Hayatımızı daha Çok Doğru bildiklerimiz mi şekillendiriyor yoksa Doğru ya da yanlış Zannetiklerimiz mi?

Hayatımızı doğru bildiklerimiz şekillendiriyor olsaydı, bu kadar kitap okuyan insan bu kadar savrulmazdı.

Bu kadar yaş almış, bu kadar tecrübe biriktirmiş insan aynı yanlışın kapısını defalarca çalmazdı.
Demek ki mesele bilgi değil.

Mesele bilgisizlik mi peki? bence Hayır.

Çünkü bilgisiz insanın bir avantajı vardır... Durur, bekler, etrafına bakar.
Ben bunu “Bilmiyorum” der, bu konuda "ben kendim bizzat bir şey görmedim" der kenara çekilir.
Ama Zan yapan öyle yapmaz.
Zanla konuşur.
Zanla emin olur.
Zanla kürsüye çıkar.

Cehaleti kimse sevmez ama zan, cehaletin öğretmenidir.
İnsana bilmediğini öğretmez; bildiğini sandırır.
Boşluğu doldurmaz, boşluğun üstünü kapatır.
İnsan bu yüzden zannıyla gurur duyar, cehaletinden utanır.

Zana yanlı beyin buna çok yatkındır. Duyduğunu alır, gördüğünden hızlı inanır.
Kaynağını sormaz, sebebini kurcalamaz.
“Kim söyledi?” yeter.
“Zaten ben de öyle düşünüyordum” dediği anda düşünme biter.
Zan işini yapmıştır.

Bir yarışma düşün!!!
“On saniyede doğru ya da yanlış olduğundan yüzde yüz emin olduğun bir bilgi söyle.”
Çoğu insan konuşur.
Azı doğru çıkar.
Ama neredeyse herkes emindir.
İşte tehlike tam buradadır.

Zan; ne zaman, nerede, nasıl, kim gördü, hangi şartta oldu sorularına cevap vermez.
Ama yine de hızla yayılır.

Çünkü sorgu istemez!!!

Muhakeme zahmetlidir, zan konforludur.
Düşünmek yorucudur, inanmak kolay.

Bir süre sonra zan bilgi gibi durur,
bilgi kimliğe yapışır.
Artık eleştirildiğinde fikrini savunmazsın, kendini savunursun.
Çünkü o zan sen olmuşsundur.
Ve insan kendine karşı açılan her soruyu saldırı sanır.

İnsanların hayatta kilitlendiği yer yanlış değildir.
Kesinliktir.
Yanlış değişir.
Kesinlik taşlaşır.

Cehalet boş bir bardaktır, ama içi zanla doldurulur.
Zanla dolu bardak dolu sanılır ama içi halan boştur.
Ne eklersin, ne girer.
İnsan en çok burada esir düşer; fark etmeden.

Herkes sormaz ama sormalıdır...
Hayatını yöneten şey gerçekten bildiklerin mi, yoksa hiç sorgulamadığın ama savunmaya hazır olduğun zannettiklerin mi?

Ve hale en tehlikeli cümle aynıdır...
“Ben bunu biliyorum.”

Bunu söyleyen insan bu cümleden sonra hiç bir şey öğrenemez.
Sadece savunur, ÖYLE ZAN ETMİŞİM

Doğru ya da Yanlış bilmek ile sormak, kaynak, güvenirlilik,... neden niçin nasılları sormak ile doğru yanlış ya da yanlış doğru olaral düzelebilir.


Fuzûlî der ki; “Mey biter sâkî kalır. Her renk solar hâkî kalır. İlim insanın cehlini alsa da, Hamurunda varsa eşeklik; bâkî kalır.”

Ama zanla yaşanan Cehallet içinde bir hayat, insanı yavaş yavaş kendisine bile kapatır.

Hayatımızı daha Çok Doğru bildiklerimiz mi şekillendiriyor yoksa Doğru ya da yanlış Zannetiklerimiz mi?
Cevapla