
Bunları pazarlayan ilac şirketleri sağlığınıza zararlıdır.
Bu ilaçlar çok kısa bir süre iyi hissettirebilir, ama bunu tıpkı bir uyuşturucu gibi beyini bozarak yaptığı için sonrasında ciddi psikolojik rahatsızlıklara neden olmaktadır. Bu ilaçlar tedavi etmediği gibi, beyinde kalıcı hasara yol acmaktadır.
(nadir insanlarda uzun sure panik atagi baskilayabilir, ben artık iyiyim diyebilir. ama o kisiler genelde ilaclar yuzunden psikotik semptomlara sahip olur. Bir psikozda genelde bu semptomları zaten kabul etmez
(Psikotik nedir arastirin, kendilerine ve cevrelerine ne derece tehlikeli olabilceklerini anlarsiniz)
"Ama lutfen bu ilaçlara başlayan kişiler bu ilaçları birdenbire bırakmasınlar. bu ilaçları aniden kesmek ilaca başlamaktan daha tehlikelidir. bu ilaçlar yavaş yavaş,doz azaltılarak bırakılmalıdır."
bu ilaçları reçete eden bir çok doktoru suçlayamayız, çünkü uzun yıllar önce ilaç şirketlerinin tam anlamıyla psikiyatriyi ele geçirmesinden ve kendi oluşturdukları öğretiler, eğitim sistemi ile doktorlar yetiştirmelerinden kaynaklı bir durum vardır.
"İlac sirketleri, sizin ve doktorunuzun bu tehlikelere inanmaması için elinden geleni yapar."
(Bu sayfanin yaklasık 4 kati kadar bu ilaclarla ilgili açıklamam vardı ama aşağıya bu kadar sığdırabildim)
anti-depresanlar
ssrı tipi, prozac, paxil ve zoloft gibi antidepresan ilaçların beyne zarar verdiğinin artık kanıtı vardır; 2000 yılında çıkan geri tepen prozac adlı kitabında, harvard tıp fakültesi psikiyatri bölümünde öğretim görevlisi olan doktor joseph glenmullen şöyle diyor: “son yıllarda, prozac tipi ilaçların uzun vadeli yan etkilerinin tehlikeleri ortaya çıkmıştır. yüz ve vücutta meydana gelen tikler gibi norobiyolojik rahatsızlıklar potansiyel beyin hasarının bir göstergesidir ve bu ilaçları kullanan hastaların endişelerini gitgide arttırmaktadır. serotonini hedef alan ilaçlarla ilgili olarak, beyindeki sinir uçlarını harap ederek “kimyasal lobotomi” etkisi yarattığına dair kanıtlar vardır” (sayfa 8 ).
dr. glenmullen; prozac, paxil ve zoloft gibi antidepresanların sebep olduğu beyin hasarını, thorazine, prolixin ve haldol gibi noroleptik/ ağır yatıştırıcıların sebep olduğu hasarlarla karsılaştırmaktadır.
bunun için sunduğu kanıt şudur; sözde selektif serotonin inhibitorlerinin
"sadece serotonin hedef almayıp beyindeki diğer kimyasalları da etkiler. buna dopamin de dâhildir."
“beyne zararlı psikiyatrik ilaçlar” adlı kitabında (harvard) psikiyatrist breggin (kendisi ilac sirketlerine karşı açtığı onlarca davada yer almaktadır) şöyle demektedir; “en sık kullanılan antidepresanların depresyonu tedavi etmeye yönelik etkisinden çok, bunların yakından ilgili oldukları yatıştırıcılar gibi nörotoksik ve insan beynini uyuşturan etkisi vardır ve beklenilen etkiyi yaratmak için normal beyin fonksiyonlarını bozarak çalışırlar. sadece ilaç taraftarlarının yüzeysel fikirleri antidepresanlarin bir işe yaradığı fikrini destekler.” (springer pub. co., sayfa 160 & 184). görüştüğüm insanların çoğu, prozac dahil sözde antidepresan ilaçları kullandıklarını ancak bir sonuç almadıklarını belirttiler. bu durum, antidepresan kullananların ilaçlardan fayda sağlamış olduğu iddiasına gölge düşürüyor..
hafif anksiyolitikler / anksiyete ilaçları
valium, librium, xanax ve halcion gibi anksiyolitik ilaçlardır. diğer tüm psikiyatrik ilaçlarda olduğu gibi, ansiyolitiklerin etkisi de beynin doğal fonksiyonlarını bozmaktan öteye geçmiyor. Klinik deneylerde halcion adlı ilaç verilen insanların yüzde yetmişinde “hafıza kaybı, Depresyon ve Paranoya” gözlendi.(“halcion manufacturer upjohn co. defends controversial sleeping drug”, miami herald, sayfa. 13a).
