabilir. Neden, niçin sorularının artık bir anlamı yok. Olan oldu maalesef.

Nasıl anlaşılır ve neden SİNSİ?

Sinsi, hem de aklınızın hayalinizin alamayacağı kadar sinsi bir şey bu illet! Öyle ki, hastaların büyük çoğunluğunda kimi zaman herhangi bir dış belirti bile göstermeden devam ediyor yoluna. İlerleyen safhalarda özellikle ayak bilekleri ve biraz üstü (hemen hemen bir karış), ayaklarda, karında, yüzde şişlik ve ödem ile ortaya çıkıyor. Ancak, insanların %90'dan fazlası bu olayı kilo almaya bağladığı için ne yazık ki, durumu fark edememekte. Örneğin, bende hiçbir dış belirti ve şişlik yoktu. İşte bu yüzden diyorum bu hastalık cidden çok sinsi!

Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!

İzlenecek yol nedir?

Hastalığın en iyi teşhis ve fark edilme yolu idrar testi. Çünkü, standart idrar testi yaptıran sağlıklı bir insanın idrarında protein görülmez. Görülse bile eser miktarda denilir. Ancak, (+) artı işareti varsa işte işler değişiyor. Benim ilk testimde çıkan sonuç +++ yani, iyi değildi. Peki, durumu anlamak için ne yapacaksınız. İşte şu adımları takip edin:

1- İdrar testindeki protein kaçağı bazen dönemsel olabiliyor. Kimi zaman ağır egzersiz ya da çok protein alımlarından da kaynaklandığı görülmüş. Bazen gebelik döneminde kadınlarda da çıkıyor. Bu olayda ilk aklınızda olacak şey, bir veya iki gün sonra farklı bir hastane veya laboratuvardan testi tekrarlayın.

2- Sonuç yine +,++ veya +++ şeklinde çıkarsa Dahiliye servisine gidin. Doktorunuz duruma göre sizi Nefroloji bölümüne sevk edecek. Devlet hastanelerinde Nefroloji bölümüne kafanıza göre randevu alamıyorsunuz. Çünkü, bu bölüm bir üst dal olduğu için sevk işlemi zorunlu.Ben devlet hastanesi ile uğraşmam, araştırma hastanelerinde de gönüllü kobay olmam diyorsanız özele gidin. Ancak, Nefroloji bölümü olan özel hastane bulmak oldukça sıkıntılı. Hele yaşadığınız şehir küçük veya orta ölçekli ise.

3- Kişisel tavsiyem en az üç farklı hastane ve en az dört farklı doktora gitmeniz yönünde. Ben bunun avantajını ve dezavantajını yaşadım. Bir doktor hayatımın en ağır diyetini verirken (verdiğinde ağlamamak için kendimi zor tuttum) diğer doktor bu diyetin saçmalık olduğunu dile getirdi.

4- Hastalığınızın teşhisi sırasında çıkan tahlil sonuçları eğer belirsizlik işaret ediyorsa doktorunuz size biyopsi önerecek. Korkmayın ve sakın bunu ertelemeyin. HAYVANİ BOYUTTA BİR İĞNE SIRTINIZDAN GİRİP BÖBREĞİNİZE BATACAK. İÇİNİZDE BİR VAKUMLANMA HİSSEDECEKSİNİZ, SONRASINDAKİ 21 VEYA 24 SAAT BOYUNCA DÜMDÜZ YATACAK, AĞRIDAN AĞLAYACAK, BİRİNCİL ( YEME, İÇME, DIŞKILAMA VE İDRAR) İHTİYAÇLARINIZI O SÜREDE YATAKTA YAPMAK ZORUNDA KALACAKSINIZ. Amaaa patoloji sonucu size gerçeği söyleyecek. HA BU ARADA BİYOPSİ SONRASI İLK İDRAR SIRASINDA HAZIR OLUN, BİR ACI HİSSİ YAŞAYACAKSINIZ. HATTA 2 VE 3 KEZ OLABİLİR AMA SIKINTI YOK, HER ŞEY NORMAL.

