Selamünaleyküm, kimse demiyor bu kız neden bugün Ramazan sorusu sormadı. Neyse nabersiniz bakayım? Son günler benim için biraz zor biraz ızdıraplı geçiyor ama elhamdülillah her zorluğun ardından mutlaka bir güzellik vardır. Öyle düşünüyorum öyle düşünün Allah büyük! Oruç olarak güzel geçiyor ama sahur çok zor gerçekten uyanıp ağzıma bir şeyler atmak çok zor..
Oku bakalım cariye Nisa 34 ayetinde erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici ve koruyucu olduğu belirtilirken itaat etmeyen kadınlara yönelik öğüt verme yatakta yalnız bırakma ve nihayetinde dövme aşamalı bir cezalandırma olarak sunulur modern etik değerlerle bağdaşmayan bu durum kadını ikincil ve kontrol edilmesi gereken bir varlık konumuna indirger miras hukukunu düzenleyen Nisa 11 ayetindeyse erkeğe kadının 2 katı pay verilmesi ekonomik gücü ve sorumluluğu tamamen erkeğe yükleyen o devrin kabile yapısının bir sonucudur ancak günümüzün eşitlikçi dünyasında bu dağılımın adaleti temsil ettiğini savunmak çok da mantıklı değildir şahitlik konusuna gelirsek Bakara 282 ayetinde 1 erkeğin şahitliğine denk olarak 2 kadının istenmesi ve gerekçe olarak birinin unutması durumunda diğerinin hatırlatacağı ifadesi kadının bilişsel yetilerinin erkeğe göre daha zayıf görüldüğünün kanıtıdır ayrıca Ahzab 50 gibi ayetlerde peygambere özel evlilik imtiyazlarının ve savaş ganimeti olarak cariyelerin helal kılınmasının tanrısal bir adaletten ziyade dönemin siyasi ve kişisel ihtiyaçlarını meşrulaştırma çabası olduğu söylenebilir sonuç olarak bu ayetler kadının bireysel özgürlüğünü ve erkekle eşit statüsünü tanımak yerine onu aile ve toplum yapısı içinde erkeğe bağımlı bir figür olarak tanımlar bugün hâlâ mutlak hakikat olarak kadınlar tarafından savunulması ciddi bir meczupluktan başka bir şey değil
Bu metin Kur’an’ı anlamaya çalışmaktan çok yüzeysel bir okuma ile hüküm vermenin örneği gibi duruyor çünkü ayetleri tarihsel bağlamından hukuk sisteminden ve bütüncül yorum geleneğinden koparıp modern sloganlarla değerlendirmek akademik bir eleştiri değildir Nisa 34 ayeti yüzyıllardır İslam alimleri tarafından sorumluluk yükleyen bir koruyuculuk sistemi olarak yorumlanmıştır keyfi bir tahakküm olarak değil ayrıca “dövme” diye çevrilen ifade hakkında birçok klasik ve modern tefsirde bunun zarar vermeyen sembolik bir uyarı olduğu hatta uygulanmaması gerektiğini söyleyen görüşler vardır miras meselesinde erkeğin iki pay almasının nedeni erkeklerin aileyi maddi olarak geçindirme zorunluluğudur yani sistem sadece payı değil yükümlülüğü de erkeğe verir şahitlik ayetinin ise bütün kadınlara yönelik bir “zeka eksikliği” iddiası olmadığı açıkça ticari sözleşmeler bağlamında konuşulduğu tefsirlerde belirtilir peygambere verilen bazı özel hükümler de zaten istisna olarak açıkça belirtilmiştir ve bu İslam hukukunda sık görülen bir durumdur yani metni parçalayarak bugünün ideolojik kalıplarıyla okumak kolaydır ama ciddi bir entelektüel analiz değildir eleştiri yapılacaksa sloganlarla değil metnin bağlamını tarihini ve yorum geleneğini bilerek yapılmalı tabi yapabilirsen
Sen ciddi ciddi bu yazdığından tatmin oldun mu apolojetik yaklaşım yapmışsın yani metni olduğu gibi kabul etmek yerine ona bugünün ahlakına uygun kılıf bulanlardansın nisa 34. ayette ki o dövme meselesini sembolik bir uyarı veya misvakla dokunmak gibi yumuşatmalara çekmek metnin lafzını ve o dönemin sert bedevi kültürünü görmezden gelmektir eğer bir tanrı her çağa hitap ediyorsa neden dövme gibi yoruma açık ve istismara bu kadar müsait bir kelimeyi kullanıp sonra tefsirlerin insafına bırakmıştır ilâveten zaten nisa34. ayette geçen vadribûhun direkt vurmaktır az vurun yumuşak vurun vs gibi bir şey söz konusu değil gel gelelim bide miras meselesindeki erkeğin sorumluluğu