“toksik psikiyatri” adlı kitabında anksiyolitikler hakkında şöyle der; “ diğer bir çok psikiyatrik ilaç gibi bu ilacın da kullanılması semptomları tedavi etmek yerine zaman içinde arttırıyor”. (ibid, p. 246).
Ayrıca uyku ilaçlarıda bağımlılık yaratmaları ve devamlı kullanım sonucunda etkilerinin azalmasının yanında akıl sağlığı için büyük önemi bulunan uykunun rüya devresini engeller bu ilaçlar. “(going bonkers magazine, premiere issue, sayfa. 75).
rhode ısland üniversitesi profesörlerinden Russell, “beyin kitabı” isimli kitabında şöyle der; “uyku sırasında, özellikle rüya gördüğümüz anlarda, gün boyunca beyinde tüketilen protein ve diğer kimyasallar yenilenir.”(plume, sayfa. 76). sağlıklı insanlar üzerinde yapılan uyku yoksunluğu deneyleri, uzun süre devam etmesi halinde uyku eksikliğinin "halüsinasyonlara yol açtığını göstermektedir." (maya pines, the brain changers, harcourt brace jovanovich, sayfa. 105) bu durumda gerçek uykuya mani olan ilaçları almanın sonuçları sizce neler olabilir?
ağır yatıştırıcılar / nörolepsik / antipsikotik / antişizofrenik ilaçlar
psikiyatrinin sözde antidepresanları, lithium ve anti-anksiyete ilaçlarının beyne verdiği zararlar, antipsikopatik veya antisizofrenik gibi nöroleptik ilaçların ve ağır yatıştırıcıların beyne verdiği zaralar yanında hiç kalır. bu kategoride, thorazine (sedatif), mellaril, prolixin, (antipsikotik), compazine, stelazine ve haldol (trankilizan) ve diğer bir çok ilaç yer almaktadır. psikolojik etkileri açısından bakıldığında bu ilaçlar sükunete değil perişanlığa neden olmaktadır. bunlar, belirli dozlarda kullanılmasına rağmen, kişinin düşünme ve harekete geçme becerisi gibi fiziksel ve sinirsel fonksiyonlarını büyük ölçüde sınırlar. terapistlerin durdurmak istediği herhangi bir davranışı veya düşünceyi, insanları etkisiz hale getirerek engelleme olanakları var. bu ilaçlar, kullanan insanların kişiliğine dair kötü şeyleri olduğu kadar iyi özellikleri de ya geçici olarak etkisiz kılıyor ya da tamamen yok ediyor. ilacın kullanan kişiye vermiş olduğu zararı ne ölçüde giderebileceğimiz, kullanıldığı sürenin uzunluğuna ve hangi dozajda verildiğine bağlıdır. sözde
sakinleştiriciler/antipsikotik/nöroleptik ilaçların beyne verdiği zarar, psikiyatride kullanılan diğer tüm ilaçlara göre daha belirgin, şiddetli ve kalıcıdır.
indiana üniversitesi’nde psikiyatri profesörlüğü yapmakta olan dr. joyce g. small ve dr. ıver f. small, nörotoksik etkileri bulunduğu bilinen psikoaktif tedaviyi kullanan doktorları eleştriyor ve nöroleptik ilaçların beyine kalıcı ve geri dönüşü olmayan hasarlar verdiğini kabul edenlerin sayısının her geçen gün arttığını belirtiyorlar; (behavioral and brain sciences, vol. 7, sayfa. 34).
chicago tıp fakültesinde psikiyatri profesoru olan conrad m. swartz ise şöyle der, “nöroleptik ilaçların sakinleştirici özelliği kişiliğin girişimcilik, duygusal aktivite, heves, cinsel istek, farkındalık ve sezgi gibi detaylarını köreltir. …bu gibi yan etkileri dışında, kalıcı nitelikte istem dışı yapılan fiziksel hareketlerde beyindeki hasarı kanıtlar.” (behavioral and brain sciences, vol. 7, sayfa. 37-38).