5- Patoloji sonucundan sonra doktorunuz DOPPLER ve ULTRASON testi isteyecek. Bunlar çok önemli. Bunun yanı sıra pek çok doktorun fazlasıyla güvendiği Ankara'daki özel bir laboratuvardan PLA2-R ELISA testi istenebilir. Bu test özel bir test olduğu için devlet veya üniversite anlaşması yok. Ankara'daki o laboratuvar ile anlaşmalı başka bir özel laboratuvara giderek bu testin yapılmasını isteyin. Sadece bir tüp kan için 350 TL ödedim. Şehir ve bölgesel olarak fiyatta değişim olabilir. Test sonucunu doktorunuza götürün ve sonuç işte o zaman kesinleşecek!

Benim rahatsızlığım, hem patoloji hem de o Elisa testi ile birlikte çıkan tanıya göre Glomerül Nefrit. Yani?

Böbreklerimizin bazı yer ve bölgeleri hasarı zamanla onarabiliyor. Ancak her böbrekte 2-2,5 Milyon civarı bulunan ve Glomerül adını taşıyan bir ünite var. Bu ünite bir kez hasar aldı mı onarımı maalesef yok. Bu durumda hastalığınızın akut mu yoksa kronik mi olduğunu iyice öğrenin. Akut ise sıkıntı değil. Ancak kronik ise mezara kadar bununla yaşamayı öğreneceksiniz.

Etkileri neler?

Bu soruya vereceğim en kısa ve öz yanıt, tüm yaşamınızın değişeceği! Eski yeme ve içme alışkanlıklarınızı unutacaksınız!

Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!

Yemeklerinize lezzet katan TUZ, tatlılarınıza cazibe katan ŞEKER, ekmeğinizdeki BEYAZ UN, tadına doyamadığınız KIRMIZI ET, eğer tüketiyorsanız ALKOL artık size YASAK! Tamamen değil elbette. Çok düşük bir miktarda. Ben Ekim 2019'den bu yana tuzsuz diyetteyim. Tuzsuz yemeye alışmak cidden çok zorlayıcı oluyor. Alkolü de bıraktım. Eskisi gibi canım kebap çektiğinde artık gidip yiyemiyorum. Evde yapılan etin çok az bir miktarını tüketiyorum. İş yerime evden tuzsuz yemek götürüyorum. Günde en az 2 litre su tüketmem gerek. Ayrıca diyete başladığımdan beridir sürekli iki ilaç kullanıyorum. Her gün tansiyonumu yazmak zorundayım. Her hafta kilomu kontrol ediyorum. Haftada bir kez mutlaka ödem oluşması kontrolü yapıyorum. Ayrıca antibiyotik kullanmam şu an yasak. Bir ağrım olursa da sadece Parasetamol içeren Parol içme onayım var. Testler için bugüne kadar hemen hemen 15 litreden daha fazla idrar verdim. Kan ise sanırım iki üniteden biraz fazla yapmıştır. Düzenli olarak kontrolüm var. En son gittiğim kontrolde ne yazık ki, kaçak seviyesinde artış yaşandığı için kortizon tedavisi başlayacak. İki ucu keskin bir bıçaktır Kortizon!

Gece gece bu lanet hastalığın can sıkıcı detaylarını paylaşmamın nedeni, farkında olmayan sizleri bilinçlendirmek ve uyarmak! En yakın zamanda idrar testi yaptırın, bol su için, tuzu kısıtlayın, ağır alkol ve sigara tüketimini bırakın, Naproksen Sodyum içeren ağır ve kuvvetli ağrı kesicilerden uzak durun! Antibiyotik kullanımından sakının! Yılda en az 3 veya 6 kez idrar kontrolü yaptırın. Umarım bu belayı yaşamazsınız. Bu hastalığı ortaya çıkan biri olursa dilediği zaman yazabilir. Mümkün olduğunca ve elimden geldiğince yardım eder fikir paylaşırım.

Hoşça kalın...

Sizi Sinsi Bir Hastalık ile Tanıştırayım: Protein Kaçağı!
Cevapla