argümanınada ekonomik model değiştiğinde çöker bugün kadınların çalıştığı ve evi geçindirdiği bir dünyada bin yıl öncesinin kabile hukuku adalet değil adaletsizlik üretir şahitlik meselesindeyse unutma riskini sadece kadına yüklemek açıkça cinsiyetçi bir bakış açısının kağıda dökülmüş hali peygambere özel imtiyazlarda toplumsal bir ahlak yasasından ziyade gücü elinde tutanın kendine alan açmasıdır ben bu açıklamalardan tatmin olmak bir yana bunları zekice kurgulanmış birer hayatta kalma stratejisi olarak görüyorum mantıklı düşünen bir akıl için tarihsel bağlam bir mazeret değil o metnin insani bir üretim olduğunun kanıtı eğer bir kural sadece 7. yüzyılların şartlarında mantıklı geliyorsa o kural evrensel değil yerel ve tarihseldir yani bu karmaşık tefsir oyunları aslında o basit ve ilkel gerçeği örtbas etme çabasından başka bir şey değildir
Öncelikle tartışma yapıyormuş gibi görünüp sürekli “ilkel” “meczup” gibi ifadeler kullanmak entelektüel bir eleştiri değil duygusal bir öfke boşaltımıdır ciddi bir tartışma hakaretle değil argümanla yapılır. Kur’an’a yönelttiğin eleştirilerin büyük kısmı ise metnin tamamını ve İslam hukuk metodolojisini görmezden gelen indirgemeci bir okuma. Nisa 34’teki “darabe” kelimesinin Arapçada onlarca anlamı olduğu dilbilimsel bir gerçektir ve klasik tefsirlerde bunun zarar verici bir şiddet olarak yorumlanmaması da tam olarak bu yüzden ortaya çıkmıştır yani bu “kılıf uydurmak” değil metni dilsel bağlamıyla anlamaya çalışmaktır. Aynı şekilde miras meselesi sadece “erkek iki pay alıyor” cümlesine indirgenemez çünkü aynı sistemde nafaka sorumluluğu tamamen erkeğe yüklenmiştir yani hak ve yükümlülük birlikte düşünülür İslam hukukunda adalet her zaman matematiksel eşitlik anlamına gelmez. Şahitlik ayeti ise belirli bir ticari sözleşme bağlamına aittir ve İslam hukuk tarihinde kadınların tek başına şahitliğinin geçerli olduğu pek çok alan vardır bu yüzden bunu “kadın aklı eksik görülüyor” gibi genellemelerle açıklamak yine metni bağlamından koparmaktır. Son olarak bir metni anlamaya çalışmak ile onu “hayatta kalma stratejisi” diye küçümsemek arasında ciddi bir fark var eleştiri yapılabilir ama sağlıklı bir tartışma için önce metni kendi bağlamı içinde doğru anlamak gerekir aksi halde yapılan şey analiz değil önyargıyı tekrar etmek olur.
Birincisi nisa34. ayette darabe diye bir kelime yoktur fiil vardır önce bunu kavra 2. si zaten yumuşatmaya çalışsan bile yumuşamamış 3. kadının tek başına şahitliğinin geçtiği tek bir ayet söyler misin?
Öncelikle Arapçada “darabe” dediğimiz şey zaten fiilin köküdür ayette geçen “وَاضْرِبُوهُنَّ / vadribûhunne” de bu kökten türeyen bir fiildir yani “darabe diye kelime yok fiil var” demek aslında dilbilimsel olarak bir itiraz değil aynı kökün farklı çekimlerinden bahsediyoruz. İkinci mesele şu Kur’an’da bir kelimenin sözlük anlamı ile uygulanış biçimi her zaman aynı şey değildir İslam hukukunda Peygamber’in uygulaması ve genel ilkeler yorumda belirleyicidir ve tarihsel olarak birçok alim bunun zarar verici bir şiddet olamayacağını özellikle vurgulamıştır çünkü Kur’an’ın başka yerlerinde eşler için “aralarında sevgi ve merhamet kıldı” (Rum 21) gibi temel ilkeler vardır. Şahitlik konusuna gelince Kur’an’da ticari borç sözleşmesini düzenleyen Bakara 282 ayeti belirli bir ekonomik işlem bağlamında iki kadın şahit önerir ama bu bütün şahitlik türleri için genel bir kural değildir İslam hukuk tarihinde doğum emzirme bekaret gibi tamamen kadınların bilgisine dayanan konularda tek kadının şahitliği geçerli kabul edilmiştir yani uygulama sadece o tek ayetin dar yorumuna indirgenmemiştir. Kısacası metni tek bir kelime veya tek bir ayet üzerinden genellemek yerine bütün hukuk sistemi ve bağlamıyla okumak daha sağlıklı bir yaklaşım olur.