“antipsikotik ilaçlar, kullanan kişinin düşünme ve iletişim kurma becerisinde şiddetli ve hatta kalıcı hasarlara neden olmaktadır.”
profesör jon franklin gözlemlerini şöyle dile getiriyor; “nöroleptiklerin şizofreniyi tedavi etmediği gibi beyinde hasarlara yol açtığının farkına varılması ile rastlaşır.” (dell pub. co, sayfa 103).
Şiddetli vakalarda, geç diskinezi denilen istemsiz vücut hareketlerin ortaya çıkması, nöroleptik ilaçların neden olduğu beyin hasarını kanıtlamaktadır.
Psikiyatri profesörü Richard abrams bunu şu sözleriyle onaylar: “geç diskinezinin kısa süreli nöroleptik tedavi sonucunda ortaya çıktığına dair raporlar almaktayız.”(in: benjamin b. wolman (editor), the therapist’s handbook: treatment methods of mental disorders, van nostrand reinhold co., sayfa. 25).
“yeni psikiyatri” adlı kitabında, columbia üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan jerrold s.maxmen şunu ileri sürmektedir: “geç diskineziden uzak durmanın en iyi yolu anstipsikotik ilaçlardan uzak durmaktır. (mentor, sayfa 155-156).
Dikkat dağınıklığı olan çocuklar..
Uyarıcılara başlayan çocuklarda yapılan takip araştırmaları beyin dokularında, beyin taramalarında ölçülebilir bir küçülme göstermektedir. Uyarıcı alan çocukların boyu ve kilosu düşük kalır. Ruh hastalıkları hastanelerine daha sık giderler. Intihar oranları daha yüksektir. Takip araştırmalarının belgelediği bu gerçeklerden herhangi biri , uyarıcı verilmeye başlanırsa size neler olabileceğini gösterir. Ayrıca çocukken uyarıcı verilen çocukların, gençlikte kokain istismarına daha yatkın oldugu belgelenmiştir. Bunun sebebi "ritalin, adderall ,concerta, dexedrine gibi uyarıcı ilaçların etki itibari ile kokaine cok benzemesidir.
(Dr. Peter /Harvard psikiyatri)
ılaclarin ısleme sekilleri: bilinmiyor
onaylanmamış birçok teori ve iddiaya rağmen psikiyatristler kullandıkları ilaçların biyolojik olarak nasıl çalıştıklarını bilmiyor. columbia üniversitesi’nde psikiyatri profesörü olan jerrold s. maxmen, “psikotropik ilaçların nasıl işlediği net değildir” demiştir (the new psychiatry, mentor, sayfa 143).
bugünün psikiyatrik ilaçlarının hiç birinin iddia edildiği gibi bir tedavi etmeye yönelik bir özelliği (depresyonu, anksiyeteyi veya psikozu tedavi ettiği gibi) yoktur.
dr. drummond tuft üniversitesinden mezun olmuş, harvard’da psikiyatri eğitimi almıştır. dr. peter ise konuyla ilgili olarak soyle der; "eğer birinin hayatini mahvetmek isteseydim, o kişiye psikiyatrik tedavi için ikna ederdim. böylece ilişkilerimiz anlamsızlaşır, seçim yapmak imkânsız hale gelir ve doğru düzgün islemeyen beyin, hislerimiz ve davranışların üzerinde hüküm sürerdi. eğer sevgi dolu bir ilişkiyi bozmak isteseydim, en önemli psikolojik ve ruhsal fonksiyonları bozan psikiyatrik ilaçlar verirdim."
robert whitaker şöyle der: “noroleptiklerin beyinde inanılmaz derecede patolojik değişimler yarattığı bulunmuştur.”
(perseus – cambridge, massachusetts), sayfa. 191)
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!