Soğuk mu daha zor, yoksa görmezden gelmek mi?

Pazartesi günü işe başladığımda kendimi bir fabrikanın üst katındaki küçük bir camlı odada buldum. Yeni müdür yardımcısı olarak görevim, üretim bölümünü takip etmekti. Odaya girdim, masama oturdum, aşağıdaki atölyeye baktım.

İşçiler sessizce, hızlı ve düzenli çalışıyordu. Ama gün içinde dikkatimi çeken tuhaf bir şey oldu:

Sırayla, işi aksatmadan, arka tarafa doğru kayboluyorlardı.

Kimisi elini ovuşturarak gidiyor, kimisi boynunu kapatıyordu.

Merak ettim.

Akşamüstü, ilk defa üretim bölümüne indim. Kimyasal işlerin yapıldığı o geniş alana adım atar atmaz keskin bir soğuk yüzüme çarptı. Hani böyle… nefesin buhar olur, metalin soğuğu avuç içinden içeri işler ya… Öyle bir soğuk.

Arkaya geçtim. Yükleme bölümünün boş rampasında beş-altı işçi el kadar bir tenekenin içinde yanan ufak ateşin etrafında duruyordu. Birbirlerine yaklaşmış, ellerini ateşe uzatmışlardı.

Beni görünce hepsi bir anda toparlandı.

Sanki suçüstü yakalanmış gibi.

“Ne yapıyorsunuz burada?” dedim.

Kimse konuşmadı. Sadece orta yaşlı bir kadın işçi gözleri kaçırarak fısıldadı:

“Soğuk…”

O an, ne demek istediklerini iliklerimde hissettim. Şimdiye kadar yukarıdaki sıcak odada olduğum için fark etmemiştim ama üretim alanı gerçekten dondurucu idi. Endotermik işlemler yüzünden içerisi dışarıdan bile daha soğuktu. Ve insanlar, yıllardır böyle çalışıyormuş meğer.

Kadın işçinin o kısacık “soğuk” kelimesi o kadar çok şey anlatıyordu ki…

Üşümeyi, alışmışlığı, kabullenişi, ses çıkaramamayı.

Akşam eve gidince aklımdan çıkmadı.

Bir fabrikanın kalbi insanlardır. Nasıl olur da kimse yıllarca bu soğuğu görmezden gelir?

Bu sabah erken gelip depoyu açtırdım. İSG uzmanıyla konuştum, bütçeye baktık, hızlıca çözüm araştırdım. Öğlene kalmadan, tüm personele:

yün içlik,

ısıtıcı yapışkan pedler,

termal eldivenler

dağıtıldı.

İşçiler şaşkındı. Bazıları gülümsememek için yüzünü başka yöne çevirdi.

Sessiz bir teşekkür havası vardı fabrikanın içinde… konuşulmayan ama hissedilen.

Dağıtım sırasında dün “soğuk” diyen kadın işçiyi gördüm. İçliği eline alıp baktı, sonra göz göze geldik. Bir şey demedi. Başını yavaşça salladı.

Kelimelere ihtiyacı yoktu.

Orası hala çok soğuk.

Endotermik süreçleri durduramam.

Ama artık insanlar titremiyor.

Ve ben bu gün şunu öğrendim:

Bir fabrikanın sıcaklığı kaloriferle değil, insanların birbirinin üşüdüğünü fark etmesiyle artıyor.

Soğuk mu daha zor, yoksa görmezden gelmek mi?
Cevapla