Al işte arapçada darabe kökü vurdu dövdü anlamını taşır ve ayetteki vadribuhunne bu kökün en katı emir kipidir bunu tutupta uzaklaşmak veya gönül almak gibi romantik manalara çekerek metni yamama millete ya madem öyle tanrı neden şiddet potansiyeli bu kadar yüksek bir kelimeyi seçip sonra 1500 yıl boyunca insanları ya burada aslında dokunun geçin demek istiyor diye saçma sapan açıklamalar yapmaya mahkum etmiş bu tanrının değil iletişim becerisi zayıf bir kabile liderinin üslubuna benzer yani koskoca evreni yaratan güç kadını terbiye etmek için sopaya ya da sembolik vurmaya ihtiyaç duyuyorsa orada ilahilik değil sadece hayal gücü sınırlı bir erkek aklı vardır rum suresindeki o sevgi ve merhamet ayetini nisa 34'e kalkan yapmaksa tam bir mantık bükücülüktür bir yanda seni çok seviyorum canım merhametim sonsuz deyip diğer yanda ama itaat etmezsen önce yatağını ayırırım sonrada pataklarım demek bildiğin toksik ilişki el kitabıdır bu merhamet değil koşullu bir kölelik sözleşmesidir sevgi ve şiddeti aynı pakette sunan bir metin evrensel bir etik değer üretemez sadece o günün ataerkil hiyerarşisini kutsallaştırır ilâveten şahitlik meselesindeki o unutma mazereti aslında kadının varlığına atılmış en büyük tarihsel hakarettir bunu nasıl ponçikleştirmeye çalışabilirsiniz ki bu şu demek kadın erkekten daha g*rizekalı öyle mi? bu kuralı sadece ticaretle sınırlamaya çalışmak şöyle dursun tam bir şark kurnazlığıdır bu ya çünkü ayetin mantığı kadını fıtraten unutkan ve zihinsel olarak eksik ilan eder hatice gibi koca kervanları yöneten otorite sahibi bir kadının karşısında muhammedin senin şahitliğin yarım eder demeye cesaret edememesi bile dinin aslında tamamen güç dengeleriyle ilgili olduğunun kanıtıdır güç haticedeyken kadın baştacıdır güç erkek egemen kabile devletine geçince kadın 2 tanesi 1 erkek eden bir istatistik olur bu tutarsızlık ilahi bir adalet değil
Öncelikle aynı şeyi tekrar edip duruyorsun ama dil meselesini hâlâ karıştırıyorsun Arapçada bir kelimenin kök anlamı ile kullanım bağlamı aynı şey değildir darabe kökü Kur’an’da sadece “vurmak” anlamında değil “ayrılmak yola çıkmak örnek vermek perde koymak” gibi birçok farklı anlamda kullanılır bu yüzden klasik Arap sözlükleri ve tefsirler kelimenin anlamını bağlama göre belirler bunu “romantik yamama” diye küçümsemek aslında Arapça metin okuma yöntemini bilmemektir ikinci olarak Nisa 34’ü tek başına alıp bütün İslam ahlakını onun üzerine kuruyormuş gibi göstermek de dürüst bir yöntem değil çünkü Peygamber’in hayatında kadınlara sistematik şiddet uyguladığına dair bir örnek yok aksine “en hayırlınız eşine en iyi davranandır” hadisi temel ölçü kabul edilmiştir ayrıca şahitlik meselesini de çarpıtıyorsun çünkü Bakara 282 ayeti yalnızca belirli bir ticari sözleşme bağlamını düzenler İslam hukukunda doğum emzirme gibi konularda tek kadının şahitliği zaten yeterli kabul edilmiştir yani ayeti bütün alanlara genelleyip sonra da “kadın zihinsel olarak eksik ilan edildi” demek metni olduğundan farklı göstermektir son olarak bir metni anlamak için onu tarihsel bağlamı dili ve bütünlüğüyle incelemek gerekir sadece en sert görünen kelimeyi alıp bütün dini “ataerkil komplo” diye etiketlemek akademik bir eleştiri değil daha çok polemik tarzı bir yorumdur.
Offfff anlamıyor ya bak kardeşim ayette üç müeyyideden bahsedilmiş 1. fe izuhünne onlara öğüt verin 2. vehcuruhünne onlardan ayrılın 3. vedribuhünne onlara vurun eğer siz 3. şıkkındaki ifadeyi ayrılmak olarak değerlendirirseniz 2. şıkkındakini yersiz bir tekrar olarak kabul etmeniz gerekir kaldı ki sefere çıkma mânâsına geldiği için ayrılmak olarak değerlendirilen darabe fiilinin bu anlamda kullanılması ancak fi harf i cerle kullanılması durumunda söz konusudur yapacağınız hayırlar kendilerini allah yoluna adamış bu sebeple kazanç için yeryüzünde dolaşamayan fakirler için olsun bakara 2 273 mealindeki ayette yer alan yeryüzünde dolaşmayı sefere çıkmayı evlerinden ayrılmayı ifade eden kelime darben fil ard sözcüğüdür ki burada darabe fiili fi harf i cer ile kullanılmış ve sefere çıkmayı evden ayrılmayı ifade eder halbuki söz konusu ayette darabe fiili harf i cersiz kullanılmıştır ki vurmak anlamına gelir
Bak burada yaptığın şey metni anlamaya çalışmak değil tartışmayı kazanmak için tek bir yoruma kilitlenmek ve başka hiçbir ihtimali kabul etmemek önce bunu netleştirelim çünkü Nisa 34 üzerine 1400 yıldır sadece senin söylediğin tek anlam üzerinden değil onlarca farklı yorum yapılmış durumda Arapçada darabe kökü sadece bir kalıba indirgenmez Kur’an’da “örnek vermek perde koymak yola çıkmak ayırmak” gibi farklı anlamlarla da kullanılır bu yüzden bağlam ve Peygamberin uygulaması birlikte değerlendirilir senin yaptığın gibi sadece kelimenin en sert anlamını seçip sonra bütün metni “şiddet emri” diye damgalamak dilbilimsel bir analiz değil seçici okuma olur ayrıca ikinci fiil olan “vehcuruhunne” zaten yatakta uzaklaşmayı ifade eder bu da evlilikte fiziksel şiddeti teşvik eden bir model değil aşamalı bir gerilim düşürme süreci olarak yorumlanır nitekim Peygamberin hayatında eşlerini dövdüğüne dair tek bir sahih örnek yok tam tersine kadınlara el kaldırmayı hoş görmeyen hadisler var yani ortada hem dil hem pratik hem de yorum geleneği varken “tek anlam budur gerisi yamamadır” demek bilimsel tartışma değil sadece kendi sonucunu baştan kabul edip metni ona zorla uydurmaktır.
bak işte ismimizi bilmiyoruz tanımıyoruz ama sözümüz yalan çıkmadı. sen bana dua etin. ben sana. Allah razı olsun dedik birbirimize karşılıklı. Kısa bir dua cümlesi ama ondan büyük dua yoktur. Allahın razı olduğu kimse olasın demek. Allahın razı olduğu kimse cennete girer.
Ramazanın 15. gününe gelmek bile büyük bir emek güzel kızım 🌙🫶 Yarıyı geçmişsin sofraların bereketi kalbine işlemiş demek ki 🍲🥖💛 Zorlanman çok normal özellikle sahur uykunun en tatlı yerinde bölünüyor. Sen sahuru hafif tut maya çalış bir kase yoğurt biraz yulaf bir hurma ve bol su iyi gelir 🥣🥛🌸 İftarda çorba ve dengeli bir tabakla devam edersen daha rahat edersin 🍲🥗 Allah emeklerini kalbine huzur eylesin 💖🌙
Ramazan su gibi akıp gidiyor yavrum 🌙💛 İnsan yarıyı geçince hem şükür hem hüzün hissediyor. Burada seninle sofraları paylaşmak bana da çok iyi geliyor 🍲🥖 Çayın buharında edilen muhabbetler kalpte iz bırakıyor ☕💞 Ama bil ki ben gitmiyorum, paylaştığın her tabakta her hurmada yanındayım 🥰 Sahurda uykunla savaşırken bile bu emeğin çok kıymetli. Son 15 günü kalbini yormadan, bedenini koruyarak geçirelim inşallah 🌸🥣💚
Ben Kur’an okumaya çalışırken senin buna laf etmen zaten seviyeyi gösteriyor çünkü insanın inancıyla dalga geçmek zekâ değil sadece saygısızlık Kur’an’ı anlamak için okuyan biriyle alay etmek yerine insan önce kendi karakterine bakmalı ayrıca merak etme benim ne okuyacağım sana kalmadı sen kendi hayatına odaklan ben de Kur’an’ımı